Zamanı geri saralım.
So it looks like they're all kind of clumped together if you go back a few hundred million years.
Kümeler, gruplar, klanlar ve kabileler
Clusters, clumps, clans and tribes
Birikintiler bir araya gelip yığınlar haline geldiler.
These debris began to gather, forming clumps.
Kirpikleri ayırmayı unutmayın ki üst üste toplanmasınlar.
Separate them so we have no clumping.
Kafkasya, Türkiye'nin kuzeydoğusu ve Kuzey İran'a endemiktir.
Growing to 60 cm (24 in) tall and broad, it is a clump-forming perennial with divided leaves.
Büyüdükten sonra, hücreler kümeler halinde bir araya toplanır.
Once enlarged, the cells clump together in clusters.
Bilirsiniz şöyle hisler geliyor, "Aman Tanrım, kötüye gidiyorum.
Sometime in clumps, jumping away, no? Then the feeling of, you know, 'My God, I am losing ground.
Mikrosporlar, massulae adı verilen kümelere yapışma eğilimindedir.[1]
Microspores tend to adhere in clumps called massulae.[1]
Bahçelerde, kümeler oluşturacağı kenar veya köşelere yerleştirilebilir.
In gardens it can be placed at borders or corners, where it will form clumps.
Şişme ve topaklanma, konakçı hücrelerin önemli ölçüde şiştiği bir SPE'dir.
Swelling and clumping is a CPE where host cells swell significantly.
Bu da yüksek şekilde yoğunlaşmış bir nötr madde kümesi, uzak evrende dönerken.
This is a a highly condensed clump of neutral matter, spinning in the distant universe.
C. speciosum yakın çekim C. speciosum var. bornmuelleri yakın çekim C. speciosum 'Album' kümesi
C. speciosum close-up C. speciosum var. bornmuelleri close-up C. speciosum 'Album' clump