Er scheut dabei weder Erniedrigung noch Schmerz, ebenso wenig Schwindel und Aufschneiderei. — Hiçbir yerde dalga, hava boşluğu veya kırıklık bulunmayacaktır.
ولقد اكتشفت .. ان هؤلاء الاطفال كانوا يعانون مشكلة كبيرة في التعامل مع الاحباط والصعوبات .. — Farkettim ki, hayal kırıklıkları ve zorluklarla boğuşuyorlardı
dat gedeelte van de menstruatiecyclus waarin de verdikte wand van de baarmoeder, het endometrium, dat klaargemaakt was om een embryo op te vangen, wordt opgeruimd om voor de volgende ovulatie opnieuw te kunnen worden opgebouwd
köken: illa (“ill”) + mående (“feeling”), from the present participle of må illa.
Och det var inte för att folk var lyckliga eller att folk inte var frustrerade. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
köken: Inherited from Old Czech malátnost. By surface analysis, malátný + -ost.
A více než mnozí jiní zažíval vzestupy i pády, oslavy i zklamání. — Sonra o herşeyden fazla zirveleri ve dipleri, zaferleri ve hayal kırıklıklarını gördü.
Și asta nu pentru că oamenii erau fericiți sau că oamenii nu erau frustrați. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.
És nem azért, mert az emberek boldogok voltak, vagy ne lettek volna csalódottak. — İnsanlar mutlu olduklarından ya da hayal kırıklıkları yaşamadıklarından değil.