Tiksindirici buluyorum.
I think it's odious.
Ukrayna dili çok melodiktir.
The Ukrainian language is very melodious.
Melodik ve güçlü bir sesi vardı.
He had a melodious voice.
Selâm veya mersiye okuyabilen, ezgiyle okurdu.
Those who could recite a salam or an elegy melodiously did so.
Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir.
All these are evil and odious to your Lord.
Rabbinin katında bunların hepsi beğenilmeyen kötü şeylerdir.
All these are evil and odious to your Lord.
Ben, suitleri ferah, kanapeleri geniş sandviçleri bol buldum.
I found the suites capacious, the sofas commodious, the sandwiches copious.
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir günahtır.
Saying what you do not practice is odious to God.
Tüm bunlar, Rabbin tarafından hoş görülmeyen kötü davranışlardır.
All these are evil and odious to your Lord.
Bütün bunlar, kötülüğü olan, Rabbinin Katında da hoş olmayanlardır.
All these are evil and odious to your Lord.
Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin nezdinde sevimsizdir.
All these are evil and odious to your Lord.
Eski Gürcü içki şarkıları melodik, çok sesli ve oldukça karmaşıktır.
Old Georgian drinking−songs are melodious, polyphonic and rather complicated.