itibarlı

adj
TR → EN
"itibarlı" kelimesinin İngilizcesi: esteemed, estimable, honorable, weighty, wellthoughtof. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelesteemedadj
Genelestimable
Genelhonorable
Genelweighty
Genelwellthoughtof

Tanım

•Gözde olan, önemli sayılan.
•Kredisi olan.
•saygın
•Gözde olan, önemli sayılan
•Güvenilirliği, saygınlığı olan
•İtibarı olan, hatırı sayılır, sözü geçer

Diğer Dillerde

Almancaehrbar, geschätzt, hochverehrt /ˈeːɐ̯baːɐ̯/
respectable · honorable; reputable
çekim: karşılaştırma ehrbarer · üstünlük am ehrbarsten
eş: achtbar, achtenswert, ehrenhaft, ehrenwert, reputabel, reputierlich
köken: Ehre + -bar
Zum Beispiel haben eine Vielzahl angesehener Ökonomen die Finanzkrise von 2008 nicht erwartet. — Örneğin, birtakım itibarlı ekonomist, 2008'deki mali çöküşü beklemiyordu.
İspanyolcahonorable, honrable (disused), honrado, honroso, reguardado /onoˈɾable/
honorable
eş: distinguido, acreditado, insigne, respetable, benemérito
köken: Borrowed from Latin honōrābilis. Equivalent to honor + -able.
aile: honorabilidad, honorablemente
Ya saben, mi profesor de ciencias no estaba acreditado. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
İtalyancaonorabile, onorevole /o.noˈra.bi.le/
honorable · respectable, decent, proper
köken: Borrowed from Latin honōrābilis, from honor + -ābilis. Doublet of onorevole.
Cioè, il mio insegnante di scienze non era un insegnante abilitato. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Rusçaкредитоспособный, уважаемый, почитаемый, авторитетный
способный соблюсти условия предоставления кредита
Знаете, мой учитель естественных наук не был дипломипрованным учителем. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Kazakçaмәртебелі
honourable, distinguished, noble
aile: мәртебелілік
Özbekçeulug’
Felemenkçeedelachtbaar, eervol, hoogedelgestreng, hooggeacht /ˌeː.dəlˈɑxt.baːr/
a title to address judges; your Honor
köken: From edel (“noble”) + achtbaar (“honorable, remarkable”).
aile: edelachtbare, hoogedelachtbaar
Weet je, mijn leraar wetenschappen was niet geaccrediteerd — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Portekizcehonorável /o.noˈɾa.vew/
honorable, respectable
çekim: karşılaştırma mais honorável · üstünlük o mais honorável
köken: Either directly from Latin honōrābilis, or more recently derived from verb honorar + -ável.
aile: honoravelmente
O meu professor de ciências não era um professor qualificado. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Yunancaαξιότιμος, εντιμότατος
honourable (UK), honorable (US) (worthy of respect)
Ξέρετε, ο φυσικο-χημικός μου δεν ήταν πιστοποιημένος δάσκαλος. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Japonca偉い, 立派な, 素晴らしい /e̞ɾa̠i/
noble, honorable, admirable, great · noble, superior · serious, terrible
eş: 貴い
zıt: 卑しい, 汚い, さもしい, 賎しい, しがない
NASAの科学者だったんです — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
えらい、えらい!
えらい目に遭った。
今日はえらく寒いな。
venerable, reverend (worthy of reverence)
çekim: karşılaştırma ärevördigare · üstünlük ärevördigast
aile: ärevördighet
Min naturvetenskapslärare var inte en behörig lärare. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Lehçeczcigodny, dostojny, szanowny /t͡ʂt͡ɕiˈɡɔd.nɘ/
honorable, venerable
çekim: karşılaştırma czcigodniejszy · üstünlük najczcigodniejszy
eş: dostojny, świetny, prześwietny, szacowny, szanowny, znakomity
köken: From cześć + -i- + godny. Cognates include Slovak ctihodný, Czech ctihodný.
Mój pan od fizyki nie był z wykształcenia nauczycielem. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Ukraynacaблагоро́дний, поважа́ний, поче́сний, пошти́вий, шано́ваний, шано́вний
Знаєте, мій вчитель природознавства був не дипломованим. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Fincekunnianarvoisa, kunnioitettava /ˈkunːiɑnˌɑrʋoi̯sɑ/
venerable, honorable, distinguished · time-honoured
çekim: karşılaştırma kunnianarvoisempi · üstünlük kunnianarvoisin
köken: kunnian (genitive) + arvoisa
Tiedeaineiden opettajani ei ollut pätevä opettaja. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Çekçectihodný /ˈt͡scɪɦodniː/
honorable
çekim: karşılaştırma ctihodnější · üstünlük nejctihodnější
köken: From cti + hodný.
Můj učitel vědy nebyl ve skutečnosti akreditovaný učitel. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Rumenceonorabil
honorable
köken: Borrowed from French honorable. Equivalent to onora + -bil.
Stiti, profesorul meu de stiinte naturale nu era un profesor acreditat. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Macarcatiszteletreméltó
Tudják, a fizika tanárom nem volt akkreditált tanár. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Latincehonestus, honōrābilis /hɔˈnɛs.tʊs/
full of or regarded with honor; honorable; of high birth; noble; distinguished; respectable; eminent · bring or deserving honor; worthy; creditable; respectable; decent; virtuous · fine; handsome; beautiful; becoming; noble
çekim: karşılaştırma honestior · üstünlük honestissimus
köken: By surface analysis, honor /honōs (“honor, esteem”) + -tus (forming adjectives).
aile: dehonestus, honestās, honestē, honestitās, honestitūdō, honestō, honestum, inhonestus, perhonestus
“Honesta,” inquit, “rēs est laeta paupertās.”
Norveççeærverdig, hederlig, respektabel
Bulgarcaдостопочте́н, почте́н, уважа́ем
Моят преподавател по наука не беше акредитиран преподавател. — Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
Ermeniceպատվարժան /pɑtvɑɾˈʒɑn/
honorable, reputable, venerable
çekim: üstünlük ամենապատվարժան
köken: պատիվ (pativ) + արժան (aržan)
Gürcüceპატივცემული /pʼätʼift͡sʰe̞muli/
worshipful, esteemed, respected
çekim: karşılaştırma უფრო პატივცემული · üstünlük ყველაზე პატივცემული
Tagalogcakagalang-galang /kaˌɡalaŋ ˈɡalaŋ/
honorable; respectable
köken: From ka- + galang with reduplication.
aile: kagalang-galangan
honorable, worthy of respect
గౌరవనీయ ముఖ్యమంత్రి
Esperantohonorinda
Belarusçaпаважа́ны, пачэ́сны, шано́ўны, шляхе́тны
Malayalamcaആദരണീയനായ, ബഹുമാനപ്പെട്ട /äːd̪äɾɐɳiːjɐnäːjɐ/
honorable; respected
Oksitancaonorable

Etimoloji

itibar + -lı

Örnek Cümleler

Bu onun ilk itibarlı keşfiydi.
It was his first credited discovery.
O, Allah nezdinde pek itibarlı bir kişi idi.
He was distinguished with God.
O, Allah katında olumlu, itibarlı bir kul idi.
He was distinguished with God.
O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.
Full of power, well-established (in position) with the Lord and Master of the Throne,
Bilirsiniz, fen öğretmenim çok itibarlı biri filan değildi.
You know, my science teacher was not an accredited teacher.
O elçi güçlü, Arş'ın sahibi (Allah'ın) katında çok itibarlıdır.
Full of power, well-established (in position) with the Lord and Master of the Throne,
Örneğin, birtakım itibarlı ekonomist, 2008'deki mali çöküşü beklemiyordu.
For example, a number of respected economists did not expect the financial collapse of 2008.
O Elçi ki çok kuvvetlidir. Yüce Arş sahibi Allah'ın nezdinde pek itibarlıdır.
Full of power, well-established (in position) with the Lord and Master of the Throne,
Başlangıçtaki kayıtsızlığa rağmen, birlik her iki taraf içinde oldukça itibarlıydı.
Despite its initial recklessness, the alliance was very prestigious for both families.
Bugüne dek, böylesi bir anlaşma ülkeyi yurtdışında daha itibarlı yaptığı için önemliydi.
Until now, such an agreement was important because it made the country more credible abroad.
O ayrıca chanson réaliste (gerçekçi şarkı) müzik tarzının yaratıcısı olarak da itibarlıdır.
He has also been credited as the creator of the chanson réaliste musical genre.
İki yıl önce, MIT'in girişimcilik yüksek lisansı programında en itibarlı öğretim görevlisiydim.
Two years ago, I was the highest-rated lecturer at MlT's entrepreneurial master's program.
itibarlı ile daha fazla örnek cümle →