Ana içeriğe geç
Sözlük
/
alçaltıcı

alçaltıcı

adj
TR → EN
↔ ters çevir
"alçaltıcı" kelimesinin İngilizcesi: derogatory, pejorative, humiliating, pejorative, pejorative. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelderogatoryadj
Genelpejorativeadj
Genelhumiliatingadj
Genelpejorative
Genelpejorative
Genelpejorative

Tanım

küçük düşürücü
Küçük düşürücü

Diğer Dillerde

derogatory, disparaging
çekim: karşılaştırma abfälliger · üstünlük am abfälligsten
eş: abschätzig, abwertend, despektierlich, geringschätzig, herabsetzend, herabwürdigend
köken: From Middle High German abe-vellec, abevellec. By surface analysis, ab- + fällig. Also analyzable as Abfall + -ig.
Und ich hätte dann die Befürchtung, eine Strafe zu erhalten.“).Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
eine abfällige Bemerkung
Er machte ein paar abfällige und verächtliche Bemerkungen.
Fransızcadépréciatif, péjoratif /de.pʁe.sja.tif/
depreciatory, depreciative, derogatory, disparaging
zıt: appréciatif, mélioratif
köken: From déprécier + -atif.
Reçut-il quelque châtiment pour cela ?"Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
denigratory
eş: injurioso, oprobioso, humillante, degradante, ofensivo, indigno
köken: From denigrar + -ante.
Que cumpla su condena»».Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
insulting, offensive, abusive, injurious
köken: From Latin contumēliōsus.
Ecco il vero nemico da debellare».Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
Ведь такое наказание объявлено и для укрывающих».Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
present participle of beledigen
Jij bent het die gestraft moet worden."Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
Portekizcedepreciativo, derrogatório, pejorativo /de.pɾe.si.aˈt͡ʃi.vu/
derogatory, pejorative
köken: From depreciar + -tivo.
που εξευτελίζει, προσβλητικός
contempt; scorn; disdain
çekim: geçmiş 侮蔑した
eş: 軽侮, 軽蔑, 蔑視, 蔑如
Korece경멸어, 경멸적, 경멸적인, 멸시적 /kjʌ̹ŋmjʌ̹ʎt͡ɕ͈ʌ̹k̚/
Scornful.
köken: Sino-Korean word from 輕蔑的, from 輕蔑 (“scorn”) + 的.
그 벌을 달게 받으리라."Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
İsveççenedsättande
present participle of nedsätta
çekim: karşılaştırma mer nedsättande · üstünlük mest nedsättande
Och också över straffet ligger det ju något så festligt!"Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
Lehçepejoratywny, pogardliwy /pɛ.jɔ.raˈtɘv.nɘ/
derogatory, pejorative (tending to lessen the value of) · pejorative (giving an expression a negative meaning)
çekim: karşılaştırma bardziej pejoratywny · üstünlük najbardziej pejoratywny
eş: negatywny, ujemny
köken: Adapted borrowing of French péjorative + -ny, from Late Latin peiōrātus, past participle of peiōrāre, from Latin peior.
aile: pejoratywność
Hintçeअपमानजनक /əp.mɑːn.d͡ʒə.nək/
insulting, derogatory
köken: From अपमान (apmān, “disrespect”) + -जनक (-janak, “begetting”).
humiliating, condescending · degrading, demeaning; improper, shameful; something below one's dignity
çekim: karşılaştırma alentavampi · üstünlük alentavin
aile: alentavasti, alentavuus
Sellainen käytös olisi arvolleni alentavaa.
pejorative, derogatory
çekim: karşılaştırma hanlivější · üstünlük nejhanlivější
köken: From hanět (“to blame”) + -livý.
harmful, detrimental, injurious, damaging
köken: From daună + -tor.
pejorative, derogatory
çekim: karşılaştırma pejoratívabb · üstünlük legpejoratívabb
köken: From German pejorative. With -ív ending.
İbraniceפּוֹגֵעַ
derogatory, disparaging, slighting · disparagingly
eş: nedvurderende
köken: From the present participle of nedsætte (“reduce”), in an archaic sense "belittle", "denigrate" "disparage".
Norveççenedsettende
to insult, humiliate, offend
köken: From meng- + hina.
Mereka itu pasti akan menerima hukuman yang lebih berat."Onlar için alçaltıcı bir azap vardır."
Katalancaderogatori, despectiu, pejoratiu /də.ɾo.ɣəˈtɔ.ɾi/
derogatory
pejorative, derogatory

Etimoloji

Equivalent to alçalt- (“to humiliate”) + -ıcı. Compare Azerbaijani alçaldıcı.

Örnek Cümleler

Bu alçaltıcı.
It's demeaning.
Alçaltıcı azab onadır.
A humiliating chastisement awaits him.
O, alçaltıcı, yükselticidir.
Degrading (some) and exalting (others);
Onlara alçaltıcı bir azap var
And for them is a disgracing torment.
O alçaltıcıdır, yücelticidir.
Degrading (some) and exalting (others);
O, alçaltıcıdır, yükselticidir.
Degrading (some) and exalting (others);
Kafirlere alçaltıcı bir azap var.
The punishment for disbelievers is ignominious.
Onun için alçaltıcı bir azap var.
A humiliating chastisement awaits him.
İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.
For such as these the nemesis will be shameful.
Kafirlere alçaltıcı bir azab vardır.
The punishment for disbelievers is ignominious.
Onun için alçaltıcı bir azap vardır.
A humiliating chastisement awaits him.
Onun için alçaltıcı bir azab vardır.
A humiliating chastisement awaits him.
alçaltıcı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod