perceive

/pəˈsiːv/2 hece
C1 seviye
EN → TR
"perceive" kelimesinin Türkçesi: anlamak, sezmek, idrak etmek, farkına varmak, görmek. perceivably gözle görülecek şekilde. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelanlamak
Genelsezmek
Genelidrak etmek
Genelfarkına varmak
Genelgörmek. perceivably gözle görülecek şekilde
Genelhissedilecek derecede.

Görsel

Anlamak yalnızlıktır, hissetmek son bulmaktır. Bu cümleyi okuyunca insan bir süre durup düşünüyor.

Tanım

•become conscious of

Diğer Dillerde

Almancawahrnehmen
Fransızcapercevoir
İspanyolcaapercibirse de, percibir
İtalyancapercepire
Rusçaвоспринима́ть, восприня́ть
Arapçaأَدْرَكَ, فَهِمَ, وَعَى
Farsçaدرک کردن
Felemenkçewaarnemen
Japonca感知する, 気付く, 知覚する, 認める
Ukraynacaсприйма́ти, сприйня́ти
Çekçevnímat
Macarcaészlel, felfog
Latincedispecto, dispicio, sāgiō, video
Dancabegribe
Bulgarcaвъзприе́ма, възприе́мам, разбера́, разби́рам
Slovakçavnímať
Estoncatajuma
Katalancapercebre
İrlandacaairigh

Etimoloji

From Middle English perceyven, borrowed from Old French percevoir, perceveir, from Latin percipiō, past participle perceptus (“take hold of, obtain, receive, observe”), from per (“by, through”) + capiō (“to take”); see capable. Compare conceive, deceive, receive.

Kelime Ailesi

misperceive
nonperceiving
overperceive
perceivable
perceivance
perceiver
perceivingly
perceivingness
preperceive
reperceive
underperceive
unperceiving

Eş & Zıt Anlamlılar

Eş anlamlılar

Örnek Cümleler

Görmez misiniz?
Can you not perceive?
Görmüyor musunuz?
Can you not perceive?
Işık da algılanır.
light is also perceived.
Hiç görmüyor musunuz?
Can you not perceive?
Nuh dedi: “Binin içine!
Noah responded: "Their judgment rests only with my Lord, if you could perceive."
Bu şekilde düşünebiliriz.
This is one way to perceive matrix multiplication.
Her şeyi algılayan benim.
I am the one who perceives everything.
Yine de görmüyor musunuz?
Can you not perceive?
Bir tehdit algıladığınızda
When you encounter a perceived threat,
Kalp yalanlamadı gördüğünü.
His heart did not falsify what he perceived.
İnancı dahi algılayan benim.
I am the one who perceives even belief.
Gördüğünü gönlü yalanlamadı.
His heart did not falsify what he perceived.