Ana içeriğe geç
Sözlük
/
iyiliksever

iyiliksever

"iyiliksever" kelimesinin İngilizcesi: philanthropic , -ical, benevolent. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelphilanthropic , -ical
Genelbenevolent

Tanım

•sıfat: İyilik yapmayı kendisine ülkü edinmiş (kimse)

Diğer Dillerde

altruistic
çekim: karşılaştırma altruistischer · üstünlük am altruistischsten
eş: aufopfernd, hilfsbereit, karitativ, opferbereit, selbstlos, solidarisch
Ein barmherziger Mann tut sich selber Gutes; aber ein unbarmherziger betrübt auch sein eigen Fleisch. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Fransızcabienveillant /bjɛ̃.vɛ.jɑ̃/
benevolent, kind · wholesome
eş: bénévolent
zıt: malveillant
köken: From bien (“well”) + veuillant (archaic present participle of vouloir; unrelated to veiller). Calque of Latin benevolēns.
L`homme bon fait du bien à son âme, Mais l`homme cruel trouble sa propre chair. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Ton âme est la fraîcheur, ton âme est la rosée, / Ton âme est ce regard bienveillant du matin
Tous sont animés par une seule idée : proposer des expériences ludiques bienveillantes.
İspanyolcabenevolente, benévolo
benevolent
köken: Learned borrowing from Latin benevolentem.
aile: benevolentemente
El hombre misericordioso hace bien a su propia alma, pero el cruel se perjudica a sí mismo — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Человек милосердый благотворит душе своей, а жестокосердый разрушает плоть свою. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Arapçaخَيِّر
الرجل الرحيم يحسن الى نفسه والقاسي يكدر لحمه. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Felemenkçealtruïstisch, goedaardig, liefdadig, welwillend /ˌɑl.tryˈɪs.tis/
altruistic
çekim: karşılaştırma altruïstischer · üstünlük meest altruïstisch
eş: liefdadig, filantropisch, belangeloos, menslievend, onzelfzuchtig, onbaatzuchtig
zıt: egoïstisch, zelfzuchtig
köken: From altruïst + -isch.
Daarnaast zijn de gebruikte stijlen ook een verwijzing naar Seelen. — Ayrıca iyiliksever ruhlara verilen isimdir.
Yunancaκαλοήθης /kaloˈiθis/
benign · good-natured, virtuous
zıt: κακοήθης
köken: From Koine Greek καλοήθης (kaloḗthēs, “good-natured”). In the medical sense, semantic loan from French bénin analogically to its antonym κᾰκοήθης (kăkoḗthēs). Morphologically, καλο- (kalo-) + -ήθης (-ḗthēs, “of character”).
Ο ελεημων ανθρωπος αγαθοποιει την ψυχην αυτου ο δε ανελεημων θλιβει την σαρκα αυτου. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Μη φοβάστε! Είναι καλοήθης όγκος.
Japonca優しい /ja̠sa̠ɕii/
gentle (calm and pleasant) · kind; tender; sweet; considerate; friendly · graceful; gentle (elegant and beautiful)
aile: 優しさ
いい子ぶった 美食家だからじゃない ホントはそうなんだけどね — Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.
優しい性格
環境に優しい
しかし、相手を思いやる優しいうそ、こういったこともあるでしょう。
Korece상냥하다, 자애로운, 자애롭다 /sʰa̠ŋɲa̠ŋɦa̠da̠/
kind, friendly, nice, benevolent
köken: 상냥 (sangnyang) + -하다 (-hada, “to do”, light verb deriving adjectives).
주님을 두려워하는 이들에게는 ○ 대대로 구원의 자비를 베푸십니다. — Bana merhamet eden iyiliksever Tanrı'ya şükürler olsun!
İsveççevälvillig
benevolent
çekim: karşılaştırma mer välvillig · üstünlük mest välvillig
köken: Calque of Latin benevolus. Equivalent to väl (“well”) + villig (“willing”). Compare Danish velvillig.
aile: välvillighet
En barmhärtig man gör väl mot sig själv men den grymme misshandlar sitt eget kött. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
а був гостинний, любив добре, (у всьому) мірний, праведний, преподобний, вдержливий, — Tersine, konuksever, iyiliksever, sağduyulu, adil, pak, kendini denetleyebilen biri olmalı.
altruistic
çekim: karşılaştırma altruistisempi · üstünlük altruistisin
köken: Internationalism (see English altruistic). Adapted with the adjectival suffix + -inen.
aile: altruistisesti, altruistisuus
Armelias mies tekee hyvää itsellensä, mutta armoton syöksee onnettomuuteen oman lihansa. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Rumencebinevoitor
benevolent
çekim: çoğul binevoitori · tamlayan binevoitorului
köken: From binevoi + -tor, or bine + voitor.
Omul milostiv îşi face bine sufletului său, dar omul fără milă îşi turbură însăş carnea lui. - — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Latincebenevolens /bɛˈnɛ.wɔ.ɫẽːs/
present active participle of bene volō (“to wish well”) · benevolent, friendly, kind, kind-hearted, well-intentioned, well-meaning, well-wishing, well-willing · favorable, propitious
çekim: karşılaştırma benevolentior · üstünlük benevolentissimus
zıt: inimīcus, hostīlis, īnfestus, īnfēnsus, oblīquus, adversus
Benevolentes inter se.
Alicui amicus et benevolens.
Dancavelvillig
benevolent, kind, helpful
çekim: karşılaştırma velvilligere · üstünlük velvilligst
zıt: uvillig
köken: From vel (“well”) + villig (“willing”).
aile: velvillighed
Det kræver ydmyghed, tålmodighed og hårdt arbejde. — Yumuşaklığı, tatlı dili, sabrı ve iyilikseverliği anlatılmaktadır.
En godgjørende mann gjør vel mot sig selv, men en hårdhjertet mann ødelegger sig. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Милостивият човек струва добро на себе си, А жестокият смущава своето тяло. — İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
Taycaหวังดี /waŋ˩˩˦.diː˧/
to wish someone well, to have good wishes, to mean well
zıt: ประสงค์ร้าย, มุ่งร้าย, มุ่งร้ายหมายขวัญ
köken: From หวัง (wǎng, “to hope for”) + ดี (dii, “good”).
Katalancabenèfic, benèvol /bəˈnɛ.fik/
beneficial · charity; charitable
köken: Borrowed from Latin beneficus.
aile: benèficament
funció benèfica
Esperantobonfara
Makedoncaдобронамерен, човеко́љубив /dɔbrɔˈnamɛɾɛn/
well-intentioned, well-meaning
çekim: karşılaştırma подобронамерен · üstünlük најдобронамерен
zıt: недобронамерен, злонамерен
Malayalamcaപരോപകാരി /pɐɾoːbɐɡaːɾi/
benevolent; altruistic
Sanskritçeमैत्रेय /mɑːjt.ɾɐ́j.jɐ/
friendly, benevolent (MBh.)
çekim: çoğul मैत्रेयाः · tamlayan मैत्रेयस्य
köken: Vṛddhi derivative of मैत्री (maitrī) with a -य (-ya) extension.

Örnek Cümleler

Çok iyilikseversin.
It is kind of you.
Tom bir iyilikseverdi.
Tom was a good Samaritan.
Senin iyilikseverlerden olduğuna inanıyoruz."
Indeed we think that you are one of the Muhsinun (good-doers - see V. 2:112)."
Yaşadığı sürece onun iyilikseverliğini unutmadı.
She did not forget his kindness as long as she lived.
İyilikseverin yararı kendinedir, Gaddarsa kendi başına bela getirir.
The merciful man does good to his own soul, but he who is cruel troubles his own flesh.
Hayır, kendini beğenmiş, sahte iyiliksever bir gurme olduğumdan değil.
No, not because I'm some self-righteous, goody-two shoes foodie.
Onun yerine bizden birini alıkoy. Senin iyilikseverlerden olduğuna inanıyoruz."
We see you are a virtuous man."
Tersine, konuksever, iyiliksever, sağduyulu, adil, pak, kendini denetleyebilen biri olmalı.
but given to hospitality, a lover of good, sober minded, fair, holy, self-controlled;
Sicill-i Osmani onu şöyle değerlendirilmektedir: Cesur, gayretli, salih, adil ve iyilikseverdi.
The name Muhsin in Arabic means helper, attractive, beneficent, benefactor, and charitable.
Dikkatlice hazırlanmış sözlerinde Papa, İslam'da "büyük bir iyilikseverlik" bulunduğunu söyledi.
In carefully prepared remarks, he said Islam has a "great benevolence".
iyiliksever ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod