Ana içeriğe geç
Sözlük
/
aykırılık

aykırılık

TR → EN
"aykırılık" kelimesinin İngilizcesi: contradiction, heterodoxy. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcontradiction
Genelheterodoxy

Tanım

•aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf
•İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında farklılık

Diğer Dillerde

AlmancaAndersgläubigkeit, Gegensatz, Heterodoxie, Irrglaube, Widerspruch (eril) /ˈɡeːɡn̩zats/
opposition, antagonism · opposite · conflict, contradiction
çekim: çoğul Gegensätze · tamlayan Gegensatzes
eş: Antithese, Antistrophe, Kontrapunkt
köken: From gegen- + Satz (“set”). Calque of Latin oppositio.
aile: gegensätzlich
Wir reden wieder über Ausreißer. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Fransızcacontradiction, hétérodoxie (dişil) /kɔ̃.tʁa.dik.sjɔ̃/
contradiction
çekim: çoğul contradictions
köken: Borrowed from Latin contradictiōnem.
aile: esprit de contradiction
Cela démolirait beaucoup d'opposition. — Aykırılıkların birçoğunu ortadan kaldıracak bu.
İspanyolcacontradicción, contrasentido, heterodoxia (dişil) /kontɾadiɡˈθjon/
contradiction
çekim: çoğul contradicciones
köken: Borrowed from Latin contradictiōnem. From contradecir + -ción.
aile: contradicción en los términos, espíritu de contradicción, principio de contradicción
De nuevo, los valores atípicos. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
İtalyancacontraddizione, eterodossia (dişil) /kon.trad.ditˈt͡sjo.ne/
contradiction · oxymoron
çekim: çoğul contraddizioni
eş: controsenso, incoerenza, incongruenza, antinomia, contrapposizione, contrasto
köken: Borrowed from Latin contrādictiōnem. By surface analysis, contra- + dizione.
Ancora una volta stiamo parlando di anomalie. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Rusçaконтраст, несоответствие, противоречивость (eril) /kɐnˈtrast/
contrast
çekim: çoğul контра́сты · tamlayan контра́ста
eş: контрастность, контрастность
Снова, мы говорим отстраненно. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Arapçaتَنَاقُضٌ
نحن نتحدث عن المتناقضات .. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Felemenkçecontradictie, dwaalleer, heterodoxie, ketterij, onrechtszekerheid, tegenspraak (dişil) /ˌkɔn.traːˈdɪk.si/
contradiction
çekim: çoğul contradicties
eş: tegenspraak, tegenstrijdigheid
köken: From Middle Dutch contradictie, from Middle French contradiction, from Old French contradiction, from Latin contrādictiō, from contrādīcō (“speak against”).
We hebben het weer over uitschieters. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Portekizcecontradição (dişil) /kõ.tɾa.d͡ʒiˈsɐ̃w̃/
contradiction (statement that contradicts itself)
çekim: çoğul contradições
köken: Borrowed from Latin contrādictiōnem (“contradiction”).
De novo, estamos a falar de dados atípicos. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
rebuttal
çekim: çoğul αντικρούσεις · tamlayan αντίκρουσης
köken: αντί- (antí-) + κρούση (kroúsi)
Για άλλη μια φορά, μιλάμε για ακραίες τιμές. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Japoncaヘテロドキシー, 反論, 反駁, 恒偽式, 異端, 矛盾 /hã̠n̺ɾõ̞ɴ/
objection, rebuttal, refutation
çekim: geçmiş 反論した
eş: 反駁, 抗議, 異議
なにかしら 因果関係があるはずです — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
まずは、この偽情報の早期探知と迅速な反論というのが必要なことだと思っています。
Korece모순 /mo̞sʰun/
contradiction
eş: 배반
köken: Sino-Korean word from 矛盾.
다시, 우리는 분리된 것들에 대해 이야기 할 것입니다. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
heterodoxy
çekim: tamlayan heterodoxis
zıt: ortodoxi
köken: Derived from Ancient Greek ἑτεροδοξία (heterodoxía). Cognate of German Heterodoxie, French hétérodoxie.
Återigen, vi pratar om extremvärden. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Lehçeantynomia, heterodoksja, sprzeczność (dişil) /an.tɘˈnɔ.mja/
antinomy, contradiction
çekim: çoğul antynomie · tamlayan antynomii
eş: sprzeczność
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *h₂ent- Proto-Indo-European *-s Proto-Indo-European *h₂énts Proto-Indo-European *-i Proto-Indo-European *h₂énti Ancient Greek ᾰ̓ντῐ́ (ăntĭ́) Ancient Greek ἀντι- (anti-) Proto-Indo-European *nem-der. Proto-Indo-European *németi Proto-Hellenic *némō Ancient Greek νέμω (némō) Proto-Indo-European *-os Proto-Hellenic *-os Ancient Greek -ος (-os) Ancient Greek νόμος…
To obserwacja odstająca. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Ukraynacaпротирі́ччя, супере́чність
Hintçeअसंगति, विसंगति (dişil) /ə.səŋ.ɡə.t̪iː/
incoherence, inconsistency, contradiction, absurdity, inappropriateness, incongruity, discrepancy · when the cause and the effect occur in different locations, appearing contradictory
çekim: çoğul असंगतियाँ
zıt: संगति, सामंजस्य
köken: Borrowed from Sanskrit असङ्गति (asaṅgati)। Equivalent to असंगत (asaṅgat) + -इ (-i).
उसके बयानों में बहुत असंगति है।
Finceheterodoksia, heterodoksisuus, kiistäminen, ristiriita /ˈheteroˌdoksiɑ/
heterodoxy
çekim: çoğul heterodoksiat · tamlayan heterodoksian
köken: Internationalism (see English heterodoxy), ultimately from Ancient Greek ἑτεροδοξία (heterodoxía).
Çekçekontradikce, rozpor, spor (dişil) /ˈkontradɪkt͡sɛ/
contradiction
çekim: çoğul kontradikcí · tamlayan kontradikcí
eş: protimluv, spor, rozpor
zıt: tautologie
Mluvíme tu přeci o domorodcích. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Rumencecontradicție, contrazicere (dişil)
contradiction
çekim: çoğul contradicții
köken: Borrowed from Latin contradictio, French contradiction.
Din nou, vorbim despre extreme. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Macarcaellenkezés, ellentmondás, önellentmondás /ˈɛlːɛntmondaːʃ/
verbal noun of ellentmond · contradiction (logical inconsistency) · objection
çekim: çoğul ellentmondások
köken: ellent + mondás, analogous with ellentmond + -ás (noun-forming suffix).
aile: ellentmondásos, önellentmondás
Megintcsak, nagy eltéréseket keresünk. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
İbraniceסתירה (dişil) /stiˈʁa/
contradiction · neutralization, counteraction
çekim: çoğul סְתִירוֹת
köken: Verbal noun of סָתַר (satár, “to contradict”).
שוב, אנחנו מדברים על יוצאי דופן. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Latincecontrādictiō, oblocutio, obloquium, repugnantia (dişil) /ɔb.ɫɔˈkuː.ti.oː/
a contradiction
çekim: çoğul oblocūtiōnēs · tamlayan oblocūtiōnis
köken: Etymology tree Latin obloquor Proto-Indo-European *-tis Proto-Indo-European *-Hō Proto-Indo-European *-tiHō Proto-Italic *-tiō Latin -tiō Latin oblocūtiō From obloquor + -tiō.
contradiction, act of contradicting
çekim: çoğul modsigelser · tamlayan modsigelses
köken: modsige + -else
aile: selvmodsigelse
Norveççemotsigelse
Endonezcekontradiksi, percanggahan /kɔntraˈdiksi/
contradiction
çekim: çoğul kontradiksi-kontradiksi
köken: Affixed kontra- + diksi, from Dutch contradictie, from Middle Dutch contradictie, from Middle French contradiction, from Old French contradiction, from Latin contrādictiō, from contrādīcō (“speak against”).
Sekali lagi, kita berbicara tentang dua kutub yang berbeda. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Bulgarcaдруговерие, ерес, отрицание, противоречие (dişil) /ˈɛrɛs/
heresy
çekim: çoğul е́реси
köken: Inherited from Old Church Slavonic ересь (eresĭ)
Отново, ние говорим за големите различия в стойностите. — Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz.
Litvancaprieštaravimas
Letoncapretruna (dişil)
contradiction
çekim: çoğul pretrunas · tamlayan pretrunas
köken: pret (“against”) + runa (“speech”)
Katalancacontradicció, heterodòxia (dişil) /kon.tɾə.ðik.siˈo/
contradiction
çekim: çoğul contradiccions
köken: Borrowed from Latin contrādictiōnem.

Örnek Cümleler

Aykırılıkların birçoğunu ortadan kaldıracak bu.
That will blow away a lot of the opposition.
Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin.
Do you see any disproportion in the creations of Ar-Rahman?
Fakat yüz çevirdiler mi onlar, ancak ayrılık, aykırılık içindedir.
But if they turn away, then they are in schism.
Eğer o Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı.
And had it been from anyone besides Allah, they would certainly find much contradiction in it.
Yine, aykırılıklardan bahsediyoruz. Burada bir tür neden - sonuç ilişkisi olmalı.
Again, we're talking about outliers; there's got to be some kind of cause and effect.
Bir aykırılık, aynı organizma içinde iki kez tekrar ediyorsa, bu tesadüf değildir.
When you have two outliers in one organism, it's not a coincidence.
Konsey temsilcilerine göre bu gibi bir durum uluslararası anlaşmalara aykırılık yaratıyor.
Such a situation goes against international conventions, according to Council representatives.
O Rahman'ın yaratışında/yarattıklarında herhangi bir uyuşmazlık, aykırılık, çelişme göremezsin.
Do you see any disproportion in the creations of Ar-Rahman?
aykırılık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod