flourish
/ˈflʌ.ɹɪʃ/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"flourish" kelimesinin Türkçesi: gelişme, serpilme, refah, süs, gösteriş. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelgelişme
Genelserpilme
Genelrefah
Genelsüs
Genelgösteriş
Genelfantazi
Geneltumturak
Genelfanfar
Genelgelişmek
Genelsallama
Genelsüslemek
Genelgelişerek
Genelbüyümek
Genelserpilmek
Genelsallamak
Genelzenginleşmek
Genelyıldlzı parlayarak.
Genelneşvünema bulmak
Genelinkişaf etmek
Genelbaşarı kazanmak
Genelmuvaffak olmak
Genelyıldızı parlamak
Genelgözde olmak
Genelsüslü bir dil kullanmak
Genelgösterişli hareketlerde bulunmak
Geneltezyin etmek
Genelkibirli jestler yapmak (kollarla)
Genelmerasim borusu
Genelsavurma. a flourish of trumpets merasim borusu. flourishingly serpilerek
Genelgösterişli bir şekilde
Tanım
•(music) a short lively tune played on brass instruments
•move or swing back and forth
Diğer Dillerde
Almancaaufblühen, Ausschmückung, blühen, Dekoration, eine Blütezeit erleben, eine Blütezeit haben
Rusçaзавиту́шка, загогу́лина, процвета́ть, разма́хивать, ро́счерк, туш
Kazakçaгүлдену, көркею, толықсу
Portekizcefloreio
Japonca栄える, 繁栄する, 繁茂する, 見せびらかし
Ukraynacaкві́тнути, процвіта́ти, розма́хувати, ро́зчерк, цвісти́
Rumenceînflori, prospera
Latincefloreō, vigeō
Dancaflorere, trives
Norveççeblomstre, svinge, vise
Bulgarcaвирея, завъртулка, процъфтявам, размахвам, размахване, фанфари
Katalancaflorir
Ermeniceծաղկել
Oksitancafar flòri
Etimoloji
From Middle English floryschen, from Old French florir (via the arrhizotonic stem floriss-), from Late Latin flōrīre, from Latin flōrēre, from Latin flōrem (“flower”, noun). Corresponds to flower + -ish.
Kelime Ailesi
flourishable
flourisher
flourishly
flourishment
flourishy
outflourish
overflourish
reflourish
unflourished
Örnek Cümleler
Karaborsa gelişti.
The black market flourished.
Yeni dükkan gelişti.
The new shop flourished.
Manastırlar gelişimi
Monasteries flourish
Burada yıldızım parladı.
And I just flourished here.
İslam Hindistan'da gelişti.
Islam flourished in India.
İşlerimiz gelişmeye başladı.
Our work began to flourish.
Bu nedenle dil orada gelişti.
The language therefore flourished there.
İşiniz iyi gidiyor, duyuyorum.
Your business is flourishing, I hear.
Sence, ülken başarabilecek mi?
Will democracy flourish? What scares you most?
Hayat bataklıklarda çiçeklendi.
Life flourished in swamps.
Ve bana rağmen kılıcını gelişir.
And flourishes his blade in spite of me.
Ubeyd kültürü M.Ö. 5500'de gelişti.
The Ubaid culture flourished from 5500 BCE.