plentiful
/ˈplɛntɪfl̩/3 hece
C2 seviye
EN → TR
"plentiful" kelimesinin Türkçesi: verimlilik., bol, mebzul, bereketli, mahsuldar. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelverimlilik.
Genelbol
Genelmebzul
Genelbereketli
Genelmahsuldar
Genelbereket
Genelçok
Genelverimli.plentifully bol bol
Genelmebzulen.plentifulness bolluk
Tanım
•producing in abundance
Diğer Dillerde
Almancamassenhaft, reichlich
İtalyancaabbondante, moltissimo
Rusçaизоби́лующий, изоби́льный, оби́льный
İsveççeriklig
Hintçeप्रचुर
Latincelargus
Norveççerikelig
Bulgarcaизобилен, обилен
İrlandacafairsing, líonmhar
Bengalceবহুল
Makedoncaизо́билен, о́билен
Etimoloji
From Middle English plentiful, plentyfull, plentefull, equivalent to plenty + -ful.
Kelime Ailesi
Örnek Cümleler
Onlardan çok var.
They're plentiful.
Çok da fazla sayıda.
They're quite plentiful.
Bol miktarda suyumuz var.
We have a plentiful supply of water.
Bunların arası selam ile ayrılır.
And His peace be upon them plentifully.
Yılın ılık aylarında yiyecek boldu.
Food would have been plentiful during the few warm months of the year.
Doğu'da hayat boldur, hayat ucuzdur.
Life is plentiful, life is cheap in the Orient.
Fikirler bol olsa da, kaynaklar kısıtlı.
While ideas may be plentiful, resources are scant.
Dursunbey çamı Dünyaca ünlü ve kalitelidir.
The avifauna is plentiful and world-renowned.
Böylece yemek daha bol oldu, ekmek ucuzlamaya başladı.
So as food became more plentiful, bread became cheaper.
Su boldu ve pirinç ve patates yetiştirmeye başladılar.
Water was plentiful, and they began farming rice and potatoes.
Ayrıca Nil, balık yönünden zengin bir kaynak sayılırdı.
The Nile provided a plentiful source of fish.
Festival boyunca şehirde pek çok sokak göstericisi vardı.
Street performers were plentiful through the city.