sakatlık
noun
C2 seviye
TR → EN
"sakatlık" kelimesinin İngilizcesi: disability, deformity, handicap, deformation, infirm. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldisabilitynoun
Geneldeformity
Genelhandicap
Geneldeformation
Genelinfirm
Geneltrauma
Geneltrauma
Görsel

Çekim Tablosu
Belirtme (-i)sakatlığı
Çoğul (-ler)sakatlıklar
Tanım
•kaza, terslik
•sakat olma durumu, maluliyet
•yanlış, kusur, hata
•Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu
•Can veya mal kaybına, zararına sebep olan kötü olay
•Sakat olma durumu; hastalık
Diğer Dillerde
AlmancaBehinderung, Invalidität, Trauma (dişil) /bəˈhɪndəʁʊŋ/
handicap, disability · hindrance, impediment, obstacle
çekim: çoğul Behinderungen · tamlayan Behinderungen
eş: Beeinträchtigung
köken: behindern + -ung
Bald hat sie mit Problemen zu kämpfen. — Ara ara sakatlık problemleri yaşamıştır.
Behinderungshilfe
Fransızcainvalidité, pension d'invalidité, traumatisme (dişil) /ɛ̃.va.li.di.te/
disability
çekim: çoğul invalidités
L'édifice a rapidement connu des problèmes de solidité. — Ara ara sakatlık problemleri yaşamıştır.
İspanyolcaincapacidad, traumatismo (dişil) /inkapaθiˈdad/
inability, incapability · disability, handicap
çekim: çoğul incapacidades
zıt: capacidad
köken: From Latin incapācitātem; in- + capacidad. Cognate with Galician and Portuguese incapacidade.
¿Y qué pasa con amputaciones mayores? — Peki ya daha yüksek dereceli sakatlıklar ?
Rusçaповреждение; порча, увечье, изувеченность; травма
Мне было тяжело в прошлом сезоне. — Sezon başında sakatlık geçirdim.
Arapçaإِصَابَة, صَدْمَةٌ عَاطِفِيَّة
لانه كان يعود كل عام وأقدامه مليئة بالاصابات — Çünkü ayak sakatlıklarıyla geliyordu.
injury, wound · damage, loss
köken: From Proto-Iranian *ā- + *saima- (ultimately from Proto-Indo-European *skeh₂i-), perhaps borrowed from a prefixed form of Sogdian 𐼼𐼷𐼺 (sym /sēm/, “confused, trouble”) with final denasalization; cf. Classical Persian آسیمه (āsēma, “confused”). Compare Ancient Greek σκαιός (skaiós, “left-hand, clumsy, unlucky”), Latin scaevus (“left-hand, clumsy, unlucky”), Proto-Germanic *skaibaz (“slant, not…
aile: آسیب دیدن, آسیب رساندن
من از این رابطه آسیب دیدم.
سالم از دزدان و از آسیب سنگ برد تا دار الخلافه بیدرنگ
Azericetravma, zədə
injury (minor) · defect, loss
çekim: çoğul zədələr · tamlayan zədənin
köken: From Persian زده (“struck, injured, beaten”) (?).
aile: zədəli, zədələmək
Kazakçaжарақат, мүгедектік
wound, injury, trauma
çekim: çoğul жарақаттар · tamlayan жарақаттың
köken: From Persian جراحت, from Arabic جِرَاحَة (jirāḥa, “wound”). Unrelated to жара (jara, “wound”), despite the similarity.
aile: жарақаттау, жарақаттық
Özbekçejarohat, yara
ulcer · trauma · injury
çekim: çoğul jarohatlar
köken: Borrowed from Arabic جِرَاحَة (jirāḥa).
aile: jarohatli, jarohatlamoq, jarohatlanmoq
Tatarcaҗәрәхәт
Portekizceincompetência (dişil) /ĩ.kõ.peˈtẽ.si.ɐ/
incompetency
çekim: çoğul incompetências
zıt: competência
köken: From in- + competência.
O casamento estava arruinado há anos. — Sakatlıklala yıllardır boğuşmuştur.
