Ana içeriğe geç
Sözlük
/
kışkırtıcı

kışkırtıcı

adj
C2 seviye
TR → EN
↔ ters çevir
"kışkırtıcı" kelimesinin İngilizcesi: instigator, agitator, provocative, inflammatory, incendiary. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelinstigatornoun
Genelagitatornoun
Genelprovocativeadj
Genelinflammatoryadj
Genelincendiaryadj
Genelprovokingadj
Genelprovocative
Genelinstigator
Genelinstigator
Genelinstigator

Görsel

Kızarmış Peynir Topları ve Halka Soğanlarla Kışkırtıcı Atıştırmalık Sunumu

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)kışkırtıcıyı
Yönelme (-e)kışkırtıcıya
Bulunma (-de)kışkırtıcıda
Çıkma (-den)kışkırtıcıdan
Tamlayan (-in)kışkırtıcının
Çoğul (-ler)kışkırtıcılar

Tanım

•kışkırtma işini yapan, muharrik, ajitatör
•İnsanı bir şey yapmaya heveslendiren
•Kışkırtma işini yapan, muharrik

Diğer Dillerde

Almancaprovokant
provocative, provoking
çekim: karşılaştırma provokanter · üstünlük am provokantesten
eş: herausfordernd, provokativ, provokatorisch, provozierend
Das ist mein Auslöser. — Bu kışkırtıcı ben.
Fransızcaprovocateur, provocatrice /pʁɔ.vɔ.ka.tœʁ/
provocative, inflammatory
çekim: çoğul provocateurs
köken: Borrowed from Latin provocātōrem. See provoquer, -ateur.
aile: agent provocateur, agente provocatrice
C'est parce que t'arrêtes pas de le provoquer du regard. — - Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.
İspanyolcaprovocador, provocativo /pɾobokaˈdoɾ/
provocative · provoking · contentious (given to struggling with others)
çekim: çoğul provocadores
eş: bravucón, aniñado, choro, guapo, insolente, vacilón
köken: From provocar + -dor, or borrowed from Latin prōvocātor.
aile: agente provocador
Bueno, eso es porque sigues provocando el contacto. — - Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.
İtalyancaattraente, procace /at.traˈɛn.te/
attractive · appealing
eş: accattivante, affascinante, allettante, ammaliante, avvenente, desiderabile
aile: attraentemente
È il mio opus. — Bu kışkırtıcı ben.
Rusçaпровокатор (eril) /prəvɐˈkatər/
provocateur, provoker (one who engages in provocative behavior)
çekim: çoğul провока́торы · tamlayan провока́тора
eş: доносчик, стукач, наседка, интернет-тролль
köken: Borrowed from Latin provocator.
2) Не следует сообщать о сексуальном домогательстве, если была провокационно одета. — 2) Açık seçik kışkırtıcı bir şekilde giyinmişsen cinsel tacizi bildirme.
لأنه تستمرين باستفزاز النظر — - Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.
Felemenkçeprovocateur, provocerend (eril)
provocateur
çekim: çoğul provocateurs
köken: Borrowed from French provocateur.
- Dat komt omdat jij contact zoekt. — - Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.
Yunancaπροκλητικός /pɾo.kli.tiˈkos/
provocative (serving or tending to elicit a strong, often negative sentiment in another person) · defiant · provocative (serving or tending to excite, stimulate or arouse sexual interest; sexy)
köken: Learned borrowing from Ancient Greek προκλητικός (proklētikós) with semantic loan from French provocant in the sexual sense. By surface analysis, προκλη- (stem of προκαλώ (prokaló)) + -τικός (-tikós).
aile: προκλητικά
2)Μην καταγγείλετε σεξουαλική παρενοχληση αν είστε προκλητικα ντυμενη. — 2) Açık seçik kışkırtıcı bir şekilde giyinmişsen cinsel tacizi bildirme.
Lehçeprowokacyjny, wyzywający /prɔ.vɔ.kaˈt͡sɘj.nɘ/
provocative
çekim: karşılaştırma bardziej prowokacyjny · üstünlük najbardziej prowokacyjny
eş: prowokujący
köken: Etymology tree Polish prowokacja Proto-Indo-European *-nós Proto-Balto-Slavic *-inas Proto-Slavic *-ьnъ Old Polish -ny Polish -ny Polish prowokacyjny From prowokacja + -ny.
Ubiera się oryginalnie i prowokacyjnie. — Ayrıca giydiği kıyafette cezbedici ve kışkırtıcı bir görünüm sergilemelidir.
Деякі бренди провокують бажання, і, звичайно, упаковка виглядає спокусливо. — Yani bu markalar istekliler, ve kesinlikle kışkırtıcı pakatler kullanıyorlar.
Hintçeउत्तेजक, कामुक /ʊt̪.t̪eː.d͡ʒək/
exciting, stimulating, inciting · provocative, inflammatory
çekim: çoğul उत्तेजकों
köken: Learned borrowing from Sanskrit उत्तेजक (uttejaka).
Finceprovokatiivinen, provokatorinen, provosoiva /ˈproʋokɑtiːʋinen/
provocative
çekim: karşılaştırma provokatiivisempi · üstünlük provokatiivisin
köken: Internationalism (see English provocative), ultimately from Late Latin prōvocātīvus and adapted with the adjectival suffix + -inen.
aile: provokatiivisesti, provokatiivisuus
Tätä kautta hän tutustui tunnettuihin kirjailijoihin. — Kışkırtıcı yazıları ile tanındı.
Çekçeprovokativní
spojený se snahou provokovat
Některé značky mají velké ambice a jejich balení je nesmírně provokativní. — Yani bu markalar istekliler, ve kesinlikle kışkırtıcı pakatler kullanıyorlar.
Macarcaprovokatív /ˈprovokɒtiːv/
provocative
çekim: karşılaştırma provokatívabb · üstünlük legprovokatívabb
köken: From English provocative. With -ív ending.
aile: provokatívan
Mert te egyfolytában provokálod őt. — - Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.
Norveççeprovoserende
Endonezceprovokatif /prɔ.fɔˈka.tɪf/
provocative · serving or tending to excite, stimulate or arouse sexual interest; sexy · provoking or triggering any response
çekim: karşılaştırma lebih provokatif · üstünlük paling provokatif
köken: From Dutch provocatief, ultimately from Late Latin prōvocātīvus, from prōvocō + -īvus.
Jadi merk dagangnya sangat aspiratif, dan kemasannya benar-benar provokatif. — Yani bu markalar istekliler, ve kesinlikle kışkırtıcı pakatler kullanıyorlar.
Успява да разбере и кои ще са извършителите на преврата. — Kışkırtıcıların kim olduğunu bilmek istiyorum.
Katalancaprovocatiu /pɾo.vo.kəˈtiw/
provocative
köken: Borrowed from Latin prōvocātīvus.
aile: provocativament

Etimoloji

kışkırt- (“to incite”) + -ıcı.

Örnek Cümleler

Bu kışkırtıcı ben.
It's the provocative me.
Biz savaş kışkırtıcısı değiliz.
We're not warmongers.
Kışkırtıcı yazıları ile tanındı.
It is known for its scripted motivation.
O, gerçekten kışkırtıcı bir soru.
That's a really provocative question.
Bu kadar kışkırtıcı olmayı bırak.
Stop being so inflammatory.
Mary kışkırtıcı giysiler giyiyor.
Mary is wearing provocative clothing.
Kışkırtıcıların kim olduğunu bilmek istiyorum.
I want to know who the instigators are.
Leyla, İnstagram'da bazı kışkırtıcı resimler yayınladı.
Layla posted some provocative pictures on Instagram.
Lajcak, SC başbakanını kışkırtıcı söylem konusunda uyardı
Lajcak warns RS prime minister over inflammatory rhetoric
Rüzgar , döllenme için kışkırtıcı olarak hareket edebilir.
Wind can act as an instigator for fertilisation.
Kışkırtıcı konuşma, hükümeti devirmeye yönelik konuşmadır.
Seditious speech is speech directed at the overthrow of government.
Onun kışkırtıcı vücudunu gördükten sonra, ona bağımlı oldu.
After seeing her provocative body, he became obsessed with her.
kışkırtıcı ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod