Mayalanan süt pıhtılaşmaya başlar.
The milk then starts to coagulate.
İçini kuru yaprak ve yosunlarla döşer.
Dissolve it in own water and coagulate.
Pıhtılaşır gibi görünür alır, görüyorum.
Gets visible as it coagulates, I see.
Denizkulağı, bir deniz yumuşakçası (Haliotis).
They find a "coagulated" sea.
İçeride proteinler -- o glüten -- pıhtılaşıyor.
Inside, the proteins -- this gluten -- coagulates.
Büyük alanlarda, lateksin toplama kabında pıhtılaşmasına izin verilir.
In major areas, latex is allowed to coagulate in the collection cup.
Pıhtılaşmış topaklar toplanır ve pazarlama için kuru formlara dönüştürülür.
The coagulated lumps are collected and processed into dry forms for marketing.