accumulate

/əˈkjuːmjʊˌleɪt/4 hece
C2 seviye
EN → TR
"accumulate" kelimesinin Türkçesi: yığmak, toplamak, biriktirmek, birikmek, (çoğ.)almak. Anlamı, çevirisi, telaffuzu ve örnek cümleler aşağıdadır.

Çeviri

Genelyığmak
Geneltoplamak
Genelbiriktirmek
Genelbirikmek
Genel(çoğ.)almak
Genelyığılmak.

Tanım

•increase in amount by collecting or gathering

Diğer Dillerde

Almancaaufstauen, sich vermehren
Fransızcaaccumuler
İtalyancaaccumularsi
Rusçaаккумули́ровать, копи́ть, копи́ться, нака́пливать, нака́пливаться, накопи́ть
Felemenkçe(zich) vermeerderen, accumuleren, opstapelen, vermeerderen, zich opstapelen
Japonca溜まる, 積む, 蓄積する
İsveççeackumulera
Lehçeakumulować, akumulować się, zakumulować, zakumulować się
Ukraynacaакумулюва́ти, нагрома́джувати, нагрома́дити, накопи́чити, накопи́чувати
Macarcafelgyülemlik, felhalmoz
İbraniceאָגַר, הִצְטַבֵּר, נֶאֱגַר, צָבַר
Latinceaccumulō, cumulō
Dancaakkumulere
Endonezceakumulasi
Bulgarcaнатру́пам, натру́пвам, съби́рам се, увелича́вам се
Taycaเก็บ
İrlandacatiomsaigh
Gürcüceდაგროვება, მოგროვება, შეგროვება
Esperantoamasigi, amasiĝi
Maltacaakkumula
Belarusçaзапа́сіць, назапа́сіць, назапа́шваць, накапі́ць, накапля́ць, нако́пліваць
Amharcaአከማቸ

Kelime Ailesi

accumulable
accumulative
bioaccumulate
decumulate
hyperaccumulate
hyperaccumulating
misaccumulated
nonaccumulating
overaccumulate
preaccumulated
reaccumulate
reaccumulated
unaccumulate
unaccumulated

Eş & Zıt Anlamlılar

Örnek Cümleler

Suyu topluyorlar.
They accumulate the water.
PCB ler toplanıyorlar.
PCBs accumulate.
Servet toplamaya çalıştı.
He tried to accumulate wealth.
Bazı yeni birimler eklendi.
We just accumulated new ones.
Masanın üstünde toz birikmiş.
Dust had accumulated on the desk.
Güneş enerjisini topluyorlar.
They accumulate the solar energy.
Toz tavan arasında birikmişti.
Dust had accumulated in the attic.
O büyük bir servet biriktirdi.
He accumulated a large fortune.
Tom bir sürü hurda biriktirdi.
Tom has accumulated a lot of junk.
Faiz nedeniyle sermaye çoğaldı.
Capital accumulated because of interest.
Boston'