Harap bir evde yaşıyorlardı.
They lived in a dilapidated house.
Göztepe forması giymektedir.
It wears a dilapidated look.
Olay yeri harap olmuş bir moteldeydi.
The crime scene was in a dilapidated motel.
Yıkılmış tahkimatlar da Edessa, Batnae ve Amida'da tamir edildi.
The dilapidated fortifications were also upgraded at Edessa, Batnac and Amida.
1642'de inşa edilen barok Slonim Sinagogu, harap bir durumdadır.
The baroque Slonim Synagogue, built in 1642, remains in a dilapidated state.
Konstantinopolis bu sıralarda terk edilmiş ve yıkık dökük bir durumdaydı.
Constantinople by this stage was underpopulated and dilapidated.