şişlik
/ʃiʃˈlic/
adj
C2 seviye
TR → EN
"şişlik" kelimesinin İngilizcesi: neoplasm, tumor, turgent, swell, shashlik. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Tıpneoplasmnoun
Tıptumornoun
Genelturgent
Genelswell
Genelshashlik
Genelshashlik
Genelshashlik
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)şişliği
Yönelme (-e)şişliğe
Bulunma (-de)şişlikte
Çıkma (-den)şişlikten
Tamlayan (-in)şişliğin
Çoğul (-ler)şişlikler
Tanım
•şiş
•şiş olmaya elverişli
•Şiş olmaya elverişli
Diğer Dillerde
Almancaadrett, Anhöhe, anschwellen, Anschwellen, anschwellen lassen, Anstieg /aˈdʁɛt/
neat, tidy, clean-cut (relating to clothing or appearance)
çekim: karşılaştırma adretter · üstünlük am adrettesten
köken: Borrowed from French adroit (“skilled”).
owl (specifically, those species of owls without ear tufts; those with ear tufts are hiboux)
çekim: çoğul chouettes
köken: ] From Middle French chouette, from Old French choete, diminutive from choe (“jackdaw”), from Frankish *kâwa.
aile: chouette boréale, chouette cendrée, chouette chevêche, chouette des terriers, chouette effraie, chouette épervière, chouette harfang, chouette hulotte, chouette lapone, chouette rayée
İspanyolcaexcelente, finchar (disused), hinchar, hincharse, inflar, inflarse /eɡsθeˈlente/
excellent, brilliant, superb · copacetic (US slang) · tiptop, topnotch, top notch
çekim: üstünlük excelentísimo
eş: óptimo
köken: From Latin excellentem. Cognate with Italian eccellente, French excellent, English excellent.
aile: excelentemente
Hace un par de años sentí un nódulo en el cuello y me tocó pasar por una resonancia magnética. — Birkaç yıl önce boynumun kenarında bir şişlik hissettim, ve artık MR çekilme sırası bana gelmişti.
İtalyancafar gonfiare, flutti, gonfiarsi, ingrossarsi, mare di fondo, mareggiare (eril)
plural of flutto
eş: onde, ondate, cavalloni
Al suo posto fu inserito Empty Spaces. — Kafasında yer yer şişlikler vardı.
Rusçaприпухлость, вздутие
Окно Бааде является самой большой из шести областей, через которые видимы звёзды центрального балджа. — Baade Penceresi, merkezi şişlikte yıldızların görünebildiği altı bölgeden en büyüğüdür.
Arapçaاِنْتَفَخَ, وَرَم, وَرِمَ
وتُعتبر نافذة بادي أكبر المناطق الست التي من خلالها تُرى حوصلة مجرة النجوم المركزية. — Baade Penceresi, merkezi şişlikte yıldızların görünebildiği altı bölgeden en büyüğüdür.
Farsçaآماسیدن, تومور, ورم کردن /ʔaː.maː.siː.ˈdan/
to swell
Azericeşiş, şişirmək, şişmək /ʃiʃ/
skewer · food served on a skewer.
çekim: çoğul şişlər
köken: From Proto-Turkic *sīĺ (“wedge, tooth”).
aile: nə şiş yansın, nə də kabab
Kazakçaісік
swelling, lump, tumor
çekim: çoğul ісіктер · tamlayan ісіктің
köken: From Proto-Turkic *sīĺč (“swelling, tumor”).
Özbekçeshish
Felemenkçeaanzwellen, deining, geweldig, gezwel, mieters, opzwellen /ˈaːnzʋɛlə(n)/
to swell · to swell up, surge
çekim: geçmiş zwollen aan · ortaç aangezwollen · şimdiki zwelt aan · ulaç aanzwellend
köken: From aan + zwellen.
aile: aanzwelling
In een vroeg stadium van de infectie is er sprake van een pijnloos knobbeltje of van een pijnloze zwelling. — Hastalığın erken evresinde enfeksiyon, ağrısız bir nodül veya bölgesel şişlik ile karakterizedir.
to swell (become bigger) · to swell due to oedema
çekim: geçmiş inchei · ortaç inchado · şimdiki incha
eş: abaloufar
zıt: esvaziar, desinchar
köken: Inherited from Old Galician-Portuguese inchar, from Latin īnflāre. Compare Galician inchar and Spanish hinchar. Doublet of the borrowed inflar.
O início da infecção caracteriza-se pela presença de um nódulo indolor ou de inchaço local. — Hastalığın erken evresinde enfeksiyon, ağrısız bir nodül veya bölgesel şişlik ile karakterizedir.
η ισχυρή θαλάσσια ανατάραξη και το επικίνδυνο κύμα που κινείται από την ανοικτή θάλασσα προς την ακτή ή τα λιμάνια, συχνά ως αποτέλεσμα μακρινού κυματισμού (σουέλ) ή κακοκαιρίας
undulation; swell (of waves)
MRI を受けることになりました 腫瘍でした それも悪性の — Birkaç yıl önce boynumun kenarında bir şişlik hissettim, ve artık MR çekilme sırası bana gelmişti.
to inflate, (of bread) to rise · to swell, to swell up, to be swollen · to be buoyed up, to be full of (hope, anticipation)
çekim: geçmiş 부풀었다
köken: First attested in the Eoje naehun, (御製內訓 / 어제내훈), 1475 , as Middle Korean 부플다 (Yale: pwuphulta).
aile: 부풀리다
몇 년전에 저의 한쪽 목에 덩어리 같은게 있는걸 느꼈어요. 이번엔 제가 MRI검사를 받을 차례였던거죠. — Birkaç yıl önce boynumun kenarında bir şişlik hissettim, ve artık MR çekilme sırası bana gelmişti.
a swell (series of ocean waves surviving the wind that produced them) · an individual wave in a swell · a wake (after-effect)
çekim: çoğul dyningar · tamlayan dynings
aile: efterdyning
På huvudet finns ljusa fläckar. — Kafasında yer yer şişlikler vardı.
i dyningarna efter ...
rzecz. odczas. od falować
Lub po prostu, że jesteś odporny na ból. — Makat apseleri dayanılmaz ağrıya neden olan şişliklerdir.
Ukraynacaо́пух, пухли́на
Декілька років тому в мене з'явився набряк на шиї, тепер була моя черга проходити МРТ. — Birkaç yıl önce boynumun kenarında bir şişlik hissettim, ve artık MR çekilme sırası bana gelmişti.
Hintçeट्यूमर, नववर्धन, फुलाव, सूजना /suːd͡ʒ.nɑː/
to swell, be swollen
çekim: geçmiş सूजता · şimdiki सूजता है
köken: Inherited from Sanskrit शूयते (śūyate). Compare Punjabi ਸੁੱਜਣਾ (sujjaṇā) / سُجّݨا (sujjṇā), ਸੋਜ (soj) / سوج (soj), Sindhi سُڄَڻُ (suj̄aṇu) / सुॼणु, سوڄِ (soj̄i) / सोॼि, Gujarati સૂજવું (sūjvũ), સોજો (sojo), Marathi सुजणे (sujṇe), सुज (suj), Sinhalese ඉදෙනවා (idenawā), Kholosi sojo.
Finceherra, hienosti, hyvin, kasvain, keikari, komeljanttari /ˈherːɑ/
Mister (polite title for an adult man) · sir (polite form of address to a man, often preceded by hyvä) · gentleman (honourable or sophisticated man)
çekim: çoğul herrat · tamlayan herran
köken: Borrowed from Old Norse herra, from Old Saxon hērro, from Old High German hērro, the comparative form of hēr (“noble, venerable”) (German hehr), by analogy with Latin senior (“elder”). Cognates include Danish herre, Norwegian herre, Swedish herre, Icelandic herra, Dutch heer, German Herr. The Old High German word originally meant "grey, grey-haired", and descends from Proto-Germanic *hairaz…
aile: ei pidä mennä herrojen kanssa marjaan, herra se on herrallakin, herrajesta, herrajestas, herranen, Herranen, herranjesta, herranjestas, herraskainen, herrastella
Herra Virtanen, voinko puhua kanssanne?
Anteeksi, herra...
Hyvät herrat!
Çekçenaběhnout, nádor, napuchnout, opuchnout, otéci, otéct /ˈnabjɛɦnou̯t/
to run into, to run up · to become swollen, to swell up, to puff up · to start up, to come into operation
çekim: geçmiş naběhnuvše · ortaç naběhla · şimdiki naběhne
köken: From na- + běhnout.
Přestože je Paige vzhůru, otok může způsobit zmatení nebo ztrátu paměti, nevypočitatelné výkyvy nálad. — Bilincinde olsa bile, şişlik konfüzyon ya da hafıza kaybı, düzensiz ruh hallerine neden olabilir.
Rumenceminunat, se umfla, senzațional, tumoare, val, valuri
wonderful
köken: Past participle of minuna.
Stadiul incipient al infecției este caracterizat de un nodul sau zonă umflată nedureroasă. — Hastalığın erken evresinde enfeksiyon, ağrısız bir nodül veya bölgesel şişlik ile karakterizedir.
Macarcadagad, daganat, dagaszt, duzzad, duzzaszt, felduzzaszt /ˈdɒɡɒd/
to swell, rise
çekim: geçmiş dagadtak
köken: Uncertain. Perhaps from Proto-Finno-Ugric *toŋɜ- (*taŋɜ-) + -ad (frequentative suffix).
aile: dagadás, dagadoz, dagadozik, dagadt, bedagad, feldagad, kidagad, megdagad
A rajtunk lévő órát, gyűrűt, karkötőt levesszük. — Şişlik oluşabileceğinden saat, yüzük, bilezik vb. takılar çıkarılır.
to be thick; to swell; to break forth
לפני כמה שנים הרגשתי גוש בצוואר שלי, וזה היה תורי במכונת הMRI. — Birkaç yıl önce boynumun kenarında bir şişlik hissettim, ve artık MR çekilme sırası bana gelmişti.
Latinceadaestuō, intumēscō, tumeō, tumor, turgescō /ˈtʊ.mɔr/
the state of being swollen · swelling; tumor · the swell of the sea
çekim: çoğul tumōrēs · tamlayan tumōris
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *tum-der. Latin tumeō Proto-Indo-European *-os Proto-Indo-European *-s Proto-Indo-European *-ōs Proto-Italic *-ōs Latin -or Latin tumor From tumeō (“to bulge; to swell”) + -or.
aile: tumōrōsus
Tumor ille locī permānsit, et altī collis habet speciem.
a swell (wave movement in the sea that only slowly disappears, when reaching the shore) · an aftermath, after-effect
çekim: çoğul dønninger · tamlayan dønnings
köken: From Low German düning.
Norveççesvelle
Etimoloji
By surface analysis, şiş (“skewer”) + -lik
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Şişlik indi.
The swelling has gone down.
Ayaklarımda şişlikler var.
I've got blisters on my feet.
Tom'un alnında bir şişlik var.
Tom has a lump on his forehead.
Şişlik genellikle yatınca kaybolur.
The bulge commonly disappears on lying down.
Yanaklarınızda ne kadar zamandır şişlik var?
How long have your cheeks been swollen?
Fistüle olmayan abseler, şişlik olarak kalabilir.
Possible indeterminate atoposaurid remains.
Pflanzengallen und Gallentiere, 1891 – Bitki şişlikleri hakk..
Pflanzengallen und Gallentiere, 1891 – On plant galls.
Şişlik, şarabın rengini etkilediği için kaliteyi olumsuz etkiler.
The swelling has a negative effect on quality since it affects the colour of the wine.
Şiddetli karın morluğu, başın arkasında şişlik ve morarmış bir omuz.
Severe abdominal bruising, swelling behind the head and a bruised shoulder.
Larinksin kendisi sıklıkla eritem (kızarıklık) ve ödem (şişlik) gösterir.
The larynx itself will often show erythema (reddening) and edema (swelling).
Nabothian kistleri en sık serviksin yüzeyinde sert şişlikler olarak görülür.
Nabothian cysts appear most often as firm bumps on the cervix's surface.
Çene çevresinde genellikle büyük miktarda şişlik ve bazı durumlarda morarma vardır.
There is often a large amount of swelling around the jaw area, and in some cases bruising.