debt

/dɛt/1 hece
B1 seviye
EN → TR
"debt" kelimesinin Türkçesi: alacak, matlup, suç, borç, kabahat. debt of honor namus borcu. bad debt tahsil olunmayacak borç. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelalacak
Genelmatlup
Genelsuç
Genelborç
Genelkabahat. debt of honor namus borcu. bad debt tahsil olunmayacak borç
Genel(tic.) borç
Geneltediye etmek. doubtful debts meşkuk matlubat
Geneltahsili şüpheli borçlar. floating debt vadeli borçlar. funded debt senetlere bağlanmış borç. get out of debt borçtan kurtulmak. good debt sağlam borç

Görsel

Sıcak beni alacak mı, ben mi sıcağı yiyeceğim, bilmiyorumAlacakaranlıkta Karlı Dağ Zirvesi ve Yıldızlı Samanyolu ManzarasıAlacakaranlıkta Altın Tonda Parlayan Saz ve Kamış Tarlası ManzarasıAlacakaranlıkta Işıl Işıl Kır Evi: Çiçeklerle Çevrili Masalsı Bahçe Manzarası

Tanım

•an obligation to pay or do something

Atasözü & Deyim

“Arı bal alacak çiçeği bilir”
“Kefen alacak adam yüzünden belli olur”
“Alacakla verecek (borç) ödenmez”
“Borçlunun duacısı alacaklısıdır”

Diğer Dillerde

Fransızcadette
Rusçaдолг, задо́лженность, обя́занность
Arapçaدَيْن, قَرْض, قِرْض
Azericeborc, qərz
Özbekçedayn, nasiya, qarz
Tatarcaбурыч
Portekizcedívida
Yunancaχρέος
Japonca借金, 負債
Korece부채, 차금
İsveççegäld, skuld
Ukraynacaборг, зобов'я́зання, обо́в'язок
Çekçedluh
Rumencedatorie
İbraniceחוֹב
Latincedēbitum
Norveççegjeld
Endonezceberutang, utang

Kelime Ailesi

acquisition debt
antidebt
bad debt
bonded debt
book debt
carbon debt
collateralized debt obligation
debt bondage
debt burden
debt ceiling
debt collection
debt collector
debt enforcement
debt exchange
debt instrument
debt obligation
debt of honor
debt of honour

Eş & Zıt Anlamlılar

Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Bu borç.
This is the debt.
Ne borcu?
What debt?
BORÇLU. ..
And these are words that you'll hear a lot in the context of debt, or in the context of loans.
Borcum var.
I have a debt to pay.
Tom borçlu.
Tom is in debt.
Bu borçtur.
But this is debt. $80 million of debt right here.
Borç = para,
Yes, that's the only way banks make money, by making debt loans. Debt = money, Pile.
Tom borçlandı.
Tom ran into debt.
Ben borçsuzum.
I'm debt-free.
O, borçsuzdur.
He's debt-free.
Ona borcum var.
I owe him a debt.
O, borca girdi.
He ran into debt.