frantic

/ˈfɹæntɪk/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"frantic" kelimesinin Türkçesi: çıIgın, kendinden geçmiş, çileden çıkmış. frantic(al)ly çıIgınca, kendini kaybetmişcesine.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

GenelçıIgın
Genelkendinden geçmiş
Genelçileden çıkmış. frantic(al)ly çıIgınca
Genelkendini kaybetmişcesine.

Tanım

•marked by uncontrolled excitement or emotion

Diğer Dillerde

İtalyancaesagitato, frenetico
Rusçaбе́шеный, вне себя́, неи́стовый
Felemenkçepanisch
Japonca気違いじみた
İsveççefrenetisk
Çekçebez sebe, frenetický, horečnatý, horečný, překotný, šílený
Latincefuriālis
Dancafebrilsk, hektisk, rasende, ude af sig selv
Bulgarcaнеистов, обезумял
Esperantofreneza

Etimoloji

From Middle English frantike, frentik, variant of frenetik, from Old French frenetique, from Late Latin phreneticus, alteration of phreniticus, from φρενιτικός (phrenitikós, “mad, suffering from inflammation of the brain”), from φρενῖτις (phrenîtis, “inflammation of the brain”), from φρήν (phrḗn, “the brain”). Doublet of frenetic and phrenitic.

Kelime Ailesi

frantically
franticity
franticly
franticness
semifrantic

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Biz çılgınız.
We're frantic.
"Bu çılgınca."
"It's frantic."
Tom çıldırıyor.
Tom is getting frantic.
Tom hummalıydı.
Tom was frantic.
Tom dellenmişti.
Tom was frantic.
Ben kafayı yedim.
I'm frantic!
Çılgına dönmüştüm.
I was frantic.
Tom çılgın görünüyordu.
Tom seemed to be frantic.
Ümitsiz olmana şaşmamalı.
No wonder you're frantic.
Tom çılgınca mücadele etti.
Tom struggled frantically.
Korkunç bir takip başlamıştır.
A frantic search followed.
Kemp Beni hatırladın değil mi?
like a frantic rustic, I must. Don't you remember me, Kemp?