titizlikle

C2 seviye
TR → EN
"titizlikle" kelimesinin İngilizcesi: petulant. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelpetulant
Tanım
•Titiz bir biçimde, titiz olarak
•Ayrıntılara inerek, önem vererek, hiçbir tarafını ihmal etmeksizin
Diğer Dillerde
Almancabockig, borstig, gereizt, launenhaft, launisch, leicht reizbar /ˈbɔkɪç/
stubborn · defiant
çekim: karşılaştırma bockiger · üstünlük am bockigsten
eş: aufmüpfig, aufsässig, bockbeinig, dickköpfig, eigensinnig, halsstarrig
köken: Bock (“buck”) + -ig
All diese Pinguine wurden peinlich genau vom Öl gesäubert. — Bütün bu penguenlerin vücutlarındaki petrolün titizlikle temizlenmesi gerekiyordu.
Fransızcairascible, pétulant /i.ʁa.sibl/
irascible
eş: acariâtre, caractériel, coléreux, colérique, irritable
köken: Learned borrowing from Late Latin īrāscibilis, from īrāscor (“grow angry”), from īra (“anger”) (whence ire).
aile: irascibilité
Il faut faire attention aux antiquités. — Antikalar titizlikle kullanılmalı.
Near-synonyms: irritable, susceptible
İspanyolcamostrar petulancia, petulante, ponerse tonto /petuˈlante/
posing, self-proud, conceited
çekim: çoğul petulantes
eş: engreído, presuntuoso, vanidoso
köken: From Latin petulantem.
También se incluían canciones abrasivas, rápidas y meticulosamente programadas por ordenador. — Bu albüm, aşındırıcı, hızlı, titizlikle programlanmış şarkılardan oluşmaktaydı.
Rusçaвздорный, раздражи́тельный /ˈvzdornɨj/
absurd, nonsensical, foolish · ill-tempered, quarrelsome, cantankerous
eş: необоснованный, выдуманный, бессмысленный, конфликтный, склочный, скандальный
köken: вздор (vzdor) + -ный (-nyj)
Он тщательно подготовил свою речь. — Yapacağı konuşmayı titizlikle hazırladı.
vrolijk, schertsend, nonchalant
James was erg secuur wat betreft het proces van opnemen, masteren en drukken. — James, kayıt, mastering ve baskılama sürecinde titizlikle davrandı.
Lehçedrażliwy /draˈʐli.vɘ/
irritable, touchy, irascible · sensitive (tending to provoke irritation or anger)
çekim: karşılaştırma drażliwszy · üstünlük najdrażliwszy
eş: obraźliwy, obrażalski
köken: Etymology tree Proto-Slavic *drazniti /*dražniti Polish drażnić Proto-Indo-European *-lós Proto-Slavic *-lъ Old Polish -ły Proto-Slavic *-ivъ Old Polish -iwy Old Polish -liwy Polish -liwy Polish drażliwy From drażnić + -liwy.
aile: drażliwość
Musisz wybrać to co ci pasuje i każdy kto żyje zgodnie z Biblią będzie wybierał to co mu akurat pasuje. — Secmece yapmak zorundasiniz, ve Incil'e uymaya calisan herkes ayni sekilde titizlikle secmek zorunda.
Fincekiukutteleva
Hän ei yhdistä puhelua eteenpäin, joten vastaa kysymyksiin huolellisesti. — Bu kişi telefonu bir başka yere bağlamadığı için sorulara titizlikle cevap veriniz.
Çekçepopudlivý /ˈpopudlɪviː/
irritable, short-tempered
çekim: karşılaştırma popudlivější · üstünlük nejpopudlivější
Produkce byla pečlivě monitorována, aby se zajistilo plnění dohody členů kartelu. — Kartel üyelerinin kurala uymaları için ampul üretimi titizlikle izlendi.
Macarcaingerlékeny, nyűgös, sértődékeny /ˈiŋɡɛrleːkɛɲ/
irritable, excitable, short-tempered, petulant (easily irritated or annoyed)
çekim: karşılaştırma ingerlékenyebb · üstünlük legingerlékenyebb
zıt: higgadt, nyugodt, békés
köken: ingerel (“to irritate”) + -ékeny (adjective-forming suffix denoting ability or tendency)
aile: ingerlékenyen, ingerlékenység
Az antik darabokat gondosan óvni kell. — Antikalar titizlikle kullanılmalı.
Latincepetulans /ˈpɛ.tʊ.ɫãːs/
pert, saucy, impudent, wanton · freakish · petulant
çekim: karşılaştırma petulantior · üstünlük petulantissimus
köken: From *petulō, from petō (“to aim at, ask”). Compare petulcus.
aile: petulantia
Norveççeamper, hårsår, lunefull, pirrelig
Bulgarcaраздразнителен, сприхав /ˈsprixɐf/
sulky, hotheaded, irritable, easily exasperated
çekim: karşılaştırma по́-спри́хави · üstünlük на́й-спри́хави
köken: From obsolete спри́хам (spríham, “snort”) + -ав (-av) (see basal при́хам (príham, “to groan”)).
Така че всички тези пингвини трябваше да бъдат старателно почистени махайки петрола от телата им. — Bütün bu penguenlerin vücutlarındaki petrolün titizlikle temizlenmesi gerekiyordu.
Slovakçanevrlý
Všetky tieto tučniaky bolo treba dôkladne očistiť od ropy na ich telách. — Bütün bu penguenlerin vücutlarındaki petrolün titizlikle temizlenmesi gerekiyordu.
Galiçyacabamborriñeiro, botado, chufón, farfallán
past participle of botar
Ermeniceխռովկան, նեղացկոտ
Esperantopetola /peˈtola/
petulant, frolicsome
köken: From French pétulant, Italian petulante, English petulant, all from Latin petulāns. The u was likely replaced with o to avoid confusion with peti and its derived terms.
aile: petolema, petoli, petolo, petolulo
Makedoncaразгневен, раздразлив /ˈrazɡnɛvɛn/
masculine singular adjectival participle of разгневи (razgnevi)
Faroecebitutur
Örnek Cümleler
O, işini titizlikle yaptı.
He did his work painstakingly.
Sami işi titizlikle planladı.
Sami planned the thing meticulously.
Antikalar titizlikle kullanılmalı.
Antiques should be carefully preserved.
Titizlikle korunan inciler misali;
Like pearls within their shells,
Sami titizlikle kovboy gibi giyindi.
Sami was meticulously dressed as a cowboy.
Titizlikle saklanan bir Kitap'tadır.
(Inscribed) in the well-kept Book.
Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.
And those who are mindful of their moral obligations.
Tom her zaman arabasına titizlikle baktı.
Tom has always looked after his cars fastidiously.
Halk oruç tutardı, ancak daha az titizlikle.
Commoners engaged in fasts, but less rigorously.
Sami'nin arka bahçesi titizlikle muhafaza edildi.
Sami's backyard was meticulously maintained.
Onlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır.
And those who are watchful of their acts of prayer.
Bunlar, cinsiyet organlarını titizlikle korurlar.
And those who guard their sex except from their wives and women slaves of old
titizlikle ile daha fazla örnek cümle →