steep

/stiːp/1 hece
C1 seviye
EN → TR
"steep" kelimesinin Türkçesi: dik, sarp, aşırı, diklik., karmak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldik
Genelsarp
Genelaşırı
Geneldiklik.
Genelkarmak
Geneldemlendirmek
Geneldemlemek
Geneldemlenmek
Geneldemlenme
Geneldemlendirme
Geneldik
Geneldaldırmak
Genel(fig.) doldurmak
Geneliçine işletmek
Genel(k. dili) fazla
Geneliçinde bir şey ıslatılan sıvı veya kap. He is steeped in Near East history Yakın Doğu tarihi konusunda çok bilgilidir .
Genelyüksek (fiyat)
Geneldik yokuş
Geneluçurum. steeply dikine
Genelhızla. steepness sarplık
Geneliyice ıslanmak
Geneliyice ıslatmak
Genelsuya bastırmak
Geneliyice ıslatma veya ıslanma

Görsel

Dağcı gökyüzü manzaralı dik kayalıkta tırmanışDar vadide akan turkuaz nehir ve dik kayalıklarSuluboya Stilinde Gururlu Dik Duran Sevimli Yeşil Timsah KarakteriKraft Kağıttan Çevre Dostu Dik Durabilen Ambalaj Torbası Stok Görseli

Tanım

•a steep place (as on a hill)
•let sit in a liquid to extract a flavor or to cleanse
•of a slope; set at a high angle

Atasözü & Deyim

“Boş başak dik durur”
“Boş çuval ayakta (dik) durmaz: 1”
“Bir ağaçta gül de biter, diken de”
“Diken battığı yerden çıkar”
“Dikensiz gül olmaz”

Diğer Dillerde

Almancaeintauchen, einweichen, Lauge, steil, ziehen lassen
Rusçaвыма́чивать, вы́мочить, зава́ривать, завари́ть, зама́чивать, круто́й
Azericedik, sarp
Felemenkçeweken
Portekizceíngreme, íngrime
Yunancaαπότομος
Korece가파르다
İsveççebrant, dra, indränka
Ukraynacaзавари́ти, зава́рювати, загруза́ти, загру́знути, замочи́ти, замо́чувати
Macarcameredek
İbraniceהשרה, תָּלוּל
Latincearduus, praeceps, praeruptus, subficiō
Dancadykke, dyppe, stejl, trække
Norveççebratt
Vietnamcadốc, ngâm
Bulgarcaваря, накисвам, потапям, стръмен
Slovencestrm
Litvancaskardi̇̀ngas, statùs
Letoncakraujš, stāvs
Estoncajärsk
Taycaชัน

Kelime Ailesi

ensteep
insteep
resteep
rot-steep
Steep Falls
steep-down
steep-slope roof
steepable
steepen
steeple
steeply
steepness
steepy
unsteep
unsteeped

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
unconscionable
big-ticket
brant
chargeful
cheap at half the price
cost-prohibitive
costful
costly
dear
dearthful
dispendious
ex
Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

En dik iniş
Steepest Descent
Epey...dik olmuş.
It's...quite steep.
Dik dağa tırmandık.
We climbed up the steep mountain.
Dağlar hain ve dikti.
The mountains were treacherous and steep.
Hangi bölüm en diktir?
Which section is the steepest?
Bu, ters U'ya benziyor.
Here, it was a very steep downward slope.
Tam negatif 2 de değil.
It's a little bit steeper than a slope of 1.
O, dik yamaca bakakaldı.
He stared at the steep slope.
Ekonomi çökmek üzereydi.
The economy was in steep decline.
E'de daha da dikleşiyor.
At E, it gets even steeper.
Yani oldukça dik olacak.
So it'll be pretty steep.
Evet, Ama bu tarih dolu.
- Yes, but it's steeped in history.