dishearten

/dɪsˈhɑː.tən/
EN → TR
"dishearten" kelimesinin Türkçesi: cesaretini kırmak, ümidini kırmak, hevesini kırmak.. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcesaretini kırmak
Genelümidini kırmak
Genelhevesini kırmak.

Tanım

•take away the enthusiasm of

Diğer Dillerde

Almancaentmutigen
Fransızcadécourager
Rusçaобескура́живать, обескура́жить, привести́ в уны́ние, приводи́ть в уны́ние, расхола́живать, расхолоди́ть
Felemenkçeontmoedigen
Portekizceabater, descoroçoar
Japoncaがっかりさせる, 落胆させる
Fincelannistaa
Bulgarcaобезсърчавам
Taycaบั่นทอนจิตใจ
Galcedigalonni
Belarusçaабезнадзе́іць
Makedoncaобеску́ражи, обе́схрабри

Etimoloji

Etymology tree Proto-Indo-European *dwóh₁ Proto-Indo-European *d(w)is- Proto-Italic *dis- Latin dis- Old French des-bor. ▲ Latin dis-bor. Middle English dis- English dis- Proto-Indo-European *ḱerd- Proto-Indo-European *ḱérd Proto-Germanic *hertô Proto-West Germanic *hertā Old English heorte Middle English herte English heart English -en English hearten English dishearten From dis- + hearten.

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar

Örnek Cümleler

Umut kırıcı, üzüntü verici.
It's disheartening, it's sad.
Bu onlar için çok üzücü bir durum.
And this was very disheartening for them.
Tek bir hatayla cesareti kırılacak bir adam değildi.
He was not a man to be disheartened by a single failure.
Söylediklerinden ötürü göğsünün daraldığını biliyoruz
We are well aware that you are disheartened by what they say.
Gerçekten biliriz ki, onların söylediklerine göğsün daralıyor.
We are well aware that you are disheartened by what they say.
Yargıç Forer ayrıldı, ve Bn. Dewey"ın cesareti tamamıyla kırıldı.
Judge Forer quits, and Ms. Dewey in completely disheartened.
Ve andolsun biliriz ki şüphe yok, söyledikleri sözlerden yüreğin sıkılır.
We are well aware that you are disheartened by what they say.
And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.
We are well aware that you are disheartened by what they say.
Ancak, bombardıman herhangi bir sonuç vermedi ve bu, kralın cesaretini kırdı.
However, the shelling failed to provide any results, and this disheartened the king.
Şimdi, sizlere tüm söylüyor olduklarım, kabul etmeyim ki, gerçekten ümıt kırıcı.
Now, everything I've been telling you, I admit, is pretty disheartening.
Onların bu kabil iddialarından ötürü senin canının sıkıldığını çok iyi biliyoruz.
We are well aware that you are disheartened by what they say.
Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.
We are well aware that you are disheartened by what they say.