Tüketici güç kazandı.
The consumer is empowered.
Güçlenmiş hissediyorum.
I feel empowered.
Çocuklarınızı yetkilendirin.
Empower your children.
Bu bana enerji ve güç verirdi.
It would be so energizing and so empowering.
İnsanları güçlendirmek istiyorum.
I want to empower the people.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...
People were so empowered.
İnternet bizi daha güçlü hale getirdi.
Well, the Internet has empowered us.
BM Kadın Birimi şu yetkilere sahiptir: [1]
UN Women is empowered to:[1]
Yani esas olan çocuklarınızı yetkilendirmeniz...
So the bottom line is, empower your children.
Onun neredeyse güçlendirici bir görünüşü vardır.
There is almost an empowering aspect to her.
İkincisi, toplumda... ...kadınları yetkilendirme.
The second, communities -- empowering women.
Ve çok etkili ve yetkinlik kazandıran bir alettir.
And it's a powerful and empowering tool.