konuşkan
/ko.nuʃˈkan/
adj
C2 seviye
TR → EN
"konuşkan" kelimesinin İngilizcesi: chatty, talkative, gushy, loquacious, talking. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.
Çeviri
Genelchattyadj
Geneltalkativeadj
Genelgushy
Genelloquacious
Geneltalking
Geneltalky
Genelvoluble
Genelchatty
Genelcommunicative
Geneltalkative
Geneltalkative
Çekim Tablosu
Çoğul (-ler)konuşkanız
Tanım
•çok konuşan
•Güzel, kandırıcı, gönül alıcı konuşan
Diğer Dillerde
Almancageschwätzig, gesprächig, redselig /ɡəˈʃvɛt͡sɪç/
garrulous; gabby
çekim: karşılaştırma geschwätziger · üstünlük am geschwätzigsten
eş: redselig, schwatzhaft
köken: From Geschwätz + -ig.
Tom ist äußerst gesprächig. — Tom oldukça konuşkan.
chatty, talkative, garrulous
çekim: çoğul bavards
eş: causant, babillard, loquace, parlier, prolixe, verbeux
köken: From bave (“spittle”) + -ard.
aile: bavard comme une pie, bavardage, bavarder, bavardeur, pie bavarde
L'école est un peu trop bavarde aujourd'hui. — Okul bugün biraz konuşkan.
Ces jeunots n'ont pas l'air du genre bavards.
İspanyolcaconversador, hablador (eril) /kombeɾsaˈdoɾ/
conversationalist
çekim: çoğul conversadores
köken: From conversar + -dor.
Sean curiosos, sean conversadores, sean auténticos. — İlgili, konuşkan ve sahici olun.
İtalyancachiacchierino, garrulo (eril) /kjak.kjeˈri.no/
talkative, chatty
çekim: çoğul chiacchierini
Ci sono delle voci nella scuola oggi. — Okul bugün biraz konuşkan.
Rusçaразговорчивый, словоохотливый
В школе сегодня столько разговоров. — Okul bugün biraz konuşkan.
Arapçaثَرْثَار
الجامعة تثرثر قليلا اليوم — Okul bugün biraz konuşkan.
Azericesöhbətcil
talkative (pertaining to someone who enjoys conversing)
çekim: karşılaştırma daha söhbətcil · üstünlük ən söhbətcil
köken: From söhbət + -cil.
Özbekçesergap
Tatarcaсүзчән, такылдык
Felemenkçebabbelziek, praatgraag, spraakzaam /ˈbɑ.bəlˌzik/
chattery, loquacious
çekim: karşılaştırma babbelzieker · üstünlük babbelziekst
köken: From babbelen (“to chatter”) + ziek (“sick”).
De school is vandaag een beetje spraakzaam. — Okul bugün biraz konuşkan.
Portekizcefalador, falante, tagarela /fa.laˈdoʁ/
talkative (tending to talk or speak freely or often)
Ser curiosa, estar aberta à conversa, ser verdadeira e ouvir. — İlgili, konuşkan ve sahici olun. Ve dinleyin.
Yunancaομιλητικός /o.mi.li.tiˈkos/
talkative, loquacious, garrulous, chatty
köken: Learned borrowing from Ancient Greek ὁμιλητικός (homilētikós, “with pleasant social relations”), with semantic influence from the related ομιλητής (omilitís, “speaker”).
Η σχολή κουτσομπολεύει λιγάκι σήμερα. — Okul bugün biraz konuşkan.
Japoncaおしゃべりな, おしゃべり好きな
何もないってわかってるだろ — Okul bugün biraz konuşkan.
Korece수다스럽다
호기심 갖기, 대화 하기, 현실적으로 되기, — İlgili, konuşkan ve sahici olun.
outspoken, free-spoken
çekim: karşılaştırma frispråkigare · üstünlük frispråkigast
köken: fri + språk + -ig
aile: frispråkighet
Skolan är lite pratsam idag. — Okul bugün biraz konuşkan.
Lehçegadatliwy, otwarty, rozmowny /ɡa.daˈtli.vɘ/
talkative, loquacious (tending to talk or speak freely or often)
çekim: karşılaştırma bardziej gadatliwy · üstünlük najbardziej gadatliwy
eş: elokwentny, rozgadany, rozmowny, rozszczebiotany, roztrajkotany, szczebiotliwy
köken: Etymology tree Proto-Slavic *gādàti Old Polish gadać Polish gadać Proto-Indo-European *-lós Proto-Slavic *-lъ Old Polish -ły Proto-Slavic *-ivъ Old Polish -iwy Old Polish -liwy Polish -liwy Polish gadatliwy From gadać + -liwy.
Wszyscy są dzisiaj strasznie rozmowni. — Okul bugün biraz konuşkan.
