sülâle

/sy.laːˈle/
noun
TR → EN
"sülâle" kelimesinin İngilizcesi: dynasty, extraction. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneldynastynoun
Genelextraction

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)sülaleyi
Yönelme (-e)sülaleye
Bulunma (-de)sülalede
Çıkma (-den)sülaleden
Tamlayan (-in)sülalenin
Çoğul (-ler)sülaleler

Tanım

•ev, aile
•soy, hısım akraba
•Yakın ve uzak bütün akrabalar
•Ev; aile

Diğer Dillerde

descent, ancestry, lineage, parentage, genealogy
çekim: çoğul Abstammungen · tamlayan Abstammungen
eş: Abkunft, Herkunft, Herkommen, Ursprung
köken: abstammen + -ung
Das Dorf entstand aus mehreren Gehöften. — Köy birkaç sülaleden oluşur.
Fransızcaextraction (dişil) /ɛk.stʁak.sjɔ̃/
extraction
çekim: çoğul extractions
Logo d’Axl Rose. — "Axl Rose'un Sülalesi".
İspanyolcadinastía, extracción (dişil) /dinasˈtia/
dynasty
çekim: çoğul dinastías
köken: Borrowed from Ancient Greek δυναστεία (dunasteía).
¡Eh, hombres de la nobleza! — Hey, o herifin sülalesinin erkekleri!
İtalyancadinastia (dişil) /di.nasˈti.a/
dynasty, house
çekim: çoğul dinastie
eş: casa, casata, casato, casta, ceppo, discendenza
köken: From Ancient Greek δυναστεία (dunasteía, “lordship, dominion”).
I frutteti di Tā'if sono qui. — Bu sülaler ve geldikleri yerler.
Rusçaпотомство, род, династия
Деревня состоит из нескольких усадеб. — Köy birkaç sülaleden oluşur.
Arapçaسُلَالَة
كان أسلافي من جانبه مزارعين — Baba tarafımdan sülalemiz çiftçilermiş.
Azericeçıxarılma, hasilat, sülalə, xanədan /hɑːˈsiɫɑt/
extraction, mining, quarrying; production (of natural resources)
çekim: çoğul hasilatlar · tamlayan hasilatın
köken: From Arabic حَصِيلَة (ḥaṣīla).
neft hasilatı
Kazakçaәулет, династия
descendant · dynasty
çekim: çoğul әулеттер · tamlayan әулеттің
köken: From Arabic أَوْلاد (ʔawlād).
Özbekçesulola, xonadon
Felemenkçeafstamming, aftreksel, extractie, heersersfamilie, heersersgeslacht (dişil) /ˈɑf.stɑ.mɪŋ/
lineage, descent
köken: From afstammen + -ing.
aile: afstammingsleer
GJ is een wasbeer. — Teb'li bir sülaledir.
Haar familie heeft een lange en trotse afstamming die teruggaat tot de middeleeuwen.
dynasty
çekim: çoğul δυναστείες · tamlayan δυναστείας
Τόμοι 19 και 20 - Ο Κόσμος των φυτών. — MÖ 1320-18) 19. sülalenin kurucusudur.
Το 1925, η δυναστεία των Παχλαβί ανήλθαν στην εξουσία στη Περσία
Japonca王家, 王朝 /o̞ːke̞/
royal family
aile: 王家の谷
」「唇です」「何階建て? — 3. Kaç Sülale Geldi ve Adlar Neydi?
Korece나라, 왕가, 왕조, 황가 /na̠ɾa̠/
country, nation · government
eş: 국가
köken: In the hangul script, first attested in the Yongbi eocheon'ga (龍飛御天歌 / 용비어천가), 1447, as Middle Korean 나랗〮 (Yale: nàláh), from Old Korean 國惡 (*NALak). Compare Yukjin dialect 나랑 (narang), which preserves the velar nature of the coda consonant. Beyond Koreanic, the word is usually connected to Proto-Tungusic *nā (“land”), and hence Manchu ᠨᠠ (na, “land”) and Nanai на (na, “land”), with *lak~*lah…
aile: 꿈나라, 나라님, 나라말, 나랏돈, 달나라, 별나라, 섬나라, 우리나라, 하늘나라
민선 7기 경상남도 거제시장이다. — Ben değil, yedi sülalem Kızılbaştır.
러시아는 세계에서 제일 큰 나라다.
이건 나라가 준 돈이야.
İsveççebörd, extraktion, härkomst, härstamning
a birth (the event), childbirth, delivery · nobility, birthright, descent, ancestry, lineage (the privileges that come with birth, e.g. for a nobleman)
çekim: çoğul börder · tamlayan börds
köken: From the verb bära, just like English birth relates to the verb bear. From Old Swedish byrþ, from Old Norse burðr, byrð, Proto-Germanic *burdiz, from Proto-Indo-European *bʰer-.
I är ett signum i SAB. — Teb'li bir sülaledir.
en kvinna av börd och en man av folket
Lehçepochodzenie, usunięcie, wycofanie, wydobywanie (nötr) /pɔ.xɔˈd͡zɛ.ɲɛ/
origin, provenance
çekim: çoğul pochodzenia · tamlayan pochodzenia
eş: genealogia, przyczyna, źródło, proweniencja, rodowód, geneza
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂ep Proto-Indo-European *-o Proto-Indo-European *h₂epó Proto-Indo-European *h₂pó Proto-Balto-Slavic *pa Proto-Slavic *po Proto-Slavic *po- Old Polish po- Polish po- Proto-Indo-European *sed-der.? Proto-Slavic *xodъ Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Balto-Slavic *-éitei Proto-Slavic *-iti Proto-Slavic *xoditi Old Polish chodzić Polish…
Inne anglosaskie nazwy są nadal w użyciu. — Hala sülale isimleri yaşatılmaktadır.
Ukraynacaдина́стія
Які бувають припої і які у них властивості? (рос.) — 3. Kaç Sülale Geldi ve Adlar Neydi?
family; lineage
çekim: çoğul ख़ानदानों
köken: Borrowed from Classical Persian خَانْدَان (xāndān).
aile: ख़ानदानी
मैं राजपूतों के ख़ानदान का हूँ!
dynasty
çekim: çoğul dynastiat · tamlayan dynastian
köken: From Latin dynastia (“dynasty”).
aile: dynastinen
Pääosin he ovat saksalaisia, sveitsiläisiä ja brittejä. — Onun sülalesi Alman, İsveçli ve İngilizlerden oluşur.
Çekçedynastie, původ, trhání (dişil) /ˈdɪnastɪjɛ/
dynasty
çekim: çoğul dynastií · tamlayan dynastií
köken: Borrowed from Ancient Greek δυναστεία (dunasteía).
To je ten, co po hospodách hledá pravdu. — Yani yaylayı satın alan sülalelerdir.
dynasty
çekim: çoğul dinastii · tamlayan dinastii
köken: Borrowed from French dynastie.
Valea Oltului reprezintă o adevărata axă a teritoriului județului. — Hamaloğlu sülalesi köyün hakimidir.
Macarcadinasztia, elszívás, eltávolítás, eredet, foghúzás, kiemelés /ˈdinɒstijɒ/
dynasty (a series of rulers or dynasts from one family)
çekim: çoğul dinasztiák
köken: Internationalism (compare English dynasty, German Dynastie, French dynastie), from Latin dynastīa (“rule, dominion; dynasty”), from Ancient Greek δῠνᾰστείᾱ (dŭnăsteíā, “power, dominion, lordship”).
aile: dinasztiabeli, dinasztiaalapító, színészdinasztia
Felmenőim az ő ágáról földművesek voltak. — Baba tarafımdan sülalemiz çiftçilermiş.
İbraniceשׁוֹשֶׁלֶת
כדי לשפר שמות עממיים קיימים. — Hala sülale isimleri yaşatılmaktadır.
Dancaafstamning, dynasti, slægtskab, udtrækning, udvinding
dynasty
çekim: çoğul dynastier · tamlayan dynastis
köken: From Ancient Greek δυναστεία (dunasteía, “power, dominion”).
Alle skal bruge de samme dæk. — Yani hepsi aynı sülale mensubudurlar.
Norveççeavstamning, utvinning
Hans slektsbakgrunn er skotsk, svensk, og tysk. — Onun sülalesi Alman, İsveçli ve İngilizlerden oluşur.
Endonezceahala, dinasti, ekstraksi, wangsa /diˈnasti/
dynasty
çekim: çoğul dinasti-dinasti
köken: From Dutch dynastie, from French dynastie, from Middle French dynastie, from Late Latin dynastia, from Ancient Greek δυναστεία (dunasteía, “power, dominion”). Cognate of Afrikaans dinastie.
Kota ini memiliki angka kepadatan penduduk 49 jiwa/km². — Köy nüfusuna kayıtlı olarak 49 sülale (soy) mevcuttur.
Vietnamcatriều đại, vương triều /t͡ɕiəw˨˩ ʔɗaːj˧˨ʔ/
dynasty; reign
köken: Sino-Vietnamese word from 朝代.
Không, cả nhà họ nên bị tiêu diệt đi! — Hayır, ...bütün sülalesi yok edilsin!
Bulgarcaвадене, изваждане, произход (eril) /proˈisxot/
parentage; descent; family background · origin; source; provenance; genesis
çekim: çoğul прои́зходи
köken: From про- (pro-) + из- (iz-) + ход (hod).
Първоначално това са били две села. — İlk önce köy iki sülaledir.
Slovencedinastíja
Njegovi predniki so bili nemškega, švedskega in norveškega porekla. — Onun sülalesi Alman, İsveçli ve İngilizlerden oluşur.

Etimoloji

Osmanlı Türkçesi سلاله (sülâle) sözcüğünden devralındı, Arapça سُلَالَة (sülāle) sözcüğünden.

Örnek Cümleler

Tom sülaleden zengin.
Tom comes from old money.
"Axl Rose'un Sülalesi".
'The Soul of Axelle Red'.
Benim sülalemde çok doktor var.
I come from a long line of doctors.
Bu sülaler ve geldikleri yerler.
The Black People and Whence They Came.
Ben değil, yedi sülalem Kızılbaştır.
They have seven branchiostegal rays.
Hayır, ...bütün sülalesi yok edilsin!
No, their entire family line should get wiped out!
Hey, o herifin sülalesinin erkekleri!
Hey, men of that guy's family!
Baba tarafımdan sülalemiz çiftçilermiş.
His part of my ancestry has been farmers.
Köyün geneli sülale olarak yaşamaktadır.
Peoples of the village live a simple life.
O herifin sülalesini lanetleyemez miyim?
Can't I curse that guy's family?
Bu iki soyun sülaleleri bu mahallede yaşamaktadır.
These two large stone culverts survive in this area.
Günümüzde köyün en kalabalık sülalesi Karaca'lardır.
The major population of today's Kartal are Muslims.
sülâle ile daha fazla örnek cümle →