Bu sonuçsuz argümanı bırakalım.
Let's stop this fruitless argument.
Bu meyve vermeyen argümanı durduralım.
Let's stop this fruitless argument.
Bu toplantılar sonsuz ve verimsizdirler.
These meetings are infinite and fruitless.
"Sonuçsuz" operasyonlar dönemi başladı. [41]
A period of "fruitless" operations began.[41]
Ancak görüşmeler kısa sürede sonuçsuz kalır.
The talks, however, soon proved fruitless.
Aramalardan şu ana kadar bir sonuç alınamadı.
The search has proved fruitless so far.
Sırp hükümet görüşmelerinden hala sonuç çıkmadı
Serbian government talks still fruitless
Fruitless (fru) mutant geni davranışsal olarak kısırdı.
The fruitless (fru) mutant was behaviorally sterile.
Çalışmalar sonuç vermemeye başlayınca grup paniklemeye başladı.
As the sessions proved increasingly fruitless, the group began to panic.
Biliyoruz ki aptalca ve yararsız şeyler, ama yine de yapıyoruz.
We know they're silly and fruitless, and we do them anyway.
Yaptıklarının hepsi orada boş çıkmıştır. Bütün yaptıkları geçersizdir.
Fruitless will be what they have fashioned, and whatever they have done will perish.
Bu yüzden ALLAH onların işlerini boşa çıkarır. Bu, ALLAH için kolaydır.
Therefore Allah makes their deeds fruitless, and that is ever easy for Allah.