waver

/ˈweɪ.və(ɹ)/2 hece
C2 seviye
EN → TR
"waver" kelimesinin Türkçesi: sallanma, tereddüt, titremek, sallanmak, duraksamak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsallanma
Geneltereddüt
Geneltitremek
Genelsallanmak
Genelduraksamak
Genelsendelemek
Genelkararsızlık içinde.
Geneltereddüt etmek
Genelkararsız olmak
Genelkararsızlık. waveringly .tereddüt ederek

Görsel

barok dönem puttolu asma dallarında sallanma çizimi ve çiftlik manzarası

Tanım

•give off unsteady sounds, alternating in amplitude or frequency
•the act of moving back and forth

Diğer Dillerde

Fransızcavaciller
İtalyancavacillare
Rusçaдрожа́ть, колыха́ться
Japonca揺らぐ
İsveççeskälva
Çekçebýt nerozhodný, chvět se, klátit se, kolísat, mihotat se, ochabovat
Macarcahabozik
Latincelabō, vacillō
Bulgarcaварирам, двоумя се, изнемогвам, изнемощявам, колебание, колебая се

Etimoloji

From wave (verb) + -er (suffix forming agent nouns).

Kelime Ailesi

flag-waver
flagwaver
haver
sign waver
waverer
wavering
wavery

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Tom bocalıyor.
Tom is wavering.
Bicky sendeledi.
Bicky wavered.
Tom'un güveni tereddütlü.
Tom's confidence is wavering.
Gevşemeyin, tasalanmayın.
And do not waver, nor feel remorse.
Dünyaya bocalayarak attığı adım.
Her wavering step into the world.
Onlar kuşkuları içinde bocalamaktadırlar.
So in their doubts they waver.
Tom'un Mary'ye olan güveni hiç sarsılmadı.
Tom's faith in Mary never wavered.
Öyle olursa, ben de bu kontratı imzalarım.
That way I'll waver and sign the contract.
Lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz."
And you will not see me wavering on that."
Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın.
And do not waver, nor feel remorse.
Bundan dolayı şüphe içinde bocalayıp dururlar.
So in their doubts they waver.
Yaşlandıkça seçici dikkat dalgalanmaya başlar.
Selective attention begins to waver as we get older.