fling
/ˈflɪŋ/1 hece
C1 seviye
EN → TR
"fling" kelimesinin Türkçesi: fırlatmak., atma, atış, sıçrayış, fırlayış. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelfırlatmak.
Genelatma
Genelatış
Genelsıçrayış
Genelfırlayış
Genelhakaret
Geneldalmak
Geneldüşürmek
Geneldevirmek
GenelçıIgınlık
Geneleğlence
Genelyaymak
Genelfırlatmak
Genelyıkmak
Genel(flung) atmak
Genelmeydanı boş bulup bol bol eğlenmek.
Genelsavurmak: silkinmek: silkmek
Genelbinicisini üstünden atmak (at): öteye beriye sallamak
Genelçifte atmak: atılmak
Genelsavurmak (küfür)
Genelsıçramak. fling away dışarı atmak
Geneldışarı fırlamak. fling off dağıtmak
Genelizini kaybettirmek (av)
Geneldefetmek. fling out yüzüne karşı söylemek (söz)
Genellaf sokuşturma
Geneliğneli söz
Genelhareketli dans
Genelserbest davranış. have a fling at denemek
Genelyapmaya çalışmak. have one' fling baskıdan kurtulup serbestçe hareket etmek
Tanım
•the act of flinging
•throw or cast away
Diğer Dillerde
Almancaausgelassene Zeit, Bettgeschichte, flüchtige Affäre, Gaudi, Herumwerfen, Hinschleudern
İtalyancaavventura, scagliare, slanciare
Rusçaброса́ть, броса́ться, бро́сить, бро́ситься, интри́жка, кида́ть
Arapçaاِنْدَفَعَ, رَمَّى, صَبَّ, عَلَاقَة سَرِيعَة, علاقة طيارى
Felemenkçeavontuurtje, slippertje, smijten
Portekizcearremessar, caso, ficada, lançar
Japonca投げる
Finceheitto, hoito, pikasuhde, säätö, sätke, sätkiminen
Rumencearunca, aventură
İbraniceסטוץ
Norveççeeventyr
Endonezcebanting, membanting
Katalancarotllo
Galcesbri
İrlandacaspallaíocht
Esperantoĵeti
Marathiceजोराने फेकणे, भिरकावणे
Sanskritçeक्षिपति
Etimoloji
From Middle English fling, from the verb (see below). Compare Icelandic flengur (“a fast sprint”).
Kelime Ailesi
fling out
flingee
flinger
flingy
full fling
Highland fling
outfling
upfling
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Sadece bir kaçamaktı.
It was just a fling.
Kısa bir gagaları vardır.
They have a brief fling.
Kanat çırpışı ve savuruşu
Clap and fling
Bu bir kaçamak değil miydi?
Wasn 't this just a fling?
Taşlar kendilerini flinging.
Stones flinging themselves.
Çocuk göle taşlar fırlatarak zaman geçirdi
The boy passed the time by flinging stones into the lake.
Onunla ormanda kısa bir konuşma yapmıştır.
She has a brief fling with Palace.
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.
She has a brief fling with Ismael.
Eğer çamur atmaya gidersen onun birazı sana yapışır.
If you go around flinging mud, some of it will stick to you.
Onun Ingrid Bergman'la ilgili çılgınlıklarını duydum.
I heard he had some kind of a fling with Ingrid Bergman.
Sözleri reddedilir de şüphe yok ki denir, yalancılarsınız siz.
They will fling back at them the saying, 'Surely, you are truly liars.'
Koştukları ortaklar: "Doğrusu siz yalancısınız" diye söz atarlar.
They will fling back at them the saying, 'Surely, you are truly liars.'