Ana içeriğe geç
Sözlük
/
çınlamak

çınlamak

/t͡ʃɯn.ɫaˈmak/
verb
TR → EN
"çınlamak" kelimesinin İngilizcesi: clanq, resonate, resound, tinkle. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelclanq
Genelresonate
Genelresound
Geneltinkle

Çekim Tablosu

Geniş zamançınlar
Geniş (olumsuz)çınlamam
Şimdiki zamançınlamakta
Gelecek zamançınlayabilecek
Geçmiş zamançınladı
Şartçınlasa
Gereklilikçınlamalı
Emirçınla

Tanım

•"Çın" sesi çıkarmak
•Yankı vermek
•Tın sesi biraz sürüp gitmek ya da "Çın" diye ses çıkarmak

Diğer Dillerde

AlmancaAnruf, einen Widerhall finden, klimpern, klingeln, Klingeln, mitschwingen (eril) /ˈanʁuːf/
a call upon, an appeal (e.g., to gods, a court, etc.) · a call, a holler · a (phone) call
çekim: çoğul Anrufe · tamlayan Anrufes
eş: Telefonanruf, Zuruf
köken: From Middle High German aneruof, from Old High German anaruof, anahruof. By surface analysis, deverbal from anrufen (literally “calling, ringing”).
Ihr Lied klingt seitdem durch den Weltraum, schon die ganze Zeit. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Fransızcarésonner, tintement, tinter /ʁe.zɔ.ne/
to resonate (to vibrate or sound, especially in response to another vibration) · to ring out, to resound
çekim: geçmiş résonné · ortaç résonné · şimdiki résonne · ulaç résonnant
köken: Borrowed from Latin resonāre.
Cette chanson résonne dans l'espace pendant tout ce temps. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
İspanyolcaresonar, retiñir /resoˈnaɾ/
to resonate · to echo · to ring (usually one's ears)
çekim: geçmiş resoné · ortaç resonado · şimdiki resuena
köken: Inherited from Latin resonāre. Cognate with English resonate and resound.
aile: resonador
Esa canción ha estado sonando en el espacio todo ese tiempo. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
İtalyancaaccordarsi, concordare, risuonare /ak.korˈdar.si/
reflexive of accordare · to agree with · to come to an agreement
çekim: geçmiş accordàtosi · ortaç accordàtosi · şimdiki si accòrda · ulaç accordàntesi
eş: conciliarsi, convenire, fare un compromesso, mettersi d'accordo, trovare un accodo, venire a patti
Quella canzone è risuonata attraverso lo spazio per tutto quel tempo. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Rusçaзвенеть /zvʲɪˈnʲetʲ/
to ring, to jingle, to clink
çekim: geçmiş звене́вший · ortaç звене́вший · şimdiki звени́т · ulaç звеня́щий
köken: Inherited from Proto-Slavic *zvьněti.
aile: зазвене́ть, отзвене́ть, позвене́ть, прозвене́ть
Все это время, их песня звучит в космосе. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Felemenkçeresoneren
meetrillen, meeklinken.
Dat geluid klinkt al zolang door de ruimte. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Portekizceressoar, tinido, tinir /ʁe.soˈa(ʁ)/
to resound (sound again) · to resound (echo a sound) · to resound (reverberate with sound or noise)
çekim: geçmiş ressoei · ortaç ressoado · şimdiki ressoa
köken: From Latin resonāre. Doublet of ressonar.
Essa canção tem estado a tocar através do espaço durante esse tempo todo. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
İsveççepling (nötr)
a ding or a ringing sound (often with a high and clear tone)
çekim: çoğul plings · tamlayan plings
Slå mig en pling när ni är färdiga
Ukraynacaрезонува́ти
Та пісня дзвенить крізь простір весь цей час. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Fincekilahdella, kilahdus, kilahtaa, kilautella, kilauttaa, kilautus /ˈkilɑhdelːɑˣ/
To tingle, jingle.
çekim: geçmiş kilahdellut · şimdiki kilahtelee · ulaç kilahteleva
köken: From kilahtaa + -ella.
Çekçecinkat, zacinkat /ˈt͡sɪŋkat/
to clink, to tinkle, to chink
çekim: geçmiş cinkala · ortaç cinkala · şimdiki cinká
Tato melodie zvučí kosmickým prostorem celou dobu od té chvíle. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Rumencerăsuna
to resound, echo, resonate
çekim: geçmiş răsunat · ortaç răsunat · şimdiki răsună
köken: Inherited from Latin resonāre. Compare the doublet rezona, borrowed through French.
aile: răsunare, răsunător, răsunet
Sunetul lor s-a tot propagat prin spațiu în tot acest timp. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Endonezcemelekat
menempel benar-benar (sehingga tidak mudah lepas):
Lagu itu yang telah terdengar di sepanjang ruang angkasa selama waktu itu. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Vietnamcacộng hưởng /kəwŋ͡m˧˨ʔ hɨəŋ˧˩/
to resonate
köken: Sino-Vietnamese word from 共 and 響.
Bài hát này đã vang lên trong vũ trụ trong cả thời gian này. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Bulgarcaдрънча, дрънчене, звънтене, звънтя, звъня, резонирам /drɐnˈt͡ʃa̟/
to jingle, to tinkle, to rattle
çekim: geçmiş none · ortaç дрънча́л · şimdiki дрънчи́ · ulaç дрънча́щ
köken: Of onomatopoeic origin, from дрън (drǎn, “clatter”) + -ча (-ča).
Тази песен звучи през пространството през цялото това време. — Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
Galiçyacatinguelear
Galcetonc
İrlandacaathshon
resonate
çekim: geçmiş athshonta · ortaç athshonta · şimdiki athshonann sé
köken: From ath- (“re-”) + son (“sound”).
aile: athshonadóir
Makedoncaрезони́ра

Etimoloji

Inherited from Proto-Turkic *čïŋla-. Cognate with Salar çıñna.

Örnek Cümleler

Bu şarkı bütün bu zaman boyunca uzayda çınlamaktadır.
That song has been ringing through space for all that time.
çınlamak ile daha fazla örnek cümle →
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod