şımarık

/ʃɯmaɾɯk/
adj
C1 seviye
TR → EN
"şımarık" kelimesinin İngilizcesi: pert, pert. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpertadj
Genelpert

Görsel

Şımarık Yumurta Bardak Karakteri: 3D Animasyonlu Komik FigürŞımarık Kocaman Kafalı 3D Fasulye Karakteri Dili Dışarıda Poz VeriyorBazen şımarık bir çocuk gibi davranıyorsun Muzaffer abi. Mümkün değil.Büyülü şato manzaralı ve mum ışığındaki mavi gözlü şımarık kedi portresi

Çekim Tablosu

Çoğul (-ler)şımarığız

Tanım

•şımarmış, şımartılmış (kimse)
•Kendisine gösterilen sevgi ve saygıdan veya verilen değerden yüreklenerek yersiz ve aşırı davranışlarda bulunan

Diğer Dillerde

attractive, fetching; handsome
çekim: karşılaştırma attraktiver · üstünlük am attraktivsten
eş: anziehend, hübsch, ansprechend, lukrativ, reizvoll
köken: Borrowed from French attractif, from Latin attractīvus.
aile: Attraktivität
Das nenne ich eine Frechheit! — Ben buna şımarıklık derim!
Fransızcaanimé, impertinent /a.ni.me/
alive · animated · lively
çekim: çoğul animés
eş: brûlant, chaud, enflammé, excité, expressif, fringant
köken: From animer + -é.
aile: dessin animé
Petite salope! — Seni şımarık pislik. Şımarık pislik.
İtalyancafaceto, impertinente, vivace /faˈt͡ʃɛ.to/
witty, humorous, facetious
eş: allegro, ameno, arguto, brioso, buffo, divertente
köken: Borrowed from Latin facētus.
(Corrotta è una parola Yorkshire e mezzi viziato e irascibile.) — (Gölgelenen bir Yorkshire kelime ve şımarık ve huysuz anlamına gelir.)
Più tardi mi accorsi che l'uomo era forse di buon cuore e di umore faceto.
Rusçaизбалованный; взбалмошный
Немедленно прекратите баловство! — Derhal şımarıklığı kesin!
İsveççefräck, käck, rapp, välskapt
brazen, shameless or impudent; shocking or audacious · rude · cheeky, brazen, bold (of for example a robbery carried out in broad daylight)
çekim: karşılaştırma fräckare · üstünlük fräckast
köken: From Old Norse frekr (“greedy, assertive, pushy”); see also Icelandic frekur, German frech.
Den stygga flickans rackartyg. — Zengin ailenin şımarık kızı.
Hon är inte lite fräck som vågar sig hit efter vad hon gjorde
Vilken fräck kommentar! Så säger man inte till sin egen mamma!
en fräck bankkupp
FincePERT
(Pilanneet on Yorkshire sana ja tarkoittaa hemmoteltu ja ärtyisä.) — (Gölgelenen bir Yorkshire kelime ve şımarık ve huysuz anlamına gelir.)
cheeky, impudent, impertinent
çekim: karşılaştırma drzejší · üstünlük nejdrzejší
eş: neomalený, hubatý, troufalý, opovážlivý, nestoudný, nestydatý
köken: Inherited from Proto-Slavic *dьrzъ.
aile: drzost
Lstivý a sobecký člověk. — Şımarık ve bencil bir kızdır.
lively (full of life) · bright, vivid (color)
çekim: karşılaştırma élénkebb · üstünlük legélénkebb
köken: First attested in 1801. From él (“to live”) + -énk (adjective-forming suffix, expressing a permanent, habitual quality or nature), created during the Hungarian language reform, which took place in the 18th–19th centuries.
aile: élénken, élénkít, élénkség, élénkül, élénklila, élénkpiros, élénksárga, élénkvörös, élénkzöld
(Gátat szab a Yorkshire szó és azt jelenti, elkényeztetett és bosszús.) — (Gölgelenen bir Yorkshire kelime ve şımarık ve huysuz anlamına gelir.)
Latinceprocax /ˈprɔ.kaːks/
bold, brash, shameless, impudent, insolent, forward, pert, saucy, wanton
çekim: üstünlük procācissimus
köken: Derived from proc(ō) (“to ask, demand”) + -āx (“inclined to”).
aile: procācia, procācitās
alive, living · composed of living beings · lively, agile, brisk, animated, active
çekim: karşılaştırma по́-жи́ви · üstünlük на́й-жи́ви
zıt: мъ́ртъв
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *gʷeyh₃- Proto-Indo-European *-wós Proto-Indo-European *gʷih₃wós Proto-Balto-Slavic *gīˀwás Proto-Slavic *živъ Old Church Slavonic живъ (živŭ) Bulgarian жив Inherited from Old Church Slavonic живъ (živŭ), from Proto-Slavic *živъ. Compare Sanskrit जीव (jīva).
aile: живо́т, живе́я, житие́, жи́тел, жи́телка, жи́телство
"Радово, Трънско. — "Mazarat", şımarık.
жи́ва приро́да
Единственият човек, който остана жив в Куручешме, беше шейсетгодишният старец Хаджи Апостол.
жи́ва стена́

Etimoloji

From Ottoman Turkish شیماریق (şımarık). Nişanyan suggests an adaptation of a Persian borrowing. Çağbayır considers it native.

Örnek Cümleler

Tom şımarık.
Tom is spoiled.
Tom şımarıktı.
Tom was spoiled.
O şımarık bir çocuk.
He is a spoiled child.
Tom şımarık bir çocuk.
Tom is a spoiled child.
Tom tembel ve şımarık.
Tom is lazy and spoiled.
Tom şımarık görünüyor.
Tom looks perky.
Tom şımarık bir velet.
Tom is a spoiled brat.
Bu kadar şımarık olma.
Don't be so naughty.
Tom şımarık bir çocuktu.
Tom was a spoiled child.
Şımarık çocuk sevmiyorum.
I don't like spoiled children.
Şımarık oğlan geri döndü.
The wayward son has returned.
Tom şımarık küçük bir çocuk.
Tom is a spoiled little brat.
şımarık ile daha fazla örnek cümle →