Tom muhalif.
Tom's defiant.
Tom serkeşti.
Tom was defiant.
Ben muhaliftim.
I was defiant.
Tom karşıgelendi.
Tom was defiant.
Tom muhalif kalmaktadır.
Tom remains defiant.
O, eller belde meydan okurcasına durdu.
She stood defiantly with arms akimbo.
Türkiye'de Ramazan: fakirler, zenginler ve küstahlar
Ramadan in Turkey: the poor, the rich and the defiant
Mary kalktı ve elini yuvarlak meydan okurcasına salladı.
Mary stood and waved her hand round defiantly.
Nihayet, boğulma ümüğüne çökünce şöyle dedi: "İman ettim.
Pharaoh and his troops pursued them, defiantly and aggressively.
Yaygaracı, dik başlı biriydi kadın. Bir an bile durmaz evde.
She is loud and defiant. Her feet don't stay in her house.
Firavun ve ordusu ise küstahça ve düşmanca arkalarına düştü.
Pharaoh and his troops pursued them, defiantly and aggressively.
Çoğu kişi Quinn'e güvense de, bazıları huzursuz ve isyankardır.
Although most trust Quinn, some are restless and defiant.