banliyö

/ˈbɑnlijø̞/
noun
C2 seviye
TR → EN
"banliyö" kelimesinin İngilizcesi: suburb, suburb. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsuburbnoun
Genelsuburb

Görsel

Sonbaharın Altın Saatlerinde Havadan Çekilmiş Sessiz Banliyö MahallesiSonbaharda Huzurlu Bir Amerikan Banliyö Sokağı ve Modern EvleriMükemmel Bakımlı Banliyö Sokakta Sonbaharın Vurgulayan Tipik Amerikan EvleriGün Batımında Huzurlu Amerikan Banliyö Evleri ve Yemyeşil Sokak Manzarası

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)banliyöyü
Yönelme (-e)banliyöye
Bulunma (-de)banliyöde
Çıkma (-den)banliyöden
Tamlayan (-in)banliyönün
Çoğul (-ler)banliyöler

Tanım

•genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi, varoş, yörekent
•Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi

Diğer Dillerde

AlmancaBezirk, Stadtbezirk, Stadtteil, Vorort, Vorstadt (eril) /bəˈt͡sɪʁk/
district, borough (formal administrative division)
çekim: çoğul Bezirke · tamlayan Bezirks
eş: Gebiet, Territorium, Distrikt, Sprengel, Politische Gemeinde
köken: From Middle High German bezirc, from be- + zirc, from Latin circus, itself from Ancient Greek κίρκος (kírkos, “circle, ring”).
Die schmutzigen Fabriken wurden an den Stadtrand verbannt. — Kirli fabrikalar şehirlerin banliyölerine taşındı.
Fransızcaarrondissement, banlieue, faubourg (eril) /a.ʁɔ̃.dis.mɑ̃/
rounding · arrondissement · arrondissement, a borough (submunicipal administrative division)
çekim: çoğul arrondissements
eş: quartier
köken: From arrondir (“to round”) + -ment.
aile: arr, arr., conseil d'arrondissement, scrutin d'arrondissement
Une voiture est indispensable pour vivre en banlieue. — Banliyöde yaşamak için araba zaruridir.
İspanyolcaafueras, arrabal, barrio, extrarradio, suburbio (dişil) /aˈfweɾas/
outskirts, suburbs
eş: alrededores
köken: See afuera.
Preciados es una calle de Madrid. — Şehir, Madrid'in bir banliyösüdür.
Vivo en las afueras de la ciudad – es muy limpio y tranquilo.
İtalyancasobborgo (eril) /sobˈbor.ɡo/
suburb (of older houses)
çekim: çoğul sobborghi
eş: banlieue, dintorni, hinterland, periferia, quartiere periferico, quartiere suburbano
köken: From so- + borgo, on the model of Latin suburbium.
La coppia andò a vivere a Monaco di Baviera. — Çift, Münih'in bir banliyösünde yaşadı.
Rusçaпригород (eril) /ˈprʲiɡərət/
suburb
çekim: çoğul при́городы · tamlayan при́города
eş: загород
köken: From при- (pri-) + го́род (górod).
Родился в пригороде Парижа. — Paris'in güney banliyölerinde doğdu.
Arapçaحَيّ, ضَاحِيَة
بدأت بالاندلاع في باريس. — Paris'in banliyölerini sardı.
suburb (mostly of cities abroad)
çekim: çoğul kənar məhəllələr · tamlayan kənar məhəllənin
Deyilənlərə görə, Boliviyanın, xüsusilə də, La Pasın kənar məhəllərində yeraltı intihar guşələri mövcuddur.
Kazakçaқала айнала
Özbekçeatrof, shahar atrofi
surroundings, vicinity · around
çekim: çoğul atroflar · tamlayan atrofning
köken: Borrowed from Arabic أَطْرَاف (ʔaṭrāf), the plural of Arabic طَرَف (ṭaraf). Compare Uyghur ئەتراپ (etrap) and Turkish etraf.
aile: atroflab
Felemenkçebuitenwijk, district, stadsdeel, voorstad (dişil) /ˈbœy̯.tə(n)ˌʋɛi̯k/
an outlying suburb
çekim: çoğul buitenwijken
köken: From buiten + wijk.
Vuile fabrieken weken uit naar de rand van steden. — Kirli fabrikalar şehirlerin banliyölerine taşındı.
Portekizcefreguesia, periferia, subúrbio (dişil) /fɾe.ɡeˈzi.ɐ/
parish; an administrative division in Portugal, Macau, and Cape Verde · the customers of a business, taken collectively
çekim: çoğul freguesias
köken: From freguês (“parishioner; customer”) + -ia. Compare Spanish feligresía, Galician freguesía.
Funciona como dormitório de Madrid. — Madrid'in bir banliyösüdür.
Yunancaπροάστιο (nötr)
suburb, outskirts
çekim: çoğul προάστια · tamlayan προαστίου
Στην περιοχή δημιουργήθηκαν 4 προσφυγικοί οικισμοί. — Bölgede dört ayrı mülteci banliyösü kuruldu.
Japonca地区, 近郊, 郊外 /t͡ɕi̥kɯ̟/
zone (area distinguished on the basis of a particular characteristic etc)
皆がテレビに釘付けで — Paris'in banliyölerini sardı.
Korece교외, 근교
파리의 첫번째 프로젝트를 부숴버렸습니다. — Paris'in banliyölerini sardı.
İsveççeförort, förstad, orten
suburb
çekim: çoğul förorter · tamlayan förorts
köken: Compound of för- (“fore-”) + ort (“locality”). According to SO attested since 1895.
aile: betongförort, förortsbo, förortscentrum, förortsgäng, förortskommun, förortsliv, förortsmiljö, förortsområde, förortsslang, förortstrafik
I närtågen måste du köpa biljetten i förväg. — Banliyö trenler için biletinizi daha önceden almanız gerekir.
Lehçedzielnica, okręg, przedmieście (dişil) /d͡ʑɛlˈɲi.t͡sa/
borough, district, quarter (area of a city with its own history, customs, architecture, etc.) · borough, district, quarter (administrative district in some cities) · area, region (area of a country geographically, ethnographically, or historically unique)
çekim: çoğul dzielnice · tamlayan dzielnicy
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *dʰayl-der. Proto-Balto-Slavic *dailas Proto-Slavic *dělъ Proto-Indo-European *-yeti Proto-Indo-European *-éyeti Proto-Balto-Slavic *-éitei Proto-Slavic *-iti Proto-Slavic *děliti Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Proto-Slavic *dělьnъ Proto-Indo-European *-is Proto-Indo-European *-h₂ Proto-Indo-European *-ih₂…
Kosaku, pomóż mi! — Kosaku üniversiteye girince banliyöye taşınalım.
Ukraynacaпередмі́стя
Її будинок у передмісті. — Onun evi banliyölerde.
Hintçeउपनगर (eril) /ʊp.nə.ɡəɾ/
suburb; the environs of a city
çekim: çoğul उपनगरों
köken: उप- (up-, “sub-”) + नगर (nagar, “city, town; urban area”).
suburb
çekim: çoğul esikaupungit · tamlayan esikaupungin
köken: esi- + kaupunki
aile: esikaupunkialue
Näissä mainitaan kotitalouksien määräksi 36 412. — Banliyölerle birlikte bu rakam 436,712’e çıkmaktadır.
Çekçepředměstí (nötr) /ˈpr̝̊ɛdm̩ɲɛsciː/
suburb
çekim: çoğul předměstím
eş: periferie
köken: Inherited from Old Czech přědměstie. By surface analysis, před- + město + -í.
Vlakem z Ivančic do Oslavan? — "İzmir'e lüks banliyö treni".
Rumencesuburbie (dişil)
suburb
çekim: çoğul suburbii · tamlayan suburbii
köken: Borrowed from Latin suburbium.
197 de gospodării sunt formate dintr-un singur om. — Banliyö alanı yedi yerleşim biriminden oluşur.
residential area, suburb
çekim: çoğul kertvárosok
zıt: belváros
köken: kert (“garden”) + város (“city”)
aile: kertvárosi
Párizs külvárosaiban. — Paris'in banliyölerini sardı.
İbraniceפַּרבָּר, פַּרוָר
פרץ אל השיכונים הראשונים בפריז. — Paris'in banliyölerini sardı.
Latincesuburbium
suburb
çekim: çoğul suburbia · tamlayan suburbiī
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *upó Proto-Italic *supo Latin sub Latin sub- Latin urbs Latin suburbium From sub- + urbs.
Dancabydel, forstad
A quarter; a part of a town or city; (Australia, New Zealand) a suburb
çekim: çoğul bydele · tamlayan bydels
köken: by (“city”) + del (“part”)
TDC-kunder — TCDD Banliyö trenleri
Vietnamcangoại ô, ngoại thành, phường, vùng ven đô /ŋwaːj˧˨ʔ ʔo˧˧/
suburbs; outskirts
köken: Non-Sino-Vietnamese reading of Chinese 外塢 (SV: ngoại ổ).
Thành phố này là một phần của vùng đô thị Madrid. — Şehir, Madrid'in bir banliyösüdür.
Bulgarcaпредгра́дие
Големи протестни вълни започнаха в предградията на Париж. — Büyük bir isyan dalgası Paris'in banliyölerini sardı.
Slovakçapredmestie (nötr) /ˈprɛdmɛsci̯ɛ/
suburb
köken: From pred- + mesto + -ie.
Narodil sa na parížskom predmestí. — Paris'in güney banliyölerinde doğdu.

Etimoloji

Fransızca banlieue (fr)

Örnek Cümleler

Banlıyorum seni.
I'm blocking you.
Onun evi banliyölerde.
Her home is in the suburbs.
Bangi Banliyö istasyonu
Bangi Komuter station
Benim evim banliyölerde.
My house is in the suburbs.
Tom banliyölerde büyüdü.
Tom grew up in the suburbs.
Bu sadece sabah banliyösü.
This is just the milk run.
Biz banliyölerde yaşıyoruz.
We live in the suburbs.
"İzmir'e lüks banliyö treni".
"Slow Train to Izmir".
Onlar banliyölerde yaşıyorlar.
They live in the suburbs.
Tom zorlu bir banliyöde büyüdü.
Tom grew up in a tough suburb.
Londra'nın banliyölerinde yaşar.
He lives in the suburbs of London.
Şiddet suçu banliyölere yayıldı.
Violent crime spread into the suburbs.
banliyö ile daha fazla örnek cümle →