Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kırıklıkla

kırıklık

"kırıklık" kelimesinin İngilizcesi: malaise. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelmalaise

Tanım

•güceniklik, isteksizlik, kırgınlık
•kırgınlık
•kırık olma hâli
•Birine içerleme, kızgınlık duyma
•Kırık olma durumu
•Vücutta duyulan ağrı, yorgunluk, rahatsızlık

Diğer Dillerde

AlmancaUnbehagen, Unwohlsein /ˈʊnbəˌhaːɡn̩/
unease, uneasiness, discomfort, malaise, discomfiture · discontent
çekim: tamlayan Unbehagens
eş: Missbehagen
köken: un- + Behagen
Er scheut dabei weder Erniedrigung noch Schmerz, ebenso wenig Schwindel und Aufschneiderei. — Hiçbir yerde dalga, hava boşluğu veya kırıklık bulunmayacaktır.
Fransızcamalaise (eril) /ma.lɛz/
malaise, uneasiness, cringe · episode of being taken ill, especially suddenly
çekim: çoğul malaises
eş: faiblesse, incommodité, mésaise
köken: From mal- + aise.
aile: malaisant
Ils sont intolérants aux frustrations. — Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.
İspanyolcamalestar (eril) /malesˈtaɾ/
unease · discomfort
çekim: çoğul malestares
zıt: bienestar
köken: From mal + estar.
Tienen una baja tolerancia a la emotividad desenfrenada. — Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.
İtalyancamalessere (eril) /maˈlɛs.se.re/
indisposition, malaise · unease, uneasiness
çekim: çoğul malesseri
eş: Dylan Cavallari, indisposizione, malanno, malattia, acciacco, disturbo
köken: From male + essere; cognate with Friulian maljessi, Piedmontese malesse.
Grazie alle amiche supera la delusione. — Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.
И не потому что люди были счастливы или просто равнодушны. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
ولقد اكتشفت .. ان هؤلاء الاطفال كانوا يعانون مشكلة كبيرة في التعامل مع الاحباط والصعوبات .. — Farkettim ki, hayal kırıklıkları ve zorluklarla boğuşuyorlardı
Farsçaناخوشی
dat gedeelte van de menstruatiecyclus waarin de verdikte wand van de baarmoeder, het endometrium, dat klaargemaakt was om een embryo op te vangen, wordt opgeruimd om voor de volgende ovulatie opnieuw te kunnen worden opgebouwd
eş: menstruatie, maandstonden, maandbloeding, misselijkheid, onpasselijkheid, ongemak
Dat was niet omdat de mensen gelukkig waren, of niet gefrustreerd. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
Portekizcemal-estar (eril) /ˌmaw.isˈta(ʁ)/
malaise (feeling of general bodily discomfort, fatigue or unpleasantness)
çekim: çoğul mal-estares
eş: piripaque
Pouca tolerância à frustração. — Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.
Yunancaαδιαθεσία (dişil) /a.ði.a.θeˈsi.a/
indisposition, malaise
çekim: çoğul αδιαθεσίες · tamlayan αδιαθεσίας
köken: Learned formation from αδιάθε(τος) (adiáthe(tos), “indisposed”) + -σία (-sía), formed as a calque of French indisposition.
Όχι γιατί οι άνθρωποι ήταν χαρούμενοι ή ικανοποιημένοι. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
Japonca不安, 不快 /ɸɯ̟ã̠ɴ/
anxious, uneasy · insecure
向き合うことができなかったのです 体力がないわけではありません — Farkettim ki, hayal kırıklıkları ve zorluklarla boğuşuyorlardı
不安はなかった。
立ち止まったりふり返ったり、泣いたり笑ったり……不安と混沌の中でもがきながら——少しずつ、大事なモンが見えてくれ。そんな青の時代——〝SALAD DAYS〞——…
그 무자비함에 적은 비탄에 빠져 파멸한다. — Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.
İsveççeillamående, olust, sjukdomskänsla (nötr) /ɪlaˈmoːɛndɛ/
nausea, feeling sick
çekim: çoğul illamåenden · tamlayan illamåendes
köken: illa (“ill”) + mående (“feeling”), from the present participle of må illa.
Och det var inte för att folk var lyckliga eller att folk inte var frustrerade. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
Fincehuonovointisuus, mielipaha, pahanolontunne /ˈhuo̯noˌʋoi̯ntisuːs/
being unwell, queasiness, nausea
çekim: çoğul huonovointisuudet · tamlayan huonovointisuuden
köken: huonovointinen + -uus
Hänen kärsivällisyytensä pettää helposti hänen alaistensa epäonnistumisista. — Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.
Çekçemalátnost (dişil) /ˈmalaːtnost/
malaise
çekim: çoğul malátnosti · tamlayan malátnosti
köken: Inherited from Old Czech malátnost. By surface analysis, malátný + -ost.
A více než mnozí jiní zažíval vzestupy i pády, oslavy i zklamání. — Sonra o herşeyden fazla zirveleri ve dipleri, zaferleri ve hayal kırıklıklarını gördü.
Rumenceindispoziție (dişil)
malaise
çekim: çoğul indispoziții · tamlayan indispoziții
köken: Borrowed from French indisposition.
Și asta nu pentru că oamenii erau fericiți sau că oamenii nu erau frustrați. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
És nem azért, mert az emberek boldogok voltak, vagy ne lettek volna csalódottak. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
Bulgarcaбезпокойство, неразположение (nötr) /bɛspoˈkɔjstvo/
anxiety, uneasiness, unrest, discomposure, disquiet, disquietedness, disquietude · trouble, fuss, cumbrance
çekim: çoğul безпоко́йства
eş: грижа, тревога
köken: без- (bez-) + покой (pokoj) + -ство (-stvo)
От надежка към разочарование. — Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.
İrlandacaeasláinte, meath-thinneas (eril)
indisposition, sickliness, upset
çekim: tamlayan meath-thinnis
köken: From meath- (“failing, fading, weak; middling, moderately, fairly, rather”) + tinneas (“sickness”).
Makedoncaмалаксаност (dişil) /maˈɫaksanɔst/
fatigue, exhaustion (due to sickness)

Örnek Cümleler

Hayat hayal kırıklıkları ile dolu.
Life is full of disappointments.
Tom da bazı hayal kırıklıkları yaşadı.
Tom also had some disappointments.
Tom'un da bazı hayal kırıklıkları vardı.
Tom also had some disappointments.
Takım şimdiden bazı hayal kırıklıkları yaşadı.
The team has already faced disappointments.
Leyla, günlüğünde hayal kırıklıklarını açığa vurdu.
Layla vented her frustrations in her diary.
Gerçeklerden bahset ve hayal kırıklıklarından kaçın.
Talk about the truth and try to avoid disappointments.
İnsanoğlunun hayatında niçin hayal kırıklıkları vardır?
Why are there disappointments in human life?
Tam tersine, Nijeryalı taraftarlar hayal kırıklıklarını dile getirdiler.
Conversely, Nigerian fans vented their disappointment.
Bir bilge bir defasında yaşamın hayal kırıklıkları dizisi olduğunu söyledi.
A wise man once said, life is a series of disappointments.
Bu gece Obama yıllarında yaşanan hayal kırıklıklarının sonunun başlangıcıdır.
Tonight is the beginning of the end of the disappointments of the Obama years.
İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
And it's not because people were happy or people were not frustrated.
Yazılımların nasıl dizayn edildiği konusunda büyük hayal kırıklıkları yaşıyordu.
He was very frustrated with how software got designed.
kırıklık ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod