dalış

noun
C1 seviye
TR → EN
"dalış" kelimesinin İngilizcesi: dive, dive, plunge. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Geneldivenoun
Geneldive
Genelplunge
Görsel
Mercan resifleriyle dolu dalış fotoğrafıSu altı kaplumbağası dalış - endonezya gölüMavi derin dalış sahnesi - okyanus keşfiDalış mercekli mercan bahçesi - Arjantin güneyi
Çekim Tablosu
Belirtme (-i)dalışı
Yönelme (-e)dalışa
Bulunma (-de)dalışta
Çıkma (-den)dalıştan
Tamlayan (-in)dalışın
Çoğul (-ler)dalışlar
Tanım
•Dalmak işi veya biçimi
•Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması, plonjon
•Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması
Diğer Dillerde
Almancaabstürzen, abtauchen, eine Schwalbe machen, einen Kopfsprung machen, eintauchen, Eintauchen /ˈʔapˌʃtʏʁtsn̩/
to crash · to crash (a malfunction of computer software or hardware which causes it to shut down or become partially or totally inoperable)
çekim: geçmiş stürzte ab · ortaç abgestürzt · şimdiki stürzt ab · ulaç abstürzend
köken: ab- + stürzen
aile: Abstürzung
Es war ein abendlicher Tauchgang. — Gece dalışıydı.
hovel; dive · bulge, protuberance
çekim: çoğul bouges
köken: Inherited from Old French bouge, bolge (“sack, purse”), probably borrowed from Late Latin bulga, from Gaulish bolgā (“bag, sack”).
aile: bougette
C'était une plongée en soirée. — Gece dalışıydı.
bouge d'un mur
bouge de tonneau
İspanyolcaantro, bareto, bucear, buceo, clavada, clavado (eril) /ˈantɾo/
cave, cavern · hovel, dive, shithole, dump (an establishment, locale, home, etc., of untidy appearance or bad reputation) · dive, club (disreputable nightclub)
çekim: çoğul antros
eş: cueva, gruta
köken: Borrowed from Latin antrum, from Ancient Greek ἄντρον (ántron, “cave”).
aile: antro de libertinaje, antro de placer
Fue un buceo nocturno. — Gece dalışıydı.
tavern · dive, joint (seedy bar)
çekim: çoğul bettole
eş: bistrot, bar, bottiglieria, locanda, mescita, osteria
Era un' immersione serale. — Gece dalışıydı.
Rusçaпогружение; ныряние
Это было вечернее погружение. — Gece dalışıydı.
Arapçaغَاصَ, غَطْسَ, يقفز الى الماء
كانت غطسة مسائية. — Gece dalışıydı.
Farsçaغوطه رفتن
Azericeşığıma
Özbekçesuvga
Felemenkçebuurtcafé, duik, duiken, een fopduik maken, een schwalbe maken, fopduik
café waarvan de klandizie vooral uit de buurt komt en de vaste gasten elkaar vaak kennen
We doken in de avond. — Gece dalışıydı.
to plummet (to drop swiftly, in a direct manner; to fall quickly)
çekim: geçmiş despenquei · ortaç despencado · şimdiki despenca
köken: From des- + penca + -ar.
Já alguma vez mergulhaste? — Hiç dalış yaptın mı?
Yunancaβουτιά, κατάδυση (dişil)
dip, swim · dive · dive, dip (large, sudden decrease to prices, etc)
çekim: çoğul βουτιές · tamlayan βουτιάς
köken: βουτάω (voutáo) + -ιά (-iá).
Κάνεις καταδύσεις ; — Dalış mı yaparsın? Yeniyim.
Japonca潜る, 飛び込む /kɯ̟ɡɯ̟ɾɯ̟/
to go under; to pass under · to evade
çekim: geçmiş 潜った
私は 260 メートルまで潜り — Gece dalışıydı.
縄をくぐって入っていく。
Korece뛰어들다, 무자맥질, 잠수, 잠수(潜水)), 잠수하다 /t͈ɥiʌ̹dɯɭda̠/
to run, to rush · to plunge into, to dive into · to rush into (business), to make a debut
çekim: geçmiş 뛰어들었다
köken: From 뛰어 (ttwieo), infinitive of 뛰다 (ttwida, “to run, to jump”), and 들다 (deulda, “to enter”).
다이빙하십시오. — Bir dalış için.
imperative of dyka
çekim: çoğul dyks · tamlayan dyks
Så jag är bara så glad att dyket är slut. — Burda dalışın bittiğine çok mutluyum.
to dive (to jump into water) · to crouch, to dive, to stoop low to hide (e.g. in the bushes)
köken: Literally, “to give a dive”.
To było wieczorne nurkowanie. — Gece dalışıydı.
Ukraynacaниря́ти, пірна́ти, пірну́ти
Ось відеозапис такого уроку. — Bu, dalışlardan birinin videosu.
Hintçeडुबकी (dişil) /ɖʊb.kiː/
dive, dip
çekim: çoğul डुबकियाँ
köken: From डूबना (ḍūbnā, “to dive”) + -की (-kī).
verbal noun of filmata · flopping, diving
çekim: çoğul filmaamiset · tamlayan filmaamisen
köken: filmata + -minen
Joten olen vain onnellinen sukelluksen päättymisestä. — Burda dalışın bittiğine çok mutluyum.
Çekçenafilmovat, pohroužit se, ponořit se, potopit, potopit se, vrhnout se /ˈnafɪlmovat/
to film, to shoot · to pretend, to dive (fake a foul in sports)
çekim: geçmiş nafilmovavše · ortaç nafilmovala · şimdiki nafilmuje
köken: From na- + filmovat.
Potápíš se? — Dalış mı yaparsın? Yeniyim.
to plunge, immerse, immerge, dip, sink
çekim: geçmiş afundat · ortaç afundat · şimdiki afundă
köken: Inherited from Vulgar Latin *affundāre, derived from Latin fundus (“bottom”). By surface analysis, a- + fund + -a. Compare Aromanian afundari.
A fost o scufundare nocturnă. — Gece dalışıydı.
Macarcabúvárkodik /ˈbuːvaːrkodik/
to dive, to do scuba diving (to swim under water; indicates a frequent activity) · to work as a diver · to dive, explore (to research or go deeply into a subject)
çekim: geçmiş búvárkodtak
köken: búvár + -kodik (verb-forming suffix)
aile: búvárkodás, könnyűbúvárkodik, elbúvárkodik, kibúvárkodik, összebúvárkodik
Furcsa! — Bir dalış için.
İbraniceצלילה, צָלַל, קפץ ראש
זו היתה צלילת ערב. — Gece dalışıydı.
Latincemergō, praeceps dēsiliō, urinor /uːˈriː.nɔr/
to plunge under water, dive
çekim: ortaç ūrīnātus · şimdiki ūrīnātur · ulaç ūrīnāns
köken: From ūrīna, for which the sense “urine” is probably a secondary development, replacing an original (but unattested) sense “water”.
aile: ūrīnātor
Dancadykke, filme
to dive
çekim: geçmiş dykket
köken: From Low German dücken.
aile: dykker
Det var et dyk om aftenen. — Gece dalışıydı.
Norveççefilming, simulering, stupe
De blir straks verre og går overende. — Önce tırmanır ve sonra hızlı dalışa geçer.
Endonezceloncat indah, meloncat ke dalam air, menyelam /ˌlɔnt͡ʃat ˈindah/
diving (the sport of jumping from a platform into water while perform acrobatically)
köken: Compound of loncat (“jump”) + indah (“elegant”). Calque of Dutch schoonspringen.
Menyelam pada malam hari pada saat itu. — Gece dalışıydı.
Vietnamcalặn /lan˧˨ʔ/
to dive · to set · to hide (from something unpleasant); to be unavailable for a while
zıt: mọc, lên
köken: Inherited from Proto-Vietic *lanʔ.
aile: bơi lặn, lặn lội, lặn ngụp, ngụp lặn, thợ lặn
lặn. — Bir dalış için.
Cái thằng này lặn đâu mất rồi? Hôm nay đến lượt nó trực nhật.
Nó lặn mất tăm rồi. Nó trốn khỏi bọn đòi nợ.
Etimoloji
Equivalent to dal- + -ış.
Örnek Cümleler
Gece dalışıydı.
It was an evening dive.
Dalışa 10 saniye.
Lewis Pugh: Ten seconds to swim.
Dalış mı yaparsın?
You dive?
Bu bir dalış çubuğu.
It is a dive bar.
Tom bir dalış ustasıdır.
Tom is a dive master.
Hiç aletli dalış denedin mi?
Have you ever tried scuba diving?
En son ne zaman dalış yaptın?
When was the last time you dived?
Tom dalış takımını giyiyordu.
Tom was wearing scuba gear.
Hava dalışı çok tehlikelidir.
Skydiving is very dangerous.
Mary bir dalış giysisi giyiyor.
Mary is wearing a wetsuit.
Mağara dalışı çok tehlikelidir.
Cave diving is very dangerous.
Aletli dalıştan hoşlanmaktadır.
Enjoys spreading gossip.
dalış ile daha fazla örnek cümle →