dalgakıran
TR → EN
"dalgakıran" kelimesinin İngilizcesi: jetty, mole, breakwater. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneljetty
Genelmole
Genelbreakwater
Görsel

Tanım
•Limanları ve limanın içindeki gemilerin dalgadan zarar görmemesi için limana hâkim rüzgâra yüzey verecek şekilde yapılmış dalga önleyici yapılar
•Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılan uzun set
Diğer Dillerde
das Vorspringen eines Bauteiles aus der Bauflucht sowie über sein Auflager heraus
Da man ansonsten wenig erfolgreich war, wurde man nur zwölfter in der Gesamtwertung. — Olumlu sonuç alınmaması üzerine, bunların ucuna 12 adet dalgakıran yapılmıştır.
Fransızcabrise lames
La face extérieure du dôme est construite avec une seule poutre circulaire. — Palm Adalarının dış cephesi bir kayalardan oluşturulan hilal şeklinde bir dalgakıran ile çevrilidir.
dam, dike · dock · dike
çekim: çoğul diques
eş: presa, terraplén, coferdán
köken: Borrowed from Dutch dijk (“dike”).
Florece a los 35 días después de germinar. — Brunei'nin dalgakıranlarında 35 gün demir attılar.
İtalyancacornicione, frangiflutti, grammo-molecola, infiltrato, molo, neo (eril) /kor.niˈt͡ʃo.ne/
cornice, eaves · jetty · pizza crust, especially the edges
çekim: çoğul cornicioni
eş: cornice, fregio, trabeazione, architrave
köken: From cornice + -one.
Il frangiflutti di Palma Jumeirah è stato ottenuto con più di sette milioni di tonnellate di roccia. — Palm Cumeyra dalgakıranında 7 milyon tondan fazla kaya bulunmaktadır.
Rusçaволнорез, волнолом, брекватор, мол
волнорез, волнолом, брекватор, мол
«В Словении нас нагло «убили». — Sporel'e Türkiye'de ise "dalgakıran" lakabı verilmiştir.
good deed, benefaction · charity, alms · advantage, merit
çekim: çoğul حَسَنَات · tamlayan حَسَنَةٍ
zıt: سَيِّئَة
köken: Compare حَسُنَ (ḥasuna, “to be good”). Cognate with Hebrew חֹסֶן (khōsen, “wealth, treasure”).
aile: façanna, hazaña, façanha, fazaña
Farsçaخال, کور موش /ˈxaːl/
beauty spot · spot · mole
köken: Borrowed from Arabic خال (ḵāl).
در بیان ناید جمال حال او هر دو عالم چیست عکس خال او
a small birthmark, mole
çekim: çoğul bənəklər · tamlayan bənəyin
köken: Derivation of Proto-Common Turkic *beŋ, possibly from Proto-Common Turkic. Cognate with Turkish ben, possibly cognate with Chuvash мин (min, “face colour, blush; rash”).
mole (any of several small, burrowing insectivores of the family Talpidae)
çekim: çoğul көртышқандар · tamlayan көртышқанның
köken: көр (kör) + тышқан (tyşqan).
Özbekçekoʻrsichqon
Felemenkçemoedervlek, pier (dişil) /ˈmu.dərˌvlɛk/
mole, naevus, beauty spot
çekim: çoğul moedervlekken
köken: Compound of moeder + vlek.
female equivalent of espião
çekim: çoğul espiãs
mole (mammal) · A mentally blinded man. · dormouse
çekim: çoğul ασπάλακες · tamlayan ασπάλακα
köken: From Ancient Greek ἀσπάλαξ (aspálax).
Όπως φαίνεται, όλα εξελίσσονταν τότε ευνοϊκά για τους Δωδεκανήσιους. — Olumlu sonuç alınmaması üzerine, bunların ucuna 12 adet dalgakıran yapılmıştır.
secret enemy agent within one's ranks; hidden traitor
mole, a small mammal that lives underground · a Japanese mole (Mogera wogura), in particular
köken: First attested in the Hunmong jahoe (訓蒙字會 / 훈몽자회), 1527, as Middle Korean 두디〮쥐〮 (Yale: twùtí-cúy), from Middle Korean 두디— (twuti-, “to rummage, to dig”) + 쥐 (cwuy, “mouse, rat”).
İsveççefödelsemärke, leverfläck, mullvad, pir, vågbrytare (nötr)
birthmark, mole
çekim: çoğul födelsemärken · tamlayan födelsemärkes
köken: födelse + märke
Lehçefalochron, kret, pieprzyk, pomost, wtyczka, zaśniad (eril) /faˈlɔ.xrɔn/
breakwater (construction designed to break the force of the sea)
çekim: çoğul falochrony · tamlayan falochronu
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *welH-der. Proto-Germanic *wallijǭ Proto-West Germanic *wallijā Old High German wella Middle High German welle German Wellebor. Polish fala Proto-Slavic *-o- Old Polish -o- Polish -o- Proto-Slavic *xorna Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Balto-Slavic *-éitei Proto-Slavic *-iti Proto-Slavic *xorniti Polish chronić Polish falochron From…
Ukraynacaкріт, роди́мка, хвилеріз /krʲit/
mole (burrowing insectivore)
çekim: çoğul кроти́ · tamlayan крота́
köken: From Proto-Slavic *krъtъ.
sesame (Sesamum indicum), benniseed, gingelly · mole (facial feature)
çekim: çoğul तिलों
köken: Etymology tree Mundabor. Sanskrit तिल (tila) Prakrit तिल (tila) Hindi तिल Inherited from Prakrit तिल (tila), from Sanskrit तिल (tila), borrowed from a Munda language.
Finceaallonmurtaja, kontiainen, luomi, maamyyrä, möljä, mooli /ˈɑːlːonˌmurtɑjɑ/
breakwater, jetty
çekim: çoğul aallonmurtajat · tamlayan aallonmurtajan
köken: aallon (“of wave”, genitive) + murtaja (“breaker”)
Çekçekrt, krtek, mateřské znaménko, mol, névus (eril) /ˈkr̩t/
mole (burrowing mammal of the family Talpidae)
çekim: çoğul krti · tamlayan krta
köken: Inherited from Proto-Slavic *krъtъ.
Vlnolam okolo "Palm Jumeirah" tvoří přes sedm milionů tun kamení. — Palm Cumeyra dalgakıranında 7 milyon tondan fazla kaya bulunmaktadır.
mole · birthmark, beauty spot
çekim: çoğul alunițe
köken: From alună + -iță (diminutive suffix).
mole, birthmark (a pigment patch on the skin)
çekim: çoğul anyajegyek
köken: From anya (“mother”) + jegy (“mark”).
İbraniceחפרפרת, שׁוּמָה (dişil) /ħafarˈpʰɛrɛθ/
mole (burrowing animal)
çekim: çoğul חֲפַרְפָּרוֹת
köken: Attested in the Dead Sea Scrolls, as a single word, חפרפרת, while the Masoretic Text (the basis for every subsequent Torah) renders it as two separate words, חְפֹּר פֵּרוֹת (literally “to dig fruit”). Jerome of Stridon reckoned the word must've originally referred to a burrowing animal, based on the identification of עֲטַלֵּף (ʿăṭallep̄) as “bat”. This theory gained currency among Christian and…
Latincenaevus /ˈnae̯.wʊs/
birthmark · mole (on the body)
çekim: çoğul naevī · tamlayan naevī
köken: From *gnaevus, from Proto-Indo-European *ǵn̥h₁iwós (“native”), from *ǵenh₁- (“to beget”). Probable doublet of Gnaeus.
aile: naevius, Naevius
birthmark
çekim: çoğul modermærker · tamlayan modermærkes
köken: From moder + mærke.
Norveççeføflekk, moldvarp
Örnek Cümleler
Dalgakıranların tsunamiye karşı hiçbir etkisi yoktu.
The breakwater had no effect against the tsunami.
Watermouth limanı Sexton Burrows doğal dalgakıranı ile korumalıdır.
Watermouth harbour is shielded by the natural breakwater of Sexton's Burrows.
Olumlu sonuç alınmaması üzerine, bunların ucuna 12 adet dalgakıran yapılmıştır.
Not a very successful model, only 12 being built.
Dalgakıran ve deniz fenerine daha sonra yalnızca tekneyle erişilebilir hale gelindi.[3]
The breakwater and lighthouse were subsequently only accessible by boat.[3]
Gemi 1944'te Normandiya işgali sırasında bir dalgakıran oluşturmak üzere kasıtlı olarak batırıldı.
The ship was deliberately sunk during the Invasion of Normandy in 1944 to form a breakwater.