Ana içeriğe geç
Sözlük
/
parlayan

parlayan

C1 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"parlayan" kelimesinin İngilizcesi: sheen, sparkling. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelsheen
Genelsparkling

Görsel

Ahşap Taban Üzerinde Yeşil Mumluk İçinde Parlayan Beyaz MumAçık Pencereden Yıldızlı Gökyüzü Altında Parlayan Şehir ManzarasıAhşap Zeminde Parlayan Sihirli Kristal Küreler ve Gizemli IşıklarAhşap Yüzeyde Parlayan İç Işıklı Kristal Küreler ve Büyülü Detaylar

Diğer Dillerde

present participle of funkeln
Überall gibt es Kinder mit leuchtenden Augen, die sagen:Her yerde parlayan gözleriyle
Fransızcabrillance, briller, effervescent, pétillant (dişil) /bʁi.jɑ̃s/
shininess · brightness
çekim: çoğul brillances
köken: From briller + -ance.
Partout il y a des enfants avec des yeux pleins d'étoiles qui disent,Her yerde parlayan gözleriyle
shine, glow, radiance · brightness, brilliance, shininess, éclat · sheen, luster, gleam, glitter, gloss, sparkle, glistening, glint
çekim: çoğul brillos
eş: fulgor, luminosidad, luminosidad, esplendor, gloria, lucimiento
köken: Deverbal from brillar.
¿Qué ha sido esa luz?Az önce parlayan ışık neydi?
bright, brilliant
çekim: üstünlük brillantissimo
eş: abbagliante, luccicante, luminoso, scintillante, splendente, sfavillante
Cos'è stata la luce che si è vista prima?Az önce parlayan ışık neydi?
brilliance, glitter, lustre, shine
çekim: çoğul бле́ски · tamlayan бле́ска
eş: сверкание
köken: Inherited from Proto-Slavic *blěskъ.
Что это был за свет?Az önce parlayan ışık neydi?
Azericeqazlı
Felemenkçeglans, glanzen, glimmen, glitteren, glittering (eril) /ɣlɑns/
lustre, shine, shimmer, gloss, glistening · gloss
köken: From Middle Dutch glans (ca. 1400), from Middle High German glanz (“shine, lustre”), whence Modern German Glanz.
aile: glanskop, glansrijk, glanstroepiaal, glanzen, glanzig
Overal zijn er kinderen die met blinkende ogen zeggen:Her yerde parlayan gözleriyle
Portekizcebrilho, cintilante, gaseificada (eril) /ˈbɾi.ʎu/
shine (brightness from a source of light)
çekim: çoğul brilhos
köken: Deverbal from brilhar.
Que luz foi aquela?Az önce parlayan ışık neydi?
aerated, fizzy
köken: From αέριο (aério) + -ούχος (-oúchos).
Παντού υπάρχουν παιδιά με λαμπερά μάτια που λένε,Her yerde parlayan gözleriyle
αεριούχο νερό
αεριούχα ποτά
to shine (reflect light) · to shine (excel)
çekim: geçmiş glänste · ortaç glänsande · ulaç glänsande
köken: From glans (“shine, brilliance”).
-Vad var det för ljus tidigare?Az önce parlayan ışık neydi?
Han städade köket tills det glänste
Gläns över sjö och strand, stjärna ur fjärran. Du som i Österland tändes av Herran.
Nisse glänste vid SM 2012
sparkling (containing dissolved carbon dioxide)
çekim: karşılaştırma bardziej gazowany · üstünlük najbardziej gazowany
zıt: niegazowany
köken: Etymology tree Proto-Indo-European *ǵʰeh₂-der. Ancient Greek χαῦνος (khaûnos) Ancient Greek χάος (kháos)der. Dutch gasbor. French gazbor. Polish gaz Proto-Indo-European *h₂euh₁-der.? Proto-Slavic *-ovati Old Polish -ować Polish -ować Polish gazować Proto-Slavic *-anъ Proto-Indo-European *-(e-)nós Proto-Slavic *-ěnъ Old Polish -any Polish -any Polish gazowany From gazować + -any.
Co to było za światło?Az önce parlayan ışık neydi?
Ukraynacaблиск, ґлянц /bɫɪsk/
glint, splendor, sheen, glitter, shine
çekim: tamlayan бли́ску
köken: Inherited from Proto-Slavic *blěskъ
aile: бли́скавиця, бли́скавичний, бли́скавка, бли́скання, бли́скати, бли́скіт, бли́скітка, блискону́ти, блискота́ти, бли́скотіння
Висхідна зіркаYıldızı Parlayan Oyuncular
Hintçeआभा, चमक (dişil) /ɑː.bʱɑː/
lustre, brilliance, shine
çekim: çoğul आभाएँ
köken: Borrowed from Sanskrit आभा (ābhā).
to glow, shine, glimmer, gleam
çekim: geçmiş hohtanut · şimdiki hohtaisi · ulaç hohtava
köken: Probably hoh(k)- + -taa.
aile: hohtava, hohde, hohto, hohdella
-Mikä se valo oli?Az önce parlayan ışık neydi?
Tähdet hohtavat.
Hopea hohtaa.
Lumi hohtaa.
gloss, shine, sheen, luster
çekim: çoğul lesky · tamlayan lesku
eş: třpyt, glanc
köken: Inherited from Proto-Slavic *lъskъ.
Potkávám děti, které mi se zářícím pohledem říkají:Her yerde parlayan gözleriyle
Macarcabuborékos, szénsavas /ˈbuboreːkoʃ/
carbonated, fizzy, sparkling · bubbled (containing bubbles)
çekim: karşılaştırma buborékosabb · üstünlük legbuborékosabb
köken: buborék + -os (adjective-forming suffix)
aile: buborékosodik
Mindenhol csillogó szemű gyerekek fogadnak és azt mondják:Her yerde parlayan gözleriyle
Latincecoruscans, coruscus /kɔˈrʊs.kãːs/
brandishing, shaking, quivering · flashing, glittering
köken: Present participle of coruscō.
Norveççeglitre
Ordet betyr befestet by.Ayıntap adı parlayan şehir anlamına gelir.
Endonezceberkilau, bersoda
gemerlap; berkilap
# Bintang yang berkilauan sangat indah mengisi ruangan dengan cinta# Parlayan güzel yıldızlar Odayı aşkla dolduruyorlar
to shine, to radiate, to reflect (bright light) · to gleam, to glitter, to sparkle (of a metal, precious stone, or smooth surface) · to shine, to sparkle (of eyes or a gaze, usually from strong inner emotion)
çekim: geçmiş none · ortaç блестя́л · şimdiki блести́ · ulaç блестя́щ
köken: Inherited from Proto-Slavic *blьščati.
Навсякъде има деца с блестящи очи да казват,Her yerde parlayan gözleriyle
Слъ́нцето блести́ ослепи́телно я́рко.
По върхове́те на трева́та блестя́ха ка́пчици роса́.
Очи́те ѝ блестя́ха необикнове́но.
Slovenceblesk
Meglica Goreča zvezdaobject name (optional)Parlayan Yıldız Bulutsusuobject name (optional)
Galiçyacagasoso
gaseous
İrlandacalonrach, lonracht /ˈl̠ʲɨnˠɾˠa(x)/
shining, shiny, bright, radiant, luminous, brilliant, glowing · lustrous, glossy, glistening, gleaming, sparkling, resplendent · luminescent
çekim: karşılaştırma lonraí · üstünlük is lonraí
köken: From Old Irish laindrech. By surface analysis, loinnir + -ach.
aile: lonracht, neamhlonrach
súile lonracha
shining, beaming, sparkling, bright, brilliant, splendent, lustrous, flamboyant, coruscated
çekim: karşılaştırma უფრო ელვარე · üstünlük ყველაზე ელვარე
Esperantobrilo /ˈbrilo/
gloss · sheen
çekim: çoğul briloj
köken: Etymology tree Esperanto brili Esperanto -o Esperanto brilo From brili + -o.
aile: ekbrilo, sunbrilo
Makedoncaблескав, гази́ран /ˈblɛskaf/
shiny, sparkly · impressive, flashy
çekim: karşılaştırma поблескав · üstünlük најблескав
Malayalamcaതിളങ്ങുന്ന /t̪iɭɐŋŋun̪n̪ɐ/
shining, glowing · a bright, shining personality

Örnek Cümleler

Parlayan yıldızdır.
It is the star that shines with a piercing brightness --
Şu parlayan yıldıza bak.
Look at that brilliant star.
Bu parlayan yıldıza bak.
Look at this shining star.
Her yerde parlayan gözleriyle
Everywhere there are children with shining eyes saying,
Parlayan bir lamba yerleştirdik.
And placed a lamp therein brightly burning.
Parlayan gözleriyle odaya girdi.
He came into the room with his eyes shining.
Çocuk parlayan gözlerle konuştu.
The child talked with his eyes shining.
Parlayan her şey altın değildir.
All that glitters is not gold.
O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır.
It is the star that shines with a piercing brightness --
O aktris şirketteki parlayan yıldızdır.
That actress is the shining star in the company.
Geceleri parlayan asa manasına geliyor.
It means the staff that lights up the night.
O mavi-beyaz parlayan yıldız Sirius'tur.
That blue-white shining star is Sirius.
parlayan ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod