çekim: geçmiş rieb ein · ortaç eingerieben · şimdiki reibt ein · ulaç einreibend
köken: From Middle High German īnrīben. Equivalent to ein + reiben.
aile: Einreibung
Die Bäume gingen hin, daß sie einen König über sich salbten, und sprachen zu dem Ölbaum: Sei unser König! — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
to plaster · to coat, cover · to smear, anoint (to smear or rub over with oil or an unctuous substance)
çekim: geçmiş enduit · ortaç enduit · şimdiki enduit · ulaç enduisant
eş: oindre, tartiner
köken: Inherited from Old French enduire, inherited from Latin indūcere. Doublet of induire.
En Orient, on appelle ce sacrement chrismation, onction de chrême, ou myron, ce qui signifie chrême. — Bu sırra Doğu kiliselerinde Krismasyon, yağla meshetme ya da myron (krem) denir, çünkü temel rit meshetmektir.
to consecrate · to devote; to dedicate · to confirm, to establish
çekim: geçmiş consagré · ortaç consagrado · şimdiki consagra
köken: Inherited from Old Spanish consagrar, modification of cossagrar after con-, from Late Latin cōnsacrāre, from earlier Latin cōnsecrāre.
aile: consagratorio
Los árboles iban a elegir un rey sobre ellos y dijeron al olivo: "¡Reina sobre nosotros! — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
çekim: geçmiş oleàto · ortaç oleàto · şimdiki òlea · ulaç oleànte
Si misero in cammino gli alberi per ungere un re su di essi. Dissero all'ulivo: Regna su di noi — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
Пошли некогда дерева помазать над собою царя исказали маслине: царствуй над нами. — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
çekim: geçmiş oleei · ortaç oleado · şimdiki oleia
Foram uma vez as árvores a ungir para si um rei; e disseram � oliveira: Reina tu sobre nós. — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
çekim: geçmiş επάλειψα · ortaç έχοντας επαλείψει · şimdiki επαλείφει · ulaç επαλείφοντας
köken: From Ancient Greek ἐπαλείφω. Morphologically, from επ- (επι-) (“over, on”) + αλείφω (“spread”).
Υπηγον ποτε τα δενδρα να χρισωσι βασιλεα εφ' εαυτων και ειπον προς την ελαιαν, Βασιλευσον εφ' ημων. — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
çekim: geçmiş voidellut · şimdiki voitelee · ulaç voiteleva
köken: From obsolete voitaa + -ella.
aile: voitelu
Puut lähtivät voitelemaan itsellensä kuningasta. Ja he sanoivat öljypuulle: `Ole sinä meidän kuninkaamme`. — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
Sešlo se některého času dříví, aby pomazalo nad sebou krále. I řekli olivě: Kraluj nad námi. — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
הלוך הלכו העצים למשח עליהם מלך ויאמרו לזית מלוכה עלינו׃ — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
ointment (a thick viscous preparation for application to the skin, often containing medication)
çekim: çoğul salver · tamlayan salves
köken: From Middle Low German salve, from Old Saxon salva, from Proto-West Germanic *salbu.
Engang tog Træerne sig for at salve sig en Konge. De sagde da til Olietræet: Vær du vor Konge! — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
to crush, to smash, to squash · to run over, to drive over · to overwhelm, to rout
çekim: geçmiş none · ortaç сма́зван · şimdiki сма́зва · ulaç сма́зващ
еднъж дърветата отишли да помажат цар, който да ги владее, и рекли на маслината: Царувай над нас. — Bir gün ağaçlar kendilerine bir kral meshetmek istediler; zeytin ağacına gidip, ‹Gel kralımız ol› dediler.
to butter; to cover (e.g. a slice of bread) with butter or another spread · to make, prepare (a slice of bread, sandwich, etc., which might have more than just a spread on it, e.g. ham, cheese, cucumber etc.) · to cover with a fatty substance, cream, etc.; smear
çekim: geçmiş smurði
köken: From Old Norse smyrva, smyrja, from Proto-Germanic *smirwijaną.