proficient

/pɹəˈfɪʃ.ənt/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"proficient" kelimesinin Türkçesi: uzman, ehliyetli, ustalıkla., mahir, usta. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Geneluzman
Genelehliyetli
Genelustalıkla.
Genelmahir
Genelusta
Genelmütehassıs
Genelusta
Geneluzman
Genelyeterli
Genelbecerikli
Genelehliyetli
Genelkabiliyetli
Genelmahir
Genelmütehassıs. proficiently maharetle

Görsel

Siber güvenlik merkezinde görevli kadın uzman ve holografik veri ekranlarıUzman Baristanın Kağıt Bardakta Latte Art Sanatı ile Sıcak Kahve HazırlığıGeleceğin teknoloji uzmanı ve mavi holografik siber güvenlik ekranları

Tanım

•of or relating to technique or proficiency in a practical skill

Diğer Dillerde

Fransızcacompétent
İtalyancaesperto, proficuo
Rusçaиску́сный, компете́нтный, специали́ст, уме́лый, экспе́рт
Kazakçaбілікті, жетік
Japonca上手な, 熟練な
İsveççeerfaren, sakkunnig
Ukraynacaвмі́лий, досві́дчений, е́ксперт, компете́нтний, спеціалі́ст, фахіве́ць
Norveççeflink
Endonezcemahir
Bulgarcaизкусен, опитен, специалист, умел
İzlandacafær, snjall
Tagalogcadalubhasa
Esperantolerta
Malayalamcaനിപുണൻ

Etimoloji

From Latin proficiens, present participle of proficere (“to go forward, advance, make progress, succeed, be profitable or useful”), from pro (“forth, forward”) + facere (“to make, do”); see fact.

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

O Farsçada yeterli.
He is proficient in Farsi.
O, edebiyatta yeterli.
He is proficient in literature.
Tom Fransızcada yeterli.
Tom is proficient in French.
O, İngilizcede yeterlidir.
He is proficient in English.
O, Fransızcada yeterlidir.
She is proficient in French.
Tom uzman bir keskin nişancıdır.
Tom is a proficient marksman.
Fransızca'da uzman birisini arıyoruz.
We are looking for someone who is proficient in French.
İngilizcede yeterliyse, onu işe alırım.
If he's proficient in English, I'll hire him.
Leary aynı zamanda buz hokeyi hayranıdır.
Jacobs was also proficient at ice hockey.
O alanında yeterli bir sanatçı olarak bilinir.
He is known as a proficient artist in his field.
O hem İspanyolcada hem de İtalyancada yeterli.
She is proficient in both Spanish and Italian.
Eğer o İngilizcede yeterli ise onu işe alacağım.
If he is proficient in English, I'll employ him.