Ana içeriğe geç
Sözlük
/
körük

körük

/cøˈɾyc/
noun
TR → EN
"körük" kelimesinin İngilizcesi: windbag, bellows, bellows. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelwindbag
Genelbellows
Genelbellows

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)körüğü
Yönelme (-e)körüğe
Bulunma (-de)körükte
Çıkma (-den)körükten
Tamlayan (-in)körüğün
Çoğul (-ler)körükler

Tanım

•Akordiyon körüğü.
•ateşi canlandırmak için kullanılan araç
•Bazı araçların açılıp kapanabilir üst üste katlanmış bölümü:
•Bazı müzik araçlarında hava vermeye yarayan, el veya ayakla işletilen meşin veya kâğıt bölüm:
•Bir erkek ismi.
•Bitlis ili Merkez ilçesine bağlı bir köy.
•Havaalanında, yolcuların inişini ve binişini gerçekleştirmek üzere gövdeye yapıştırılan üstü kapalı açılır kapanır seyyar ve büyük merdiven
•Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.

Atasözü & Deyim

“Baba koruk (erik) yer, oğlunun dişi kamaşır”

Diğer Dillerde

AlmancaBalg, Blasebalg, Plaudertasche, Schwafler, Schwaflerin, Schwätzer (eril) /balk/
the hide of a small animal, such as a fox, hare, or bird, which is pulled off as one · short for Blasebalg (“bellows”), used especially with musical instruments, such as the accordion · follicle
çekim: çoğul Bälge · tamlayan Balges
köken: From Middle High German balc, from Old High German balg, from Proto-West Germanic *balgi. Words for inflated objects are often used to refer to children; compare western German Panz (“child”), which is related with Pansen (“rumen”). Cognates Cognate with Gothic 𐌱𐌰𐌻𐌲𐍃 (balgs, “wineskin”), Dutch balg, English belly, bellows. Compare also Russian балка (balka, “thick plank”), Slovene blazina…
aile: balgen, Blasebalg
Du gießt Öl ins Feuer. — Yangına körükle gidiyorsun.
Fransızcasoufflet (eril) /su.flɛ/
bellows · vestibule · gusset
çekim: çoğul soufflets
köken: From souffler + -et. Compare Italian soffietto.
aile: souffleter
Ceci est un bus articulé. — Ve bu bir körüklü otobüs.
İspanyolcafuelle (eril) /ˈfweʝe/
bellows (device for delivering pressurized air) · bellows (enclosures connecting the lensboard and the camera back) · the folding roof of a convertible vehicle
çekim: çoğul fuelles
eş: acordeón, bandoneón, clasificador
köken: Inherited from Latin follem, from Proto-Indo-European *bʰolǵʰnis, derivative of *bʰelǵʰ- (“to swell”).
aile: perder fuelle
Y este es un autobús articulado. — Ve bu bir körüklü otobüs.
Vox, el partido que tomó vuelo con el procés y que había perdido fuelle a medida que este se desinflaba, ha hallado un balón de oxígeno.
İtalyancamantice, parolaio, quaquaraquà, soffietto, sparacazzate (eril)
bellows - of a furnace or an organ · vestibule · calash
çekim: çoğul mantici
eş: soffietto, capote
köken: From Latin mantica.
Le tue azioni non hanno fatto che gettare altra benzina sul fuoco. — Yaptıkların, ateşi daha da körükledi.
Rusçaнедозревший виноград; кислый виноград
недозревший виноград; кислый виноград
Вот, например, сочленённый автобус. — Ve bu bir körüklü otobüs.
Arapçaمِنْفَاخ
وهذا هو حافلة الأكورديون. الأكورديون المزدوج. — Ve bu bir körüklü otobüs. Çift-körüklü.
Azericekörük /cøˈɾyc/
bellows
çekim: çoğul körüklər · tamlayan körüyün
köken: From Proto-Turkic *kȫrü-.
Özbekçebosqon, dam
moment, second
çekim: çoğul damlar
köken: Borrowed from Classical Persian دَم (dam).
Felemenkçeblaasbalg, windbuil
een luchtzak die samengedrukt kan worden om een sterke luchtstroom te veroorzaken
Je giet olie op het vuur. — Yangına körükle gidiyorsun.
Portekizcebofes, fole, sanfona (eril) /ˈbɔ.fis/
bellows (the lungs) · offal (animals’ organs as food) · temperament (a person’s normal manner of thinking, behaving or reacting)
As tuas acções apenas atearam mais a chama. — Yaptıkların, ateşi daha da körükledi.
windbag, chatterbox
çekim: çoğul αερολόγοι · tamlayan αερολόγου
eş: κενολόγος, φαφλατάς, φλύαρος
Να ένα αρθρωτό λεωφορείο. — Ve bu bir körüklü otobüs.
Korece풀무 /pʰuɭmu/
bellows (blower)
eş: 야로, 풍구, 풍상
köken: First attested in the Won'gakgyeong eonhae (圓覺經諺解 / 원각경언해), 1465, as Middle Korean 불무 (Yale: pwùlmwù).
aile: 골풀무, 손풀무, 발풀무
하지만 저는 풀무대신에, 낙엽을 날리는 장치를 가졌습니다. — Fakat körük yerine, yaprak üfleyicim vardı.
İsveççeblåsbälg
bellows (air blower)
çekim: çoğul blåsbälgar · tamlayan blåsbälgs
köken: Compound of blåsa (“to blow”) + bälg.
Du har bara hällt bensin på elden. — Yaptıkların, ateşi daha da körükledi.
Lehçegaduła, miech, mieszek (eril) /ɡaˈdu.wa/
a male surname
çekim: çoğul gaduły · tamlayan gaduły
köken: From gaduła.
A tu jest bardzo sprytny autobus. — Ve bu bir körüklü otobüs.
Ukraynacaміх /mʲix/
sack · bellows
çekim: çoğul мі́хи · tamlayan мі́ха
köken: From Proto-Slavic *měxъ.
І це — автобус із "гармошкою". — Ve bu bir körüklü otobüs.
Hintçeधौंकनी
Fincehaitari, palkeet, suupaltti /ˈhɑi̯tɑri/
accordion · any bellow-like object · range (the extent to which something varies)
çekim: çoğul haitarit · tamlayan haitarin
köken: Unknown. Sense "buttocks" probably developed through analogy with the synonym hanuri (“accordion; buttocks”).
aile: haitaribussi, haitariliike, haitariovi, haitariseinä, haitaritaitto, hintahaitari, palkkahaitari, pianohaitari
Tekosi vain ruokkivat tulta. — Yaptıkların, ateşi daha da körükledi.
haitaribussi
Çekçeměch, tlachal, tlučhuba, vlnovec, žvanil (eril) /ˈmɲɛx/
bellows
çekim: çoğul měchy · tamlayan měchu
köken: Inherited from Old Czech měch, from Proto-Slavic *měxъ.
aile: měšec, měšeček, míšeček, míšek
Jen místo měchů jsem použil fukar na listí. — Fakat körük yerine, yaprak üfleyicim vardı.
Rumencefoale (nötr)
bellows · abdomen, belly, paunch
çekim: çoğul foalelor · tamlayan foalelui
köken: Inherited from Latin follis, follem, from Proto-Indo-European *bʰolǵʰnis, derivative of *bʰelǵʰ- (“to swell”).
aile: foaleș, folar, folcuț, folte, folticos
Iar aici este un autobuz articulat. — Ve bu bir körüklü otobüs.
Macarcafújtaró, fújtató, kihuzat, szószátyár /ˈkiɦuzɒt/
bellows (flexible, light-tight enclosure connecting the lensboard and the camera back)
çekim: çoğul kihuzatok
köken: kihúz (“pull out”) + -at (noun-forming suffix)
Ez egy csuklós busz. — Ve bu bir körüklü otobüs.
Latincefollis /ˈfɔl.lɪs/
bellows · purse, sack, money bag · a small value coin
çekim: çoğul follēs · tamlayan follium
köken: Probably inherited from Proto-Indo-European *bʰolǵʰ-n-is, o-grade i-stem derivative of *bʰelǵʰ- (“to swell”) with an *-n- suffix (though De Vaan is skeptical of any etymology and leaves the origin open). Cognates include Sanskrit बर्हिस् (barhís, “straw, sacrificial straw”), Old English belġ (“bulge, bag, purse”) (English belly) and belġan (“to swell with anger”), Old Prussian balsinis…
aile: folleātus, folleō, follicō, folliculus, folligena, follis volātilis, follītim
Dancablæsebælg, sladdertaske, sludrechatol
bellows
çekim: çoğul blæsebælge · tamlayan blæsebælgs
köken: From blæse + bælg. Compare Swedish blåsbälg.
Du har bare hældt benzin på bålet. — Yaptıkların, ateşi daha da körükledi.
Norveççebelg, blåsebelg
Herre, fri mig ut fra onde mennesker, vokt mig for voldsmenn, — Onlar yüreklerinde kötülük tasarlar, Savaşı sürekli körükler,
Endonezcepuputan /pu.ˈpʊt.an/
blow
çekim: çoğul puputan-puputan
köken: Affixed puput + -an, from Minangkabau [Term?].
Istana Jayakatwang dijarah dan dibakar. — Odun kömürü ateşleyip körüklediler.
Vietnamcabễ /ʔɓe˦ˀ˥/
bellows
Và đây là xe buýt có khớp nới, loại đôi. — Ve bu bir körüklü otobüs. Çift-körüklü.
thụt bễ
kéo bễ thổi lò
Bulgarcaбърборко, духа́ло, мех, мях (eril) /bɐrˈbɔrko/
male blab, male blabber, male windbag, male chatterbox, male chatterer, male tattler, male tattletale, male twaddler, male gasbag
çekim: çoğul бърбо́рковци
Това е съчленен автобус. — Ve bu bir körüklü otobüs.
Slovakçamech (eril) /mex/
bellows
köken: Etymology tree Proto-Slavic *mě̑xъ Slovak mech Inherited from Proto-Slavic *mě̑xъ.
aile: mechúr
Ale namiesto mechov som mal odfukovač lístia. — Fakat körük yerine, yaprak üfleyicim vardı.
Litvancadùmplės

Etimoloji

Eski Türkçe köri (köri).

Örnek Cümleler

O ateşi körükledi.
He fanned the fire into flame.
Körükler çalışmıyor.
The bellows are not working.
Rüzgar alevleri körükledi.
The wind fanned the flames.
Yangına körükle gitmemeliyiz.
We mustn't add wood to this fire.
50 otobüs de körüklü tip olacaktır.
The 50 bus goes to Anseong.
Yangına körükle mi gidiyorsun şimdi de?
Are you adding oil to fire now?
Ve bu bir körüklü otobüs. Çift-körüklü.
And this is an articulated bus, double-articulated.
"Kurtlar Vadisi" nefreti körüklüyor mu?
Is "Valley of the Wolves" promoting hate?
Fakat körük yerine, yaprak üfleyicim vardı.
But instead of a bellows, I had a leaf blower.
Ve onların izlerini körükörüne izliyorlardı.
Yet they hasten to follow in their footsteps.
Koruk suyu: Bölgede çok tüketilen bir içecek.
WATCH: Clean Drinking Water for All.
1921 George Körükler, Dempsey ve Firpo, (1924)
1921 George Bellows, Dempsey and Firpo, (1924)
körük ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod