sakınma ile cümle

sakınma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Yabancılardan sakınmak zorundasınız.You have to beware of strangers.
Aşırı güvenden sakınmalısın.You should beware of overconfidence.
Yabancı köpeklerden sakınmalısın.You must beware of strange dogs.
Ondan sakınmak en iyisi.It's best to steer clear of him.
Tom'a sigara içmekten ve içki içmekten sakınması söylendi.Tom was told to abstain from smoking and drinking.
O sözleri sakınmaz.She doesn't mince words.
Ben sözümü sakınmam.I do not mince words.
Tom sözünü sakınmaz.Tom does not mince words.
Tüm öğleden sonrayı Tom'dan sakınmaya çalışarak geçirdim.I spent the whole afternoon trying to avoid Tom.
Bir kokarcayı vurmayı sakınmaktan caydım.I swerved to avoid hitting a skunk.
Tom sakınmak için eğildi.Tom ducked for cover.
Sorudan sakınmayın.Don't avoid the question!
Bundan sakınmak için her şeyi yaparım.I'd do anything to avoid that.
Daha fazla sigara içmekten sakınman gerekir.You should refrain from smoking more.
Sözünü sakınmadan konuşursun, değil mi?You don't pull any punches, do you?
Sakınmak istediğim şey buydu.This is what I wanted to avoid.
Marcellina daha sakınmalı bir davranış göstermesini ister ama Figaro onu dinlemez.Marcellina urges caution, but Figaro will not listen.
Yeremya 16:1-9: Evlilik, yas ve genel şölen geleneklerinden sakınmak.Jeremiah 16:1–9 The shunning of the expected customs of marriage, mourning, and general celebration.
Bunlardan yeteri kadar istifade edip israftan sakınmak da takvadandır."R/Wasaaraha oo magacaabay wasiir ku xigeeno iyo wasiir dowlayaal".
Masiyetten takva: Büyük günahları işlemekten, küçüklerde de ısrardan sakınmak.It has great faults, and, indeed, few merits except the steeple."
Şu anda sakınma bölgesinde olan gökadaların birçoğunu görebileceğiz.Thousands of graves can now be seen in the southern Baikal area.
Bunu, mekruhlardan sakınma takip eder.To prevent this, she sent them through the Siege Perilous.
Veya neden pek çok bankanın birbirine kredi vermekten sakınmasının.Or at least why a lot of the banks aren't lending to each other.
Ve yiyecek aradık, ama aynı zamanda diğer canlılar için yiyecektik ve bundan sakınmamız gerekiyordu.And we looked for food, but we were also food for other living creatures, and we had to avoid it.
Sinek optik olarak pekiştirilmiş kokudan sakınmayı öğrenmeli.The fly should learn to avoid the optically reinforced odor.
Sizi temin ederim ki imparatorlukla bir ihtilaftan sakınmaya çalıştık, fakat bu kaçınılmazdı.I assure you that we tried to avoid the clash with the empire, but it was inevitable.
(O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi.Will you not take heed for yourselves?"
Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) başka. Allah, sizi Kendisi'nden sakındırır.But God commands you to beware of Him, for to God you will journey in the end.
Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır.The final abode is the best for those who are pious and fear God.
Hala korkup-sakınmayacak mısınız?" dedi.Will you not take heed for yourselves?"
Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız?So tell them: "Why do you not fear Him?"
O'nun dışında sizin başka İlahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?"Will you not take heed for yourselves?"
De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız?"Say: "Then why do you not obey and fear Him?"
Hani onlara kardeşleri Nuh: "Sakınmaz mısınız?" demişti.When their brother Noah said to them: "Will you not take heed?
Hani onlara kardeşleri Hud: "Sakınmaz mısınız?" demişti.When their brother Hud said to them: "Will you not take heed?
Hani onlara kardeşleri Salih: "Sakınmaz mısınız? demişti.When their brother Saleh said to them: "Will you not take heed?"
Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti.When their brother Lot said to them: "Will you not take heed?
Hani onlara Şuayb: "Sakınmaz mısınız?" demişti.When Shu'aib said to them: "Will you not take heed?
Hani kendi kavmine demişti ki: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”When he said to his people: "Will you not be mindful of God?
Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).And given the faculty of knowing what is disruptive and what is intrinsic to it.
"O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.So tell them: "Why do you not fear Him?"
"Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.Say: "Then why do you not obey and fear Him?"
"Haksızlıktan sakınmazlar mı?"Will they not fear and take heed?"
Allah, kendisinden sakınmanızı emretmektedir ve dönüp varılacak yer de Allah tapısıdır.But God commands you to beware of Him, for to God you will journey in the end.
Ey inananlar, Allah'tan nasıl sakınmak lazımsa öyle sakının ve ancak Müslüman olarak can verin.O believers, fear God as He should be feared, and do not die but submitting (to Him).
Ancak bir sakınma ile onlardan korunmanız müstesna. Allah sizi kendisinden sakınmaya çağırır.But God commands you to beware of Him, for to God you will journey in the end.
Allah sizi, kendisinden sakınmaya çağırır. Allah, kullarına karşı Raûf'tur, çok şefkatlidir.God bids you beware of Him, though compassionate is God to His votaries.
Adaletli olun! Bu, takvaya/korunup sakınmaya daha uygundur.Be just: This is closest to piety; and beware of God.
O'ndan başka tanrınız yok sizin. Hâlâ sakınmayacak mısınız?"Will you not take heed for yourselves?"
Hâlâ sakınmayacaklar mı?"Will they not fear and take heed?"
Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.You may perhaps take heed for yourselves."
Hala sakınmayacak mısınız?"Will you not take heed for yourselves?"
Hala sakınmaz mısınız? dedi.Will you not take heed for yourselves?"
Hala (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.Will they not fear and take heed?"
Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?When their brother Noah said to them: "Will you not take heed?
Kardeşleri Hud onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?When their brother Hud said to them: "Will you not take heed?
Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?When their brother Saleh said to them: "Will you not take heed?"
Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?When their brother Lot said to them: "Will you not take heed?
Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?When Shu'aib said to them: "Will you not take heed?
(İlyas) milletine: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?When he said to his people: "Will you not be mindful of God?

İlgili Sayfalar