Yalan Tom'un göbek adıdır.
Tom is a habitual liar.
Tom yalanı huy edinmiş biri.
Tom is a habitual liar.
Beklenmediğe karşı alışılmış.
Unexpected versus habitual.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?
Does Sam smoke habitually?
O, alışıldığı şekilde geç kaldı.
She is habitually late.
Genelde Ace tarafından azarlanır.
He molests Hisao habitually.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.
Sam smokes habitually.
Firavun, Haman ve orduları suçlular idiler.
Surely the Pharaoh, Haman and their hordes were habitual sinners.
Genelde çekirdek ve cevizleri çok severler.
They habitually fan and flick their tails.
Büyükbaba ateşin yanındaki her zamanki yerine oturdu.
Grandfather sat in his habitual place near the fire.
Alışkanlığınız olan tepki kalıplarınız işe yaramıyor.
Your habitual response patterns don't work.
Gerçekten Fir'avn, Haman ve askerleri yanılıyorlardı.
Surely the Pharaoh, Haman and their hordes were habitual sinners.