Ukraynacaбалакли́вий, балаку́чий, говірки́й, говірли́вий, розмо́вний
А натомість, бути допитливим, вести діалог і бути собою. — İlgili, konuşkan ve sahici olun.
Finceavosuinen, hölösuinen, löyhäsuinen, puhelias, suulas, suupaltti /ˈɑʋoˌsui̯nen/
open-mouthed · occiput posterior, occipito-posterior
çekim: karşılaştırma avosuisempi · üstünlük avosuisin
köken: avo- + suu + -inen
Koulussa ollaan tänään puheliaits. — Okul bugün biraz konuşkan.
avosuinen tarjonta
Çekçepovídavý, upovídaný /ˈpoviːdaviː/
loquacious, talkative, chatty
çekim: karşılaştırma povídavější · üstünlük nejpovídavější
köken: From povídat + -avý.
Buď zvědavá, povídavá, opravdová. — İlgili, konuşkan ve sahici olun.
Rumenceflecar, guraliv, gureș, limbut, vorbăreț /fleˈkar/
overly talkative, chatty, garrulous
çekim: çoğul flecari · tamlayan flecarului
köken: From fleac + -ar.
Scoala e un pic cam guraliva astazi. — Okul bugün biraz konuşkan.
Macarcabeszédes, bőbeszédű, fecsegő /ˈbɛseːdɛʃ/
talkative · informative, telltale
çekim: karşılaştırma beszédesebb · üstünlük legbeszédesebb
zıt: szűkszavú, szófukar, lakonikus, szótlan, néma, csendes
köken: beszéd (“speech”) + -es
Legyenek érdeklődőek, társalgóak, igaziak. — İlgili, konuşkan ve sahici olun.
İbraniceדברן, פטפטן, פטפטני
.יש הרבה דיבורים היום בבי"הס — Okul bugün biraz konuşkan.
Latincegarrulus, loquax, multiloquus /ˈɡar.rʊ.ɫʊs/
talkative, garrulous
köken: Etymology tree Latin garriō Proto-Indo-European *-lós Proto-Indo-European *-elós Proto-Italic *-elos Latin -ulus Latin garrulus From garriō (“to chatter”) + -ulus.
aile: garrulitās
Dancasnaksaglig, snaksom
talkative, chatty
çekim: karşılaştırma mere snaksom · üstünlük mest snaksom
köken: From snak (“talk, conversation”) + -som or snakke (“talk, converse”) + -som
Fru Medlock så dette, og da hun var en snakkesalig kvinde, hun fortsatte med mere interesse. — Bayan Medlock gördü ve o konuşkan bir kadın olarak o daha devam etti ilgi.
Og det var godt, for han var en meget snaksom dreng, og det er ikke særlig sjovt at være snaksom, hvis der ikke er nogen at snakke med.
De snaksomste og livligste i disse Selskaber vare uden Tvivl Etatsraad Engelstoft og Professor Jens Møller, ...
Norveççepratsom, snakkesalig
Endonezcebanyak omong, belu-belai, blak-blakan, suka bicara /bəˌlu bəˈlai̯/
talkative (tending to talk or speak freely a lot)
çekim: karşılaştırma lebih belu-belai · üstünlük paling belu-belai
köken: Apophonic reduplication of belai.
Kampus cukup ramai hari ini. — Okul bugün biraz konuşkan.
Vietnamcalắm mồm
Hôm nay trong trường hơi xôn xao bàn tán. — Okul bugün biraz konuşkan.
Etimoloji
Morphologically konuş- (“to talk”) + -gan (“habitual suffix”).
Eş & Zıt Anlamlılar
Örnek Cümleler
Tom konuşkan.
Tom is articulate.
Tom konuşkandı.
Tom was articulate.
Sen konuşkansın.
You're articulate.
Ben konuşkandım.
I was talkative.
Pek konuşkansın.
You're quite a talker.
Çok konuşkansın.
You're very articulate.
Tom çok konuşkan.
Tom is very chatty.
O konuşkan değil.
She's not talkative.
O oldukça konuşkan.
He's quite the talker.
Tom çok konuşkandı.
Tom was talkative.
Tom konuşkan değil.
Tom isn't talkative.
Tom biraz konuşkan.
Tom is a bit of a talker.
İlgili Sorular
Akıllı, eğlenceli, konuşkan, yaratıcı ve doğa tutkunlarıyla tanışmak için önerileriniz nelerdir?
Neden ateistler inançlarını anlatırken bu kadar konuşkan, öz ve net olur?
Halkın kararlarını kim almalı: konuşkan politikacılar mı yoksa objektif bilim insanları mı?
Akıllı, esprili, konuşkan, yaratıcı, dışa dönük ve doğa sever bir erkekle nasıl tanışabilirim?
Daha sosyal ve konuşkan olmak için ne yapmalıyım? Çevremdeki kişiler beni genelde sessiz buluyor.