seduce

/sɪˈdjuːs/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"seduce" kelimesinin Türkçesi: ifsat, ayartma, azdırmak, azdlrılabilir, ayartmak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelifsat
Genelayartma
Genelazdırmak
Genelazdlrılabilir
Genelayartmak
Genelbaştan çıkarma seducer ayartan adam iğfal eden adam. seducible baştan çıkarılabilir
Geneliğfal edilebilir.
Genelifsat etmek
Genelbaştan çıkarmak
Genelnamusuna leke sürmek
Geneliğfal etmek. seducement iğfal

Tanım

•lure or entice away from duty, principles, or proper conduct

Diğer Dillerde

Fransızcaséduire
İspanyolcallevar al huerto, llevarse al huerto, seducir
İtalyancasedurre
Rusçaобольсти́ть, обольща́ть, прельсти́ть, прельща́ть, соблазни́ть, соблазня́ть
Arapçaأَغْرَى, أَغْوَى
Kazakçaадастыру, азғыру, алжастыру, еліктіру
Felemenkçeverleiden, versieren
Portekizceseduzir
Japonca誘惑する
İsveççeförföra, förleda
Ukraynacaспокушати
Çekçesvádět, svést
Rumenceseduce
Latincesēdūcō
Dancaforføre
Norveççeforlede, forlokke
Katalancaseduir
Baskçaliluratu, limurtu
İzlandacalokka, tæla
Gürcüceშეცდენა, ცდუნება
Malaycagoda
Esperantoamindumi

Etimoloji

Borrowed from Latin sēdūcō (“to lead apart or astray”), from sē- (“aside, away, astray”) + dūcō (“to lead”); see duct. Compare adduce, conduce, deduce, etc. and Middle English seduct.

Kelime Ailesi

seduceable
seducee
seducible
unseduce
unseduced

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Onu baştan çıkaracaktın
ln case you want to seduce him to bed
Sizi baştan çıkartırlar.
They seduce you.
O, Tom tarafından ayartıldı.
She was seduced by Tom.
Onu baştan çıkarmamı istedi.
She wanted me to seduce him.
(Cici Kız)'ye ilham vermişti.
He tried to seduce the girl.
Sevgilimi ayartmaya çalýţacak.
He’s gonna try to seduce my girlfriend.
Beni kandırmaya mı çalışıyorsun?
Are you trying to seduce me?
O beni baştan çıkarmaya çalıştı.
He tried to seduce me.
Siz insanlarla çok uğraştınız" der.
Many of humankind did ye seduce.
Yusuf: "Beni kendine o çağırdı" dedi.
(Joseph) said: "It was she who wanted to seduce me."
Linda, Dan'i baştan çıkarmaya çalıştı.
Linda tried to seduce Dan.
Tom sekreterini baştan çıkarmaya çalıştı.
Tom tried to seduce his secretary.