strangle

/ˈstɹæŋɡ(ə)l/2 hece
verb
C1 seviye
EN → TR
"strangle" kelimesinin Türkçesi: boğmak, bastırmak, boğmak, boğazlamak, boğmak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelboğmakverb
Genelbastırmak
Genelboğmak
Genelboğazlamak
Genelboğmak
Genelboğmak
Genelboğulmak. strangle hold güreşte boğma vaziyeti
Genelboğucu hakimiyet.
Genelboğazını sıkarak öldürmek

Tanım

•struggle for breath; have insufficient oxygen intake

Diğer Dillerde

Fransızcaétrangler
İspanyolcaestrangular
İtalyancastrangolare
Rusçaдуши́ть, задуши́ть, подави́ть, подавля́ть, придуши́ть
Arapçaخَنَقَ
Azericeboğmaq
Portekizcesufocar
Japonca絞め殺す
Korece교살하다
İsveççestrypa, undertrycka
Ukraynacaдуши́ти, задуши́ти, придуши́ти, приду́шувати
Fincekuristaa
Macarcaelfojt, fojtogat, megfojt
İbraniceחנק, חנק למוות
Latinceangō, offōcō, strangulō, suffōcō
Dancakvæle
Endonezcemencekik
Vietnamcabóp nghẹt
Bulgarcaсподавям, удушавам
Slovakçazaškrtiť
Litvancapasmaugti
Katalancaescanyar
Galiçyacaesganar

Etimoloji

From Middle English stranglen, from Old French estrangler, from Latin strangulō, strangulāre, from Ancient Greek στραγγαλόομαι (strangalóomai, “to be strangled”), from στραγγάλη (strangálē, “a halter”); compare στραγγός (strangós, “twisted”) and string. Displaced Middle English wirien, awurien (“to strangle”) (> English worry).

Kelime Ailesi

strangle the parrot
strangleable
strangledly
stranglehold
stranglement
strangler
strangleweed
strangling
strangling angel
strangling angel of children
strangling fig
stranglingly
unstrangle
unstrangled

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Onu boğmadım.
I didn't strangle her.
Sami boğuldu.
Sami was strangled.
Ben onu boğacağım.
I'm going to strangle him.
Onu boğmak istiyorum.
I'd like to strangle her.
Tom uykusunda boğuldu.
Tom was strangled in his sleep.
Tom'u boğmak istiyorum.
I'd like to strangle Tom.
Tom boğularak öldürüldü.
Tom was strangled.
Birini boğarak öldürdüm.
I strangled one.
Tom'u boğarak öldürmedim.
I didn't strangle Tom.
Tom bir iple Mary'yi boğdu.
Tom strangled Mary with a rope.
Tom Mary'yi boğmaya çalıştı.
Tom tried to strangle Mary.
O bir kediyi boğarak öldürdü.
She strangled a cat.