Ana içeriğe geç
Sözlük
/
delici

delici

adj
C2 seviye
TR → EN
"delici" kelimesinin İngilizcesi: penetrating, piercing, drill, drill, penetrative. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelpenetratingadj
Genelpiercingadj
Geneldrillnoun
Geneldrill
Genelpenetrative

Görsel

Karanlık Zemin Üzerinde Detaylı Monstera Deliciosa Yaprağı ve Su DamlalarıKoyu Arka Planda Büyük Monstera Deliciosa Yaprağının Detaylı Bitki DokusuKoyu zemin üzerinde izole edilmiş canlı yeşil monstera deliciosa yaprak detayıMinimalist ortamda beyaz saksıda büyük yapraklı monstera deliciosa bitkisi

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)deliciyi
Yönelme (-e)deliciye
Bulunma (-de)delicide
Çıkma (-den)deliciden
Tamlayan (-in)delicinin
Çoğul (-ler)deliciler

Tanım

•isim: Delen, delme işini yapan kimse veya nesne
•sıfat, mecaz: Çok etkili, etkileyici

Diğer Dillerde

present participle of beißen
eş: ätzend, penetrant, scharf, stechend, aggressiv, scharf
Sie war die gleiche Bohrer-eyed-Typ. — O aynı delici gözlü idi.
to deepen · to consider more thoroughly, to delve deeper into
çekim: geçmiş approfondi · ortaç approfondi · şimdiki approfondit · ulaç approfondissant
köken: From a- + profond + -ir.
aile: approfondissement
Elle était la même aux yeux de type vrille. — O aynı delici gözlü idi.
İspanyolcaagujerear, averiguar, barrena, drilear, ensayar, entrenar /aɡuxeɾeˈaɾ/
to pierce, to puncture
çekim: geçmiş agujereé · ortaç agujereado · şimdiki agujerea
köken: From agujero + -ear.
Las primeras torres de perforación de alta mar se llamaban arpones. — Denizdeki ilk delicilerimizin adı zıpkındı.
to train
çekim: geçmiş addestràto · ortaç addestràto · şimdiki addèstra · ulaç addestrànte
eş: abituare, ammaestrare, allenare, assuefare, avviare, esercitare
zıt: disabituare
köken: From a- + destro + -are.
aile: addestrarsi, addestramento, addestratore, addestratrice
Era la stessa succhiello dagli occhi tipo. — O aynı delici gözlü idi.
Rusçaдейственный; эффективный, пробивающий, перфорирующий
Она была такой же, буравчик глазами типа. — O aynı delici gözlü idi.
Arapçaبريمة, تَدْرِيْبات, ثَقَبَ, لقمة ثقب, مِثْقَاب, نِظام مُنْضَمّ (dişil) /bar.riː.ma/
drill, gimlet · corkscrew
çekim: çoğul بَرَارِيم · tamlayan بَرِّيمةٍ
köken: Variant of بِرِّينَة (birrīna), see it. Later reinterpreted as Egyptian Arabic tool noun from بَرَمَ (barama, “to twist, to roll up etc.”).
واول الحفارات التي كانت تحفر تلك الابار كانت تسمى " الحراب " — Denizdeki ilk delicilerimizin adı zıpkındı.
Farsçaدرل, دریل, مته /ˈmat.ta/
drill, auger, borer
köken: Compare Central Kurdish مەتە (mete)
Azericeburğu
drill, wimble, brace · willow twigs used for tying and weaving · valve, faucet, ventil
çekim: çoğul burğular · tamlayan burğunun
köken: From bur- + -ğu. Cognate with Turkish burgu (“screw, auger”), Chagatai بورغو (burğu, “screw, drill, auger”), Kazakh бұрғы (būrğy, “drill bit, auger”).
aile: burğulamaq
Kazakçaбәрбі, үскі
drill (tool)
çekim: çoğul үскілер · tamlayan үскінің
Özbekçedrel
to cram, to study hard, to swot
çekim: geçmiş blokten · ortaç geblokt · şimdiki blokt · ulaç blokkend
köken: From blok + -en.
Ze was van dezelfde boor-eyed type. — O aynı delici gözlü idi.
Het examen is overmorgen, ik zit dus hard te blokken.
Portekizceberbequim, broca, brocar, exercitar, furadeira, furar (eril) /beʁ.beˈkĩ/
manual drill (tool for creating holes on hard material)
çekim: çoğul berbequins
köken: From French vilebrequin.
São mãos delicadas e poderosas que preparam o alimento. — Güçlü ve delici pençeleri avı sıkıca tutar.
drill, exercise, practice
çekim: çoğul ασκήσεις · tamlayan άσκησης
eş: ενάσκηση, εξάσκηση
köken: From Ancient Greek ἄσκησις (áskēsis) + suffix -ση (-si).
Ήταν το ίδιο τρυπάνι-eyed τύπου. — O aynı delici gözlü idi.
αερόβια άσκηση
Japoncaドリル, ピアス, ピアスホール, 訓練 /do̞ɾʲiɾɯ̟/
a drill (tool) · a drill (activity done as an exercise or practice) · a workbook (exercise book)
köken: Borrowed from English drill.
当時 海のクジラの数が減少していました — Denizdeki ilk delicilerimizin adı zıpkındı.
Korece드릴, 피어싱, 훈련 /tɯɾiɭ/
drill
köken: Borrowed from English drill.
이 에너지원의 사용이 가능하게 한 최초의 도구는 "(고래 잡는) 작살"이었고요. — Denizdeki ilk delicilerimizin adı zıpkındı.
드릴로 구멍을 뚫다
a drill (tool used to make holes)
çekim: çoğul borrar · tamlayan borrs
köken: From Old Norse borr. See the verb borra (“to drill”). Cognate with Icelandic bor.
Hon var samma gimlet ögon typ. — O aynı delici gözlü idi.
to bore, drill (to make a hole) · to drill (a tooth)
çekim: geçmiş borowano · şimdiki boruje
köken: Etymology tree German bohrenbor. Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish borować From German bohren + Polish -ować.
aile: przeborować
Była tym samym Świderek-eyed typu. — O aynı delici gözlü idi.
Ukraynacaдриль, свердли́ти, сівалка, тренува́ння /drɪlʲ/
drill (tool)
çekim: çoğul дри́лі · tamlayan дри́ля
aile: електродри́ль
Вона була такою ж, буравчик очима типу. — O aynı delici gözlü idi.
Hintçeड्रिल, बरमा (eril) /bəɾ.mɑː/
drill, borer
çekim: çoğul बरमे
synonym of kilpikangas (“drill (fabric)”)
çekim: çoğul drellit · tamlayan drellin
köken: From German Drell.
Hän oli sama Gimlet-eyed tyyppi. — O aynı delici gözlü idi.
Çekçevrtačka, vrtat (dişil) /ˈvr̩tat͡ʃka/
drill (tool)
çekim: çoğul vrtačky · tamlayan vrtačky
köken: From vrtat + -čka.
Byla stejná nebozez očima typu. — O aynı delici gözlü idi.
Rumencea găuri, bormașină, burghiu, mașină de găurit, sfredel (dişil)
drill (tool)
çekim: çoğul bormașini · tamlayan bormașini
köken: Borrowed from German Bohrmaschine.
Ea a fost aceeaşi burghiu cu ochi de tip. — O aynı delici gözlü idi.
Macarcabarázda, belesulykol, fúr, fúró, fúrófej, fúrógép /ˈbɒraːzdɒ/
furrow · sulcus
çekim: çoğul barázdák
köken: Attested since 1130-40 as brazda. From South Slavic brazda, from Proto-Slavic *borzda.
Ő volt az azonos kézifúró szemű típus. — O aynı delici gözlü idi.
İbraniceמקדחה, קדח, תרגל (dişil)
drill (tool)
çekim: çoğul מקדחות
. תפסיק, תפסיק, תפסיק! תחזיר אחורה קצת. — It smells delicious, Mukaddes.
Latincepenetrālis, strīdulus, terebra, terebrō, trānsfīgō /ˈtɛ.rɛ.bra/
an instrument for boring; borer; gimlet
çekim: çoğul terebrae · tamlayan terebrae
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *terh₁- Latin ter(ō) Latin -bra Latin terebra From ter(ō) + -bra.
aile: terebellum, terebrō
boron (chemical element)
çekim: tamlayan bors
köken: From the stem of borax.
Hun var den samme Gimlet-eyed type. — O aynı delici gözlü idi.
Norveççeboremaskin, drille, dypdykke, terpe
Sai er et tradisjonelt blankvåpen ifra Okinawa. — Sai (釵), Okinawa'da kullanılan geleneksel delici bir yakın dövüş silahıdır.
belajar dan membiasakan diri agar mampu (dapat) melakukan sesuatu:
Dia adalah tipe membor bermata sama. — O aynı delici gözlü idi.

Etimoloji

del- (“to drill”) + -ici.

Örnek Cümleler

O aynı delici gözlü idi.
She was the same gimlet-eyed type.
Bir kağıt delicin var mı?
Do you have a perforator?
Tom'un delici bir sesi var.
Tom has a piercing voice.
Senin çok delici gözlerin var.
You have very piercing eyes.
It smells delicious, Mukaddes.
Rewind a bit.
O beni delici gözleriyle büyülüyor.
He enchants me with his piercing eyes.
Denizdeki ilk delicilerimizin adı zıpkındı.
We emptied the ocean of the whales at that time.
Golden delicious elması, kışlık elma çeşididir.
True frozen custard is a very dense dessert.
Bir söz kapan olursa, onu, delici bir ışın izler.
Except those who eavesdrop and are pursued by a shooting flame.
Ayrıca mermi bükülebilir ve zırh delici özelliği azalabilir.
Also it can be bent, reducing its penetration.
Alfa parçacıkları (helyum çekirdekleri) en az delici olanlardır.
The lower the layer the worse it is.
Alfa parçacıkları (helyum çekirdekleri) en az delici olanlardır.
Alpha particles (helium nuclei) are the least penetrating.
delici ile daha fazla örnek cümle →
Birleşik Kelimeler
delici kılıç
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod