buzağı

/buˈzɑ.ɯ/
noun
C2 seviye
TR → EN
"buzağı" kelimesinin İngilizcesi: calf, calf, calf, unweaned calf. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelcalf
Genelcalf
Genelcalf
Genelunweaned calfnoun

Görsel

Yumuşak tüylü sevimli buzağı başı: Minimal beyaz buzağı portresi ve krem fonSabah ışığında koşan buzağı çayırda - doğal anBeyaz Pelüş Buzağı ve Minik Oyuncak Hayvanların Sevimli Dijital SahnesiSevimli Bej Buzağının Masalsı Portresi: Büyük Gözlü ve Tatlı Bir Yüz İfadesi

Çekim Tablosu

Belirtme (-i)buzağıyı
Yönelme (-e)buzağıya
Bulunma (-de)buzağıda
Çıkma (-den)buzağıdan
Tamlayan (-in)buzağının
Çoğul (-ler)buzağılar

Tanım

•İneğin küçük olanı, sütten kesilmemiş inek yavrusu, dana
•Yeni doğmuş, anne sütüyle beslenen sığır yavrusu

Atasözü & Deyim

“Ortaklık öküzden, başlı başına buzağı yeğdir”
“Sağılır ineğin buzağısı kesilmez”

Diğer Dillerde

AlmancaBullenkalb, Kalb, Kuhkalb, Wade, Wadenmuskel (nötr) /kalp/
calf (young cow)
çekim: çoğul Kälber · tamlayan Kalbes
eş: Jungrind, Kalbfleisch, albernes Huhn, Kalbskopf, Mondkalb
köken: From Middle High German kalp, from Old High German kalb, from Proto-West Germanic *kalb, from Proto-Germanic *kalbaz, from Proto-Indo-European *gʷolbʰo- (“womb, animal young”). Compare Dutch kalf, English calf, Danish kalv.
aile: Blauwalkalb, Buckelwalkalb, Bullenkalb, Elchkalb, Elefantenkalb, Giraffenkalb, Hirschkalb, Hirschkalbsleber, Kalb-, kalben
Auf Anraten Lokis setzten die Götter ihm eine Frist. — Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
whale calf
çekim: çoğul baleineaux
eş: baleinon
köken: From baleine + -eau.
Un jour, il est tombé amoureux de la génisse qu'il a fait naître. — Ama sonra doğurttuğu bir buzağıya aşık olmuş.
Mais auprès de la baleine de monsieur le professeur, la mienne n’était qu’un baleineau.
İspanyolcaalevín, ballenata, ballenato, becerra, becerro, cervatilla (eril) /aleˈbin/
fry, alevin (young fish)
çekim: çoğul alevines
eş: alevino
köken: Borrowed from French alevin.
aile: alevinaje
Se embarcaron, pues, para Langeland. — Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
İtalyancapolpaccio, vitello (eril) /polˈpat.t͡ʃo/
calf
çekim: çoğul polpacci
Il Signore percosse il popolo, perché aveva fatto il vitello fabbricato da Aronne — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Rusçaтелёнок /tʲɪˈlʲɵnək/
calf, bull calf
çekim: çoğul теля́та · tamlayan телёнка
eş: телок, телец
köken: From a diminutive of Old East Slavic телѧ (telę), from Proto-Slavic *telę.
aile: Phrases, куда́ Мака́р теля́т не гоня́л, Proverbs, ла́сковый телёнок двух ма́ток сосёт
И поразил Господь народ за сделанного тельца, которого сделал Аарон. — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Arapçaبَطَّة, بَطْن اَلسَّاق, حُوَار, دَغْفَل, رَبْلَةُ, عِجْل
فضرب الرب الشعب. لانهم صنعوا العجل الذي صنعه هرون — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Farsçaپشت ساق, گوساله /ɡoː.saː.ˈla/
calf
çekim: çoğul گوسالهها
Azericebaldır, buzov, dana /bɑɫ.dɯr/
calf, back of the shank.
çekim: çoğul baldırlar · tamlayan baldırın
köken: From Proto-Common Turkic *baltïr (“calf of leg”).
Kazakçaбалтыр, бұзау /bʊˈzɑw/
calf (young cow or bull)
çekim: çoğul бұзаулар · tamlayan бұзаудың
köken: From Proto-Turkic *buŕagu (“calf”). Cognate with Old Turkic 𐰉𐰆𐰕𐰍𐰆 (buzaɣu), Bashkir быҙау (bıźaw), Kyrgyz музоо (muzoo), Southern Altai бозу (bozu), Uzbek buzoq, Uyghur موزاي (mozay), Turkish buzağı (“calf”), etc.
Özbekçeboldir
Felemenkçejong, kalf, kuit, kuitspier /jɔŋ/
young
çekim: karşılaştırma jonger · üstünlük jongst
eş: jeugdig
zıt: oud
köken: From Middle Dutch jonc, from Old Dutch junc, from Proto-West Germanic *jung, from Proto-Germanic *jungaz, from Proto-Indo-European *h₂yuh₁n̥ḱós. Compare German jung, English young, Danish ung, Icelandic ungur.
aile: jong geleerd is oud gedaan, jonge hond, jongeheer, verjongen
Zij waren vergelijkbaar met die van Het Loo. — Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Portekizcebezerra, bezerro, cria, filhote, gémeo, novilha (dişil) /beˈze.ʁɐ/
young cow; female calf; heifer
çekim: çoğul bezerras
köken: Feminine form of bezerro (“calf”)
Feriu, pois, o Senhor ao povo, por ter feito o bezerro que Arão formara. — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
το πίσω σαρκώδες μέρος της κνήμης
Αλλά ερωτεύτηκε ένα μοσχαράκι το οποίο είχε ξεγεννήσει ο ίδιος. — Ama sonra doğurttuğu bir buzağıya aşık olmuş.
Japonca子牛, 脹脛 /ko̞ɯ̟ɕi/
a calf (young cow or bull)
köken: Compound of 子(こ) (ko, “child”) + 牛(うし) (ushi, “cow”).
ときに邢巒は侍中の盧昶と反目していた。 — Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Korece송아지, 종아리 /sʰo̞ŋa̠d͡ʑi/
calf
köken: Of native Korean origin.
여호와께서 백성을 치시니 이는 그들이 아론의 만든바 그 송아지를 만들었음이더라 — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
İsveççevad, vadmuskel /vɑːd/
what
çekim: çoğul vads · tamlayan vads
köken: From Old Swedish hvat, hvadh, from Old Norse hvat, from Proto-Germanic *hwat, from Proto-Indo-European *kʷod. Closely related to German was and English what and cognates in other languages in the branch of Germanic languages. Other IE cognates are Latin qui, quae, quod and the derived words of its successors in the family of Romance languages.
aile: slå vad, vadslagning
Så straffade HERREN folket, därför att de hade gjort kalven, den som Aron gjorde. — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Lehçecielę, łydka (nötr) /ˈt͡ɕɛ.lɛ/
calf (young bovine) · calf (young of certain other mammals such as some cervids, cetaceans, pinnipeds, elephants, rhinos, giraffes, hippopotami, camels) · a slow-witted person; a dimwit; a dolt
çekim: çoğul cielęta · tamlayan cielęcia
eş: cielak, cielaczek, reg. śl. cielok, fajtłapa
köken: Etymology tree Proto-Slavic *telę̀ Old Polish cielę Polish cielę Inherited from Old Polish cielę.
aile: cielęcy, cielak, cielęcina, cielętnik, cielica
Ale zakochał się w cielaku którego poród sam odebrał. — Ama sonra doğurttuğu bir buzağıya aşık olmuş.
Ukraynacaли́тка, теля́, теля́тко
Коли життя передчасно покинуло теля, ми оглянули поранення. — Vakitsiz bir şekilde hayata gelen buzağı yaşamını kaybederken, yaraları muayene ettik.
Hintçeबछड़ा (eril) /bət͡ʃʰ.ɽɑː/
calf (child of a cow)
çekim: çoğul बछड़े
köken: Inherited from Sauraseni Prakrit 𑀯𑀘𑁆𑀙 (vaccha) + Middle Indo-Aryan -𑀟- (-ḍa-) + -𑀓- (-ka-), from Sanskrit वत्स (vatsa). Doublet of वत्स (vats) and बच्चा (baccā).
Fincepohje, poikanen, vasikka /ˈpohjeˣ/
calf (back of the leg below the knee)
çekim: çoğul pohkeet · tamlayan pohkeen
köken: From Proto-Finnic *pohkëda + -e, derived from Proto-Uralic *počka (whence Erzya пукшо (pukšo, “rump, thigh”)). The verb shares its root with potka; the root with -hk- goes back to *-šk-, which has split irregularly from *-čk- (which developed into the -tk- in potka). The same split is also seen in puhjeta, putkahtaa.
aile: pohjeapu, pohjehermo, pohjeihohermo, pohjelihas, pohjeluu, pohjepituinen, pohkeenväistö
Niin Herra rankaisi kansaa, koska he olivat teettäneet vasikan, jonka Aaron teki. — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Çekçelýtko, tele (nötr) /ˈliːtko/
calf
çekim: çoğul lýtka · tamlayan lýtka
köken: Inherited from Old Czech lýtka, from Proto-Slavic *lytъka.
I bil Hospodin lid, proto že učinili tele, kteréž byl udělal Aron. — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Rumencegambă, pui, pulpă, vițea, vițel (dişil) /ˈɡam.bə/
calf · shank
çekim: çoğul gambe · tamlayan gambe
köken: Borrowed from Latin gamba, from Ancient Greek κάμπη (kámpē).
Dar s-a îndrãgostit de un viþel pe care el însuºi îl livra. — Ama sonra doğurttuğu bir buzağıya aşık olmuş.
Macarcaborjú, jégtömb, kölyök, lábikra, vádli /ˈborjuː/
calf (young cow or bull) · calf (the young of another large mammal, such as a deer, roe, bison, giraffe, elephant, whale, seal, hippopotamus, etc.) · synonym of borjúhús (“veal”, the flesh of a calf [i.e. a young bovine] used for food)
çekim: çoğul borjúk
köken: Borrowed from Oghur before the times of the Hungarian conquest of the Carpathian Basin (at the turn of the 9th and 10th centuries), from Proto-Turkic *buŕagu. Compare Chuvash пӑру (păru, “calf”), Old Turkic 𐰉𐰆𐰕𐰍𐰆 (b¹uzǧu /⁠buzaɣu⁠/), Ottoman Turkish بوزاغو (buzağı, “calf”). The word can also be found in the Mongolic languages. The form that arrived in the Hungarian language was probably *buraɣu.
aile: borjas, borjazik, borjadzik, borjúaprólék, borjúbelsőség, borjúcsont, borjúcsorda, borjúcsülök, borjúfark, borjúfej
megverte az Úr a népet ezért [is], a mit cselekedtek a borjúval, melyet Áron készített vala. — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
İbraniceעגל, עֵגֶל, שׁוֹק (eril)
male calf · veal
çekim: çoğul עֲגָלִים
köken: From Proto-West Semitic *ʕigl-.
ויגף יהוה את העם על אשר עשו את העגל אשר עשה אהרן׃ — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Latincesūra, vitella, vitellus, vitula, vitulus /wɪˈtɛl.lʊs/
a small calf · the yolk of an egg
çekim: çoğul vitellī · tamlayan vitellī
köken: Etymology tree Latin vitulus Proto-Indo-European *-lós Proto-Indo-European *-elós Proto-Italic *-elos Latin -lus Latin vitellus From vitulus (“a bull calf”) + -lus (suffix forming diminutives). Compare porcellus.
Dancakalv, læg, lægmuskel, unge /kalˀv/
calf (a young cow or bull, also used of some other large animals, e.g., the offspring of a deer, whale, elephant, or rhinoceros) · veal (calf meat) · A small island neighbouring a bigger island.
çekim: çoğul kalve · tamlayan kalvs
köken: From Old Norse kalfr (“calf”), from Proto-Germanic *kalbaz, cognate with Norwegian, Swedish kalv, Dutch kalf, German Kalb, and English calf.
Og HERREN slog Folket, fordi de havde lavet Tyrekalven, den, Aron lavede. — RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.
Norveççelegg
Dere skal slippe ut og hoppe som kalver. — Ve çıkıp ahırdan salınmış buzağılar gibi sıçrayacaksınız.
Endonezcebetis /bəˈtis/
calf (anatomy: back of the leg below the knee)
çekim: çoğul betis-betis
köken: Inherited from Malay betis, from Proto-Malayic *bətis, from Proto-Malayo-Polynesian *bətiəs, from Proto-Austronesian *bətiəs.
aile: membetis
Mereka juga menyebut mereka sebagai orang-orang (dari) Silalahi. — Çünkü Harun'a buzağı yaptırmışlardı.

Örnek Cümleler

Buzağı bu sabah doğdu.
The calf was born this morning.
Tom buzağıyı damgaladı.
Tom branded the calf.
O buzağı, böğürüyordu da.
It had a sound (as if it was mooing).
Tom buzağıları hadım etti.
Tom castrated the calves.
Romalıların buzağıları güzel.
The calves of the Romans are beautiful.
Her biri kendi altın buzağı için.
For each his own golden calf.
Siz bu buzağı ile sınanıyorsunuz.
You are only being tested by it.
İnek, çift başlı bir buzağı doğurdu.
The cow gave birth to a calf with two heads.
Buzağının, annesinden ayrılması gerekir.
The calf should be separated from its mother.
İnekler her sabah buzağılarına süt verir.
Cows give their calves milk every morning.
Bazı iyi ineklerin kötü buzağıları vardır.
Some good cows have bad calves.
Ama sonra doğurttuğu bir buzağıya aşık olmuş.
But he fell in love with a calf that he delivered himself.
buzağı ile daha fazla örnek cümle →