hindrance
2 hece
C2 seviye
EN → TR
"hindrance" kelimesinin Türkçesi: engelleme, engel, mâni.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelengelleme
Genelengel
Genelmâni.
Tanım
•the act of hindering or obstructing or impeding
Diğer Dillerde
AlmancaBehinderung, Hindernis
Fransızcaentrave, obstacle
İspanyolcaimpedimento, obstáculo, rémora, traba
İtalyancaimpaccio, ostacolo
Rusçaпоме́ха, препя́тствие
Azericeəngəl
Felemenkçehindernis, obstakel
Portekizcebarreira, empecilho, estorvo, freio, obice, obstrução
Korece방해
Lehçeprzeszkoda
Çekçepřekážka
Macarcaakadály
İbraniceעַכָּבָה
Latinceimpedīmentum, ōbex, obiectus
Endonezcehalangan
Bulgarcaпрепятствие, пречка, спънка
Letoncašķērslis
İrlandacaéaradh
İzlandacahindrun
Etimoloji
From Middle English hinderance, hinderaunce, hindraunce, hynderaunce, hynderawnce, hynderawns, hyndrance; equivalent to hinder + -ance.
Kelime Ailesi
steric hindrance
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Örnek Cümleler
Tam bir ayak bağıyım.
I'm just a hindrance.
Yoldan çıkanları ise yalnız bırakırlar.
But they who have hindrance in their souls are hindered).
Haçlılar için bir ciddi engel kötü hava koşullarıydı.
Bad weather conditions were a serious hindrance to the crusaders.
Şaban ise kendisine umut bağlayanların yüzünü kara çıkarmaz.
No hindrance should be caused by any one to those who enjoy it.
Önce ne hissediyorsanız size bunların doğal olduğunu anlatır.
First, he can explain to you that whatever hindrances you are feeling are natural.
Motive değilsen hemen eve dön. Sadece bir ayak bağı olacaksın.
If you're not motivated, go back home. You'll just be a hindrance.
Kral yapabilir o olmadan ne diğerine engel o zalimce kimin haksızlık.
The King may do what he will without hindrance from one whom he has cruelly wronged.
Kral o acımasızca bir engel olmadan ne yapabilir nefislerine zulmediyorlardı.
The King may do what he will without hindrance from one whom he has cruelly wronged.
Ancak, alt yapının zayıfligi, ticaret için büyük bir engel olmaya devam ediyor.
However, weak infrastructure remains a big hindrance to trade.
Başbakan Nikola Gruevski, geride kalan Balkan ülkelerinin engel yaratacağından şüpheli.
Prime Minister Nikola Gruevski doubts that lagging Balkan countries will be a hindrance.
Yabancı yatırımlarda bir artışa rağmen, katı DYY politikaları önemli bir engel oluşturdu.
Despite a surge in foreign investments, rigid FDI policies were a significant hindrance.