excessive
/ɪkˈsɛsɪv/3 hece
C1 seviye
EN → TR
Tanım
•unrestrained, especially with regard to feelings
Diğer Dillerde
Almancaexzessiv, übermäßig
Fransızcaexcessif
İspanyolcaexcesivo
İtalyancaeccessivo
Rusçaизбы́точный, изли́шний, ли́шний, чрезме́рный
Arapçaزَائِد, مُفْرِط
Felemenkçeovermatig
Portekizceexcessivo
Yunancaυπερβολικός, υπέρμετρος
Japonca過度の
Korece과도의
İsveççeöverdriven
Ukraynacaнадмі́рний, непомі́рний
Hintçeअतिरिक्त
Finceliiallinen, yletön
Çekçenadměrný
Rumenceexcesiv
Macarcatúlzott
Norveççeoverdreven
Bulgarcaпрекален, прекомерен
Letoncapārliecīgs, pārmērīgs
Katalancaexcessiu
İrlandacaiomarcach
İzlandacaóhóflegur
Ermeniceավելորդ
Gürcüceგადამეტებული, გადაჭარბებული, ზედმეტი, ზომაგადასული, მეტისმეტი, უზომო
Etimoloji
From Middle English excessive, excessif, from Old French excessif, from Medieval Latin excessivus, equivalent to excess + -ive.
Eş & Zıt Anlamlılar
Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar
Örnek Cümleler
O aşırıydı.
It was excessive.
Aşırı değil mi?
Isn't that excessive?
Bu aşırı görünüyor.
This seems excessive.
Onun talepleri aşırı.
Her demands are excessive.
strcpy(A, "arabellek");
strcpy(A, "excessive");
Sami aşırı kayıp yaşadı.
Sami suffered excessive loss.
O çok fazla sigara içiyor.
She smokes excessively.
O aşırı miktarda kahve içer.
He drinks excessive amounts of coffee.
Allah israf edenleri sevmez.
He does not love the excessive.
Yoksa saçma söylemiş oluruz."
We would have certainly spoken, then, an excessive transgression.
Aşırı sigara içmekten sakının.
Avoid smoking excessively.
Aşırı dürüstlük feci olabilir.
Excessive honesty can be disastrous.