Yunancaτραύμα (nötr) /ˈtɾav.ma/
wound, injury · trauma, blow, shock
çekim: çoğul τραύματα · tamlayan τραύματος
eş: πληγή
köken: from Ancient Greek τραῦμα (traûma). For sense in psychiatry, semantic loan from English trauma, from the Ancient Greek τραῦμα (traûma).
Τι γίνεται όμως με τα υψηλότερα επίπεδα ακρωτηριασμού; — Peki ya daha yüksek dereceli sakatlıklar ?
trauma (emotional wound leading to psychological injury) · trauma (fearsome source of unpleasant memories)
köken: From German Trauma.
aile: トラウマ漫画
「脱げばいいじゃない! 心配ないわよ — Çünkü ayak sakatlıklarıyla geliyordu.
harm; damage; injury
köken: Sino-Korean word from 損傷
왜냐하면 발부상을 당해서 왔거든요 — Çünkü ayak sakatlıklarıyla geliyordu.
İsveççefunktionsnedsättning
a disability, a handicap
çekim: çoğul funktionsnedsättningar · tamlayan funktionsnedsättnings
köken: From funktion (“function”) + -s- + nedsättning (“reduction”).
Helst ska man vara inaktiv minst 4-6 månader. — Ama bir sakatlık yaşadı ve 3-4 ay oynayamadı.
Biblioteken ska tänka särskilt mycket på invandrare, personer med funktionsnedsättning och barn och ungdomar.
disability benefit · benefit of certain other kinds, e.g. for a disabled child · rent; profit made from one's capital or wealth
çekim: çoğul renty · tamlayan renty
köken: Borrowed from German Rente, from Old French rente, from Early Medieval Latin rendita.
aile: rencista, rencistka
Mówiłam... — Çünkü ayak sakatlıklarıyla geliyordu.
pogoń za rentą
Hintçeअक्षमता, आघात, विकलांगता (dişil) /ək.ʂəm.t̪ɑː/
inability, incapacity, inefficiency
köken: From अक्षम (akṣam) + -ता (-tā).
Fincehäiriö, oikeustoimikelvottomuus, ruumiinvamma, toimintakyvyn haitta, työkyvyttömyyseläke, vajaavaltaisuus /ˈhæi̯riø/
disorder, trouble · interference, disturbance, disruption · failure (termination of the ability of an item to perform its required function)
çekim: çoğul häiriöt · tamlayan häiriön
köken: häiritä (“to disturb, disrupt”) + -iö
aile: häiriötön, affektihäiriö, ahdistuneisuushäiriö, ahdistushäiriö, ahmimishäiriö, ahmintahäiriö, aineenvaihduntahäiriö, aivosähköhäiriö, aivoverenkiertohäiriö, artikulaatiohäiriö
Hän pelasi kuitenkin olkapäävamman vuoksi vain viisi ottelua. — Sakatlıklar nedeniyle sadece 5 maç oynayabildi.
Çekçeinvalidita, invalidní důchod, postižení, trauma, úraz
trvalý nebo dočasný stav poruchy zdraví, který člověka vyřazuje ze zaměstnání
V té prodělal těžký záškrt. — Burada ağır bir sakatlık geçirdi.
Rumencedizabilitate, handicap, traumă, traumatism (dişil)
disability
çekim: çoğul dizabilități · tamlayan dizabilități
köken: Borrowed from English disability.
Dar ce se întâmplă cu amputări mai grave? — Peki ya daha yüksek dereceli sakatlıklar ?
Macarcaakadályoztatás, értelmi fogyatékosság, fogyatékkal élés, fogyatékosság, jogképesség hiánya, megrázkódtatás /ˈfoɟɒteːkoʃːaːɡ/
insufficiency, deficiency, scantiness (the lack of something) · shortcomings, fault, blemish (moral) · disability, impairment (mental or physical)
çekim: çoğul fogyatékosságok
köken: fogyatékos + -ság (noun-forming suffix)
aile: fogyatékossági, fogyatékosságú
Egy meccsen részleges izomszakadást szenvedett. — Bir maçında ciddi bir sakatlık geçirdi.
fogyatékossággal élő személyek
İbraniceטְרָאוּמָה
במיוחד היה חמור בעיניו ניבול פה. — Burada ağır bir sakatlık geçirdi.
Dancamen, traume (ortak) /meːn/
injury
çekim: çoğul menene
köken: From Old Norse mein, from Proto-Germanic *mainą (“damage, hurt, injustice, sin”).
Serien har manuskript af Bo Hr. — Boss Man senaryo icabı sakatlık geçirdi.
Jeg kan høre, der er et men.
Norveççeuføretrygd
Her mistet han imidlertid hele 2008-sesongen på grunn av skade. — Ancak sakatlık nedeniyle 1996 sezonunun hepsini kaçırdı.
Endonezcedisabilitas, hendaya /dɪsabiˈlit̪as/
disability: state of being disabled; deprivation or want of ability; absence of competent physical, intellectual, or moral power, means, fitness, and the like
çekim: çoğul disabilitas-disabilitas
köken: Affixed dis- + *abil + -itas, from Latinised English disability.
aile: disabilitas fisik, disabilitas ganda, disabilitas grahita, disabilitas intelektual, disabilitas mental, disabilitas netra, disabilitas rungu, disabilitas sensorik, disabilitas wicara
Anda lepas dari cedera dan masalah-masalah Anda. — Sakatlıklardan ve hastalıklardan kurtulursunuz.
Vietnamcachấn thương, khuyết tật /t͡ɕən˧˦ tʰɨəŋ˧˧/
injured; traumatized; wounded
köken: Sino-Vietnamese word from 震 (“to shake”) and 傷 (“to be injured”).
Vậy với mức độ cụt chi nghiêm trọng hơn? — Peki ya daha yüksek dereceli sakatlıklar ?
Cầu thủ A chấn thương dây chằng chéo trước, phải nghỉ thi đấu hơn chín tháng.
Bulgarcaинвалидност, неправоспособност
Ами при по-лоши случаи? — Peki ya daha yüksek dereceli sakatlıklar ?
Slovakçazranenie
Hneď začiatok ďalšej sezóny mu ale zasadil tvrdú ranu. — Ertesi sezon geri dönmüş ve büyük bir sakatlık geçirmiştir.
Etimoloji
From sakat + -lık.
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom küçük sakatlıklara uğradı.
Tom sustained minor injuries.
Aptallık bir sakatlık değildir!
Stupidity is not a disability!
Sezon başında sakatlık geçirdim.
He was injured early in the season.
Umarım Tom sakatlık geçirmemiştir.
I hope Tom didn't get injured.
Bu sporda sakatlıklar her gün olur.
Accidents happen every day in this sport.
Peki ya daha yüksek dereceli sakatlıklar ?
Well how about with higher levels of amputation?
Sakatlıkları taklit etmek (örnek: körebe).
Imitating deformities.
Sakatlık tahmin ettiklerinden daha ciddiydi.
The injury was more serious than they had supposed.
Sakatlıktan sonra Dönüp Justin Angel’i yendi.
He later returned from injury and defeated Justin Angel.
Ama bir sakatlık yaşadı ve 3-4 ay oynayamadı.
I call him a tramp, but he was just a homeless old man who stayed three or four weeks.
Mayıs 2005'te uzun süreli bir sakatlık geçirdi.
It experienced major flooding more recently in May 2005.
Bunun en önemli nedeni geçirdiği sakatlık olmuştu.
She feared the worst outcome.
İlgili Sorular
Brandon Ore'nin yaşadığı sakatlık ne kadar kötüdür?
İstirahatın sakatlık tedavisindeki fizyolojik sonuçları hakkında bilgi verir misiniz?
Yüksek kan basıncı bir sakatlık olarak kabul edilir mi?
Kişisel sakatlık tazminatı alırken SSI yardımlarımda bir değişiklik olur mu?
Kan basıncının yüksek olması bir sakatlık olarak kabul edilir mi?