Ana içeriğe geç
Sözlük
/
sığınmacı

sığınmacı

/sɯ.ɯn.maˈd͡ʒɯ/
noun
TR → EN
"sığınmacı" kelimesinin İngilizcesi: refugee, refugee. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelrefugeenoun
Genelrefugee

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)sığınmacıyı
Yönelme (-e)sığınmacıya
Bulunma (-de)sığınmacıda
Çıkma (-den)sığınmacıdan
Tamlayan (-in)sığınmacının
Çoğul (-ler)sığınmacılar

Tanım

•Başka bir ülkeye veya yere sığınmış olan kişi, sığınık, mülteci
•Yabancı bir ülkede iltica etmeden önce belirli bir süre kalan kimse
•Başka bir ülkeye veya yere sığınmış olan kişi

Diğer Dillerde

asylum seeker (a person seeking (political) asylum of male or unspecified sex)
çekim: çoğul Asylanten · tamlayan Asylanten
köken: From the 1960s, Asyl (“asylum”) + -ant (agent noun suffix).
aile: Asylantenheim, Asylantenwohnheim, Asylantenpack, Scheinasylant
Ich bin vor 21 Jahren als Asylsuchender nach Großbritannien gekommen. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
Fransızcaréfugié, réfugiée (eril) /ʁe.fy.ʒje/
past participle of réfugier
çekim: çoğul réfugiés
eş: demandeur d'asile
Qui est demandeur d’asile ? — Sığınmacı kimdir?
İspanyolcarefugiada, refugiado (dişil) /refuˈxjada/
female equivalent of refugiado
çekim: çoğul refugiadas
¿Quién tiene consideración de solicitante de asilo? — Sığınmacı kimdir?
İtalyancaprofugo, rifugiata, rifugiato (eril) /ˈprɔ.fu.ɡo/
refugee
çekim: çoğul profughi
eş: esiliato, esule, fuggiasco, fuggitivo, fuoriuscito, ramingo
köken: From Latin profugus, from profugiō (“to flee, run away or escape”). Compare Spanish prófugo (“fugitive”).
Sono arrivato nel Regno Unito 21 anni fa in cerca di asilo politico. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
Rusçaбеженец (eril) /ˈbʲeʐɨnʲɪt͡s/
refugee · asylum seeker (one who seeks asylum)
çekim: çoğul бе́женцы · tamlayan бе́женца
köken: бе́гать (bégatʹ) + -енец (-enec)
Кто является лицом, нуждающимся в убежище? — Sığınmacı kimdir?
Arapçaلَاجِئ, لَاجِئَة
مَن هو طالب اللجوء؟ — Sığınmacı kimdir?
Farsçaپَناهَندِه, فراری /fa.raː.ˈriː/
fugitive; runaway
köken: From فرار (farâr, “escape”) + ـی (-i).
Azericeqaçqın /ɡɑt͡ʃˈɡɯn/
refugee
çekim: çoğul qaçqınlar · tamlayan qaçqının
köken: From qaç (“to flee”) + -qın.
qaçqın düşərgəsi
refugee
çekim: çoğul босқындар · tamlayan босқынның
Özbekçeqochoq, qochqin, qochqindi
Tatarcaкачак, качкын
Felemenkçevluchteling (eril) /ˈvlʏx.tə.lɪŋ/
refugee · fugitive
çekim: çoğul vluchtelingen
köken: From vluchten (“to flee”) + -ling or vlucht (“flight”) + -ling.
aile: bootvluchteling, klimaatvluchteling, oorlogsvluchteling, vluchtelingenkamp, vluchtelingenopvang
21 jaar geleden kwam ik naar het VK, als asielzoeker. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
past participle of asilar
#SOSManus: Polícia expulsa refugiados de antigo centro de detenção australiano na Papua Nova Guiné — #SOSManus: Polis Avustralya'nın Manus Adası Eski Mülteci Kampındaki Sığınmacıları Tahliye Ediyor
Yunancaπρόσφυγας (eril) /ˈpɾo.sfi.ɣas/
refugee
çekim: çoğul πρόσφυγες · tamlayan πρόσφυγα
köken: Learned borrowing from Koine Greek πρόσφυξ (prósphux).
aile: προσφυγάκι, προσφυγιά, προσφυγικός, προσφυγοπούλα, προσφυγόπουλο
Έφτασα στο Ηνωμένο Βασίλειο πριν από 21 χρόνια ως αιτών άσυλο. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
Japonca難民 /nã̠mʲːĩɴ/
refugee · people who "have nowhere to go" after a dearly-loved anime finishes airing
当時の私は21歳の 亡命希望者でした — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
シリア難民
Korece난민 /na̠nmin/
refugee
eş: 피난민, 유민
köken: Sino-Korean word from 難民 (“refugee”)
지금으로부터 21년 전 저는 영국으로 망명했습니다. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
İsveççeflykting
a refugee (person seeking political asylum)
çekim: çoğul flyktingar · tamlayan flyktings
köken: From flykt + -ing.
Vem är asylsökande? — Sığınmacı kimdir?
Lehçeuchodźca, uchodźczyni (eril) /uˈxɔt͡ɕ.t͡sa/
refugee (person seeking asylum in another country)
çekim: çoğul uchodźcy · tamlayan uchodźcy
eş: wychodźca
köken: Etymology tree Polish uchodzić Proto-Indo-European *-keh₂ Proto-Indo-European *-i-keh₂ Proto-Balto-Slavic *-ikāˀ Proto-Slavic *-ьka Proto-Slavic *-ьca Old Polish -ca Polish -ca Polish uchodźca From uchodzić + -ca.
Przybyłem do Wielkiej Brytanii 21 lat temu w poszukiwaniu azylu. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
Ukraynacaбі́женець, бі́женка
Я прибув до Великобританії 21 рік тому як прохач притулку. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
Hintçeशरणार्थी (eril) /ʃəɾ.ɳɑːɾ.t̪ʰiː/
refugee
çekim: çoğul शरणार्थियों
köken: Learned borrowing from Sanskrit शरणार्थी (śaraṇārthī).
भारत के विभाजन से बहुत सारे लोग शरणार्थी बन गए।
Fincepakolainen /ˈpɑkolɑi̯nen/
refugee
çekim: çoğul pakolaiset · tamlayan pakolaisen
köken: pako (“flight, escape”) + -lainen
aile: maan sisäinen pakolainen, pakolaisuus, elintasopakolainen, ilmastopakolainen, kiintiöpakolainen, nälkäpakolainen, pakolaisasema, pakolaishallitus, pakolaishuolto, pakolaisjärjestö
Kuka on turvapaikanhakija? — Sığınmacı kimdir?
Çekçeběženec, běženka, uprchlice, uprchlík (eril) /ˈbjɛʒɛnɛt͡s/
refugee
çekim: çoğul běženci · tamlayan běžence
eş: uprchlík, utečenec, migrant, emigrant, vystěhovalec
köken: Borrowed from Russian бе́женец (béženec).
Z lidí se stali zloději a uprchlíci, a aby unikli před démony, nabízeli živé, jako oběti. — Halk hırsızlara ve sığınmacılara dönüştü, ve iblislerden kaçmak için canlı kurban sundular.
Rumencerefugiat, refugiată (eril)
refugee
çekim: çoğul refugiați · tamlayan refugiatului
köken: Past participle of refugia.
Am venit în UK acum 21 de ani, ca azilant. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
Macarcamenekült /ˈmɛnɛkylt/
third-person singular indicative past indefinite of menekül
çekim: çoğul menekültek
köken: menekül (“to flee, escape”) + -t (past-tense and past-participle suffix)
21 évvel ezelőtt érkeztem az Egyesült Királyságba, mint menedékkérő. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
İbraniceפָּלִיט
הגעתי לבריטניה לפני 21 שנים כמבקש מקלט. — İngiltere'ye 21 yıl önce sığınmacı olarak geldim.
Latinceprofugus, refugus /ˈprɔ.fʊ.ɡʊs/
that which flees, has fled, fugitive · unsettled, roving, vagabond, wandering · banished, exiled
köken: From profugiō (“to flee, run away or escape”) + -us.
Dancaflygtning /fløktnenɡ/
refugee
çekim: çoğul flygtninge · tamlayan flygtnings
köken: From flygte (“to escape”) + -ing (“person”). Calque of German Flüchtling.
Norveççeflyktning
Mange jøder forlot Tyskland på grunn av jødeforfølgelsene. — Sığınmacıların çoğu Yahudi karşıtı tehditlerden dolayı Almanya'yı terk etti.

Etimoloji

By surface analysis, sığınma (“to seek refuge”) + -cı.

Örnek Cümleler

Sığınmacı kampları aşırı kalabalık.
The refugee camps are overcrowded.
Türkiye dünyanın en büyük sığınmacı nüfusuna sahiptir.
Turkey has the world's largest refugee population.
UNHCR: Sırbistan, küresel sığınmacı listesinde en tepede
UNHCR: Serbia tops global asylum-seekers' table
Toplamda 67 Yahudi sığınmacının iltica talebi reddedildi.
In total, sixteen Jewish residents of the hotel were executed.
Kosovalı sığınmacılar ülkelerine iade ediliyor. [Reuters]
Kosovo asylum seekers are being repatriated. [Reuters]
Caka, "Bunların hepsi sığınmacı kampında barındırılamıyor.
"Not all are housed at the asylum seekers' camp.
Sırp sığınmacılar serbest vize rejimini tehlikeye atıyorlar
Serbian asylum seekers jeopardising visa liberalisation
Almanya bu yıl yaklaşık bir buçuk milyon sığınmacı bekliyor.
Germany is expecting about 1.5 million asylum seekers this year.
2015 itibarıyla Karadağ'da 6.600 Kosovalı Sırp sığınmacı vardır.
As of 2015, there are at least 6,600 Kosovo Serb refugees in Montenegro.
Fajon: Bazı AB üye ülkelerinde endişe verici sayıda sığınmacı var.
Fajon: There are worrying numbers of fake asylum seekers in some of the EU member states.
Projeyle Arnavutluk'ta Sığınmacılar ve Göçmenlere Ön Eleme Yapılacak
Project Pre-screens Asylum Seekers and Migrants in Albania
Ocak 2010 itibarıyla ülkede 25.580 mülteci ve sığınmacı bulunmaktadır.
As of January 2010, 25,580 refugees and asylum seekers remain in the country.
sığınmacı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod