thwart

/θwɔːt/1 hece
C2 seviye
EN → TR
"thwart" kelimesinin Türkçesi: çapraz, baltalamak, kürekçinin oturduğu tahta, karşı gelmek, muhalefet etmek. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelçapraz
Genelbaltalamak
Genelkürekçinin oturduğu tahta
Genelkarşı gelmek
Genelmuhalefet etmek
Genelengel olmak.
Genelişini bozmak
Genelfilika oturaklarından biri
Genelakamete uğratmak
Genelkarşı koymak
Genelönlemeye çalışmak

Görsel

Kettlebell antrenmanı - dinamik çapraz kondisyonİsa figürü çapraz ışıkta detaylı fotoğrafSiyah bir zemin üzerinde çapraz sıralanmış turuncu alev dilleriAlevli Korsan Bayrağında Kırmızı Yıldızlı Kurukafa ve Çapraz Kemikler

Tanım

•a crosspiece spreading the gunnels of a boat; used as a seat in a rowboat
•hinder or prevent (the efforts, plans, or desires) of

Diğer Dillerde

Rusçaба́нка, воспрепя́тствовать, мешать исполнению, неподдающийся, пересекать, препя́тствовать
Arapçaأَحْبَطَ, فَشَّلَ
Felemenkçedwarsbomen
Yunancaματαιώνω
Japonca排する, 阻む, 阻止する
Korece좌절시키다
İsveççehindra, toft
Macarcameghiúsít
İbraniceסיכל, סַפְסַל
Latinceofficio
Bulgarcaкос, косо, напречен, напречно, неблагоприятен, осуетявам
Moğolcaсаад тотгор болох
Esperantomalhelpi, malsukcesigi

Kelime Ailesi

athwart
athwartship
athwartships
thwartable
thwartedly
thwartedness
thwarter
thwartful
thwartingly
thwartly
thwartness
thwartsome
thwartwise
thwarty
unthwarted

Eş & Zıt Anlamlılar

Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Bilgi, önyargıyı çökertir.
Knowledge thwarts prejudice.
Hiç kimse bu işe engel olamaz.
No one is able to thwart this.
Bir kez daha, planlarım önlendi.
Once again, my plans have been thwarted.
İmparatorluk saldırısını engelleme
Thwarting the Imperial attack
Tom onun planlarına engel olmaya çalıştı.
Tom tried to thwart her plans.
Tom, Mary'nin planlarını bozmaya çalıştı.
Tom tried to thwart Mary's plans.
Şanina'nın özel hayatı savaşla engellendi.
Shanina's personal life was thwarted by war.
Mutluluğun peşinde olmak mutluluğu engeller.
The very pursuit of happiness thwarts happiness.
Bizim niyet bertaraf Hath: - ayrılırız, gel!
Hath thwarted our intents:--come, come away!
Tom'un planlarımı bozmasına izin vermeyeceğim.
I won't let Tom thwart my plans.
Almanya büyük çaplı terör planını bertaraf etti
Germany thwarts major terrorist plot
Karar, şirketi özelleştirme planlarını bozabilir.
The ruling could thwart plans to privatise the company.