Ana içeriğe geç
Sözlük
/
arabuluculuk

arabuluculuk

C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"arabuluculuk" kelimesinin İngilizcesi: mediator, mediation. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelmediator
Genelmediation

Tanım

•uzlaştırıcılık.

Diğer Dillerde

agent noun of vermitteln · mediator, intermediator, intermediary, go-between, negotiator, broker
çekim: çoğul Vermittlern · tamlayan Vermittlers
eş: Mediator, Mediatorin, Dolmetsch
köken: vermitteln + -er
aile: Arbeitsvermittler, Ehevermittler, Jobvermittler, Heiratsvermittler, Hochzeitsvermittler
Mehrere Suchaktionen verlaufen ohne Ergebnis. — Çeşitli arabuluculuk teşebbüsleri sonuçsuz kaldı.
Fransızcamédiateur, médiatrice (eril) /me.dja.tœʁ/
mediator (one who negotiates between parties) · ombudsman
çekim: çoğul médiateurs
köken: Borrowed from Latin mediātōrem. Doublet of médiator.
Mise au point des affaires de famille — Aile içi arabuluculuk
İspanyolcamediación, mediador, tercero en discordia (dişil) /medjaˈθjon/
mediation
çekim: çoğul mediaciones
aile: a mediación
Mediación familiar — Aile içi arabuluculuk
İtalyancamediatore, mediatrice, sensale (eril) /me.djaˈto.re/
mediator, negotiator · middle man, agent
çekim: çoğul mediatori
eş: pacificatore, conciliatore, intermediario, paciere, conciliatore, arbitro
köken: Borrowed from Latin mediātōrem. Doublet of mezzadro.
Con l'adozione della Legge Provinciale nr. — Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (m.
Урегулирование семейных споров — Aile içi arabuluculuk
intermediary, mediator, broker
çekim: çoğul vasitəçilər · tamlayan vasitəçinin
köken: From vasitə + -çi.
aile: vasitəçilik
Felemenkçebemiddelaar, tussenpersoon (eril) /bəˈmɪ.dəˌlaːr/
a mediator, one who mediates
çekim: çoğul bemiddelaars
köken: From bemiddelen + -aar.
mediator, conciliator
çekim: çoğul διαμεσολαβητές · tamlayan διαμεσολαβητή
Μερικές φορές, αν η διένεξη είναι πιο περίπλοκη, ο διαμεσολαβητής πρέπει να μεσολαβήσει. — Bazen, eğer durum çok karmaşık ise soruşturmacılar arabuluculuk yaparlar.
İsveççemedlare, medling
a mediator, a negotiator
çekim: çoğul medlares · tamlayan medlares
köken: medla + -are
Medling i familjefrågor — Aile içi arabuluculuk
female equivalent of mediator (“mediator”) (one who negotiates between parties seeking mutual agreement)
çekim: çoğul mediatorki · tamlayan mediatorki
köken: Etymology tree Latin mediātorlbor. Polish mediator Proto-Indo-European *-keh₂der. Proto-Balto-Slavic *-kāˀ Proto-Slavic *-ъka Old Polish -ka Polish -ka Polish mediatorka From mediator + -ka.
Piękne i bestie. „Academia”. — "Avukatlık ve Arabuluculuk". academia.edu.
intermediation, mediation, intercession
çekim: tamlayan посере́дництва
köken: From посере́дник m (poserédnyk, “intermediary, mediator”) + -цтво (-ctvo). Compare Russian посре́дничество (posrédničestvo), Belarusian пасрэ́дніцтва (pasrédnictva), Polish pośrednictwo.
aile: за посере́дництвом
Між удільними князями почалися міжусобиці. — Adil yeğenleri arasında arabuluculuk rolü yapmaya başladı.
Hintçeमध्यस्थ (eril) /məd̪ʱ.jəst̪ʰ/
mediator, moderator intermediary, arbitrator
çekim: çoğul मध्यस्थों
köken: Borrowed from Sanskrit मध्यस्थ (madhyastha).
negotiator, mediator
çekim: çoğul neuvottelijat · tamlayan neuvottelijan
köken: neuvotella + -ja
aile: myyntineuvottelija, rauhanneuvottelija
Perheasioiden sovittelu — Aile içi arabuluculuk
mediator
çekim: çoğul mediátoři · tamlayan mediátora
Někdy, pokud je rozepře složitější, musí veřejný ochránce dělat prostředníka. — Bazen, eğer durum çok karmaşık ise soruşturmacılar arabuluculuk yaparlar.
Rumencemediatoare, mediere (dişil)
female equivalent of mediator
çekim: çoğul mediatoarelor · tamlayan mediatoarei
Constantia, sora pe jumătate a lui Constantin, și soția lui Licinius, a acționat ca intermediar. — Konstantin'in baba-bir kızkardeşi ve Licinius'un eşi olan Constantia arabuluculuk görevini gördü.
Macarcaközvetítő /ˈkøzvɛtiːtøː/
present participle of közvetít
çekim: çoğul közvetítők
köken: közvetít + -ő (present-participle suffix)
İbraniceמְתַוֵּךְ
בתחילת ינואר 1919 חתמו שני הצדדים על הסכם שלום בתיווך הבריטים. — İki taraf da, Ocak 1919'da İngilizlerin arabuluculuk yaptığı bir barış antlaşması üzerinde uzlaştılar.
Latinceagaga, interpres, mediātor /ˈa.ɡa.ɡa/
mediator
çekim: çoğul agagae · tamlayan agagae
köken: Uncertain. Perhaps from Ancient Greek *ἀγαγᾶς (*agagâs), from reduplicated present of ἄγω (ágō, “lead”) (compare ἀγωγός (agōgós, “leading”)), possibly via Etruscan *𐌀𐌂𐌀𐌂𐌀 (*acaca).
Dancamediator
mediator
çekim: çoğul mediatorer · tamlayan mediators
Norveççeformidler
Tidligere SWAT-offiser Jeff Talley (Bruce Willis) arbeider som gissel-forhandler for politiet i Los Angeles. — Jeff Talley, Los Angeles'ta rehineler için arabuluculuk yapan bir polistir.
Endonezcemediasi /mediˈasi/
mediation (negotiation to resolve differences conducted by some impartial party)
çekim: çoğul mediasi-mediasi
köken: Borrowed from Dutch mediatie (“mediation”), from Late Latin mediātiō (perhaps via Middle French mediation/mediacion) from mediārī (“intervene”), from Latin medius (“middle”).
aile: memediasikan, pemediasi, mediasi fasilitatif, mediasi lanjutan, mediasi tripartit, meditasi pernapasan, meditasi transendental
Twilight berusaha untuk menyembuhkan mereka dan berhasil. — O, bunları iyileştirmek için arabuluculuk yaptı ve başarılı oldu.
middle finger
Viacero nasledujúcich pokusov niečo nakrútiť bolo neúspešných. — Çeşitli arabuluculuk teşebbüsleri sonuçsuz kaldı.
Zakon o nadzoru državne meje (Ur. l. — Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (m.
Katalancatercer /tərˈse/
third
çekim: çoğul tercers
köken: Inherited from Latin tertiārius.
aile: Tercer Món, tercerol
Tagalogcatagapamagitan /taɡapamaˈɡitan/
mediator; negotiator
köken: From taga- + pam- + pagitan.
an arbitrator, a third person, a mediator, referee, nominee, umpire
çekim: çoğul మధ్యవర్తులు

Örnek Cümleler

"Arabuluculuk Nedir?". arabulucu.com.
"Coming Soon". responsible.archcoal.com.
Ankara, Suriye'de arabuluculuk rolü istiyor
Ankara seeks moderator role in Syria
Ama arabuluculuk rolünü Türkiye üstlenebilir.
However, Turkey might be a good moderator in the region.
Taraflar isterse arabuluculuk yapabiliriz," dedi.
We will mediate, if the sides wish it," Ahtisaari said.
Sendika tartışma için hükümetten arabuluculuk istedi.
The union has asked for the mediation of the government in the dispute.
Tom iş arkadaşlarının anlaşmazlığında arabuluculuk etti.
Tom intervened in his coworkers' disagreement.
Türkiye'nin arabuluculuk çabaları Lübnan'da çıkmaza girdi
Turkey's moderator efforts stuck on Lebanon
Erdoğan: Türkiye Lübnan krizinde arabuluculuk yapmaya hazır
Erdogan says Turkey ready to mediate in Lebanon crisis
Erdoğan, Ortadoğu barış sürecinde arabuluculuk önerdi. [AFP]
Erdogan offered to help mediate peace in the Middle East. [AFP]
Erdoğan Ortadoğu Barış Sürecinde Arabuluculuk Rolü Arayışında
Erdogan Seeks Mediating Role in Middle East Peace Process
Gerginlik, NATO ve ABD'nin arabuluculuk çabaları ile giderildi.
The tension calmed down later with mediation efforts of NATO and the United States.
Bazen, eğer durum çok karmaşık ise soruşturmacılar arabuluculuk yaparlar.
Sometimes, if the dispute is more complex, the ombudsman must mediate.
arabuluculuk ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod