Ana içeriğe geç
Sözlük
/
hüsran

hüsran

noun
C2 seviye
TR → EN
"hüsran" kelimesinin İngilizcesi: frustration, disappointment, chagrin, chagrin. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelfrustrationnoun
Geneldisappointmentnoun
Genelchagrinnoun
Genelchagrin

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)hüsranı
Yönelme (-e)hüsrana
Bulunma (-de)hüsranda
Çıkma (-den)hüsrandan
Tamlayan (-in)hüsranın
Çoğul (-ler)hüsranlar

Tanım

•beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı, batkı
•zarar, ziyan
•Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı
•Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç

Diğer Dillerde

disappointment, let-down, bummer, frustration · disenchantment, disillusionment, disillusion · anticlimax
çekim: çoğul Enttäuschungen · tamlayan Enttäuschungen
eş: Ernüchterung, Desillusionierung, Aufklärung, Aufdeckung, Enthüllung
köken: enttäuschen (“to disappoint”) + -ung
Aber Sie waren enttäuscht? — Ama hüsrana uğradın.
Fransızcadéception, frustration (dişil) /de.sɛp.sjɔ̃/
disappointment
çekim: çoğul déceptions
eş: déboire, déconvenue, dépit
köken: Borrowed from Late Latin dēceptiōnem, from dēcipiō, whence French décevoir.
J'étais tellement frustré, en colère. — Hüsran içindeydim, öfkeliydim.
quelle déception!
inflection of ahuevar: · third-person singular imperative
- La decepcionarían. - ¿Cómo Io sabe, hace deporte? — Hüsrana uğrarsın.
İtalyancadelusione, disappunto, frustrazione, insoddisfazione (dişil) /de.luˈzjo.ne/
disappointment
çekim: çoğul delusioni
eş: amarezza, contrarietà, disillusione, disinganno, disappunto, dispiacere
köken: From Latin dēlūsiōnem.
Ero così frustrato, arrabbiato. — Hüsran içindeydim, öfkeliydim.
Rusçaразочарование, горечь потери, ущерб, потеря, урон
И почти у всех комариный член. — Hüsrana uğrarsın.
Arapçaإِحْبَاط, خَيْبَة أَمَل
.شعرت بالحنق والغضب — Hüsran içindeydim, öfkeliydim.
Farsçaدلسردی
Azericexəyal qırıqlığı
Kazakçaтүңілу
Özbekçeumidsizlik
hopelessness
çekim: çoğul umidsizliklar · tamlayan umidsizlikning
köken: From umidsiz (“hopeless”) + -lik.
frustration
çekim: çoğul frustraties
eş: irritatie, boosheid, wrevel, ongenoegen, aanstoot, ontstemdheid
köken: From frustreren + -atie.
Maar je was teleurgesteld. — Ama hüsrana uğradın.
Portekizcedecepção, frustração (dişil) /de.sepˈsɐ̃w̃/
disappointment · deception · disillusion
çekim: çoğul decepções
köken: Learned borrowing from Latin dēceptiōnem.
"Construir, às vezes destruir, mas sempre apoiar." — "Kimi zaman vuslat, kimi zaman hüsran".
disappointment
çekim: çoğul απογοητεύσεις · tamlayan απογοήτευσης
köken: From απογοητεύω (apogoïtévo) + -ση (-si).
Θα απογοητευόσουν. — Hüsrana uğrarsın.
Japonca失望, 挫折 /ɕit͡sɨbo̞ː/
disappointment · despair
çekim: geçmiş 失望した
eş: 絶望
) 「腹かく」 … 機嫌を損ねる事。 — Leşker Asakir) "Hüsran" (feat.
現政権には失望した。
Korece실망 /ɕʰiɭma̠ŋ/
disappointment, letdown
köken: Sino-Korean word from 失望 (“disappointment”)
aile: 실망하다, 실망시키다
그러나 결과는 패배다. — Sonuç bir hüsrandır.
İsveççebesvikelse, hinder
a disappointment
çekim: çoğul besvikelser · tamlayan besvikelses
köken: From besvika + -else. The former word is very uncommon in the Swedish of today, except in the past participle besviken (“disappointed”).
Motsatsen är realisationsförlust. — Sonuç bir hüsrandır.
Lehçefrustracja, rozczarowanie, zawód (dişil) /frusˈtra.t͡sja/
frustration (feeling of annoyance)
çekim: çoğul frustracje · tamlayan frustracji
köken: Borrowed from English frustration, from Latin frūstrātiō.
aile: frustracyjny
"Szkody łowieckie" (lista znalezionych orzeczeń). — Leşker Asakir) "Hüsran" (feat.
Ukraynacaнезадово́леність, ро́злад, розчарува́ння, фрустра́ція
Згодом це словосполучення злилося в одне слово. — Sonuç tek kelimeyle hüsrandı.
Hintçeआशाभंग, निराशा, मायूसी (dişil) /nɪ.ɾɑː.ʃɑː/
hopelessness, despair
çekim: çoğul निराशाएँ
köken: Borrowed from Sanskrit निराशा (nirāśā).
Fincefrustraatio, harmitus, käyminen tarkoituksettomaksi, pettymys, tarkoituksettomuus, tuleminen tarkoituksettomaksi /ˈfrustrɑːtio/
frustration
çekim: çoğul frustraatiot · tamlayan frustraation
köken: Internationalism (see English frustration), ultimately from Latin frūstrātiō.
Kompromissin teko olisi häviö. — Sonuç bir hüsrandır.
Çekçefrustrace, zklamání (dişil) /ˈfrustrat͡sɛ/
frustration
çekim: çoğul frustrací · tamlayan frustrací
köken: Ultimately from Latin frūstrātiō.
Byla bys rozčarovaná. — Hüsrana uğrarsın.
disappointment
çekim: çoğul decepții · tamlayan decepții
köken: Borrowed from French déception, from Latin deceptio.
Vei fi dezamăgită. — Hüsrana uğrarsın.
Macarcaakadályoztatás, csalódás, csalódottság, elkeseredettség, frusztráció, kiábrándultság /ˈt͡ʃɒloːdaːʃ/
disappointment · illusion
çekim: çoğul csalódások
köken: From csalódik (“to be disappointed / deluded”) + -ás (noun-forming suffix).
aile: érzékcsalódás, csalódást okoz, kelt, optikai csalódás
De hát ön csalódott benne. Nem? — Ama hüsrana uğradın.
İbraniceאכזבה, תסכול (dişil)
Disappointment: a feeling of being disappointed. · A disappointment: an instance of this feeling, or an event that causes it.
çekim: çoğul אַכְזָבוֹת
המסקנה היא תוצאה. — Sonuç bir hüsrandır.
הביע אכזבה מכך ש־
Dancaskuffelse (nötr)
disappointment
çekim: çoğul skuffelser · tamlayan skuffelses
köken: From skuffe + -else.
Jeg var frustreret, vred. — Hüsran içindeydim, öfkeliydim.
Norveççefrustrasjon
Da skal de forferdes og ha skam av Etiopia, som de satte sitt håp til, og av Egypten, som de var stolte av. — Kûşa bel bağlayan, Mısırla övünen halk hüsrana uğrayacak, utanç içinde kalacak.
Endonezcefrustrasi, kekecewaan /frusˈtrasi/
frustration
çekim: çoğul frustrasi-frustrasi
köken: Borrowed from Dutch frustratie (“frustration”), from Latin frūstrātiō (“disappointment”).
aile: kefrustrasian, sefrustrasi
Hal ini adalah pemborosan. — Sonuç bir hüsrandır.
Vietnamcasự thất vọng
Đó là một hy sinh. — Sonuç bir hüsrandır.

Etimoloji

Arapça

Örnek Cümleler

Hüsran vardı.
There has been frustration.
O bir hüsrandı.
That was a disappointment.
Hüsrana uğradım.
I was frustrated.
Hüsrana uğrarsın.
You'd be disappointed.
İnsanlar hüsranda.
Man is certainly loss,
Ama hüsrana uğradın.
But you were disappointed.
Sami de hüsrana uğramıştı.
Sami was also frustrated.
Ancak hüsran da söz konusu.
But there is frustration too.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim.
I was so frustrated, angry.
Doğrusu onlar hüsranda idiler.
They were indeed bound to perish.
Tom'un hüsranını anlayabilirim.
I can understand Tom's frustration.
Tom hüsrana uğradığını söyledi.
Tom told me that he was frustrated.
hüsran ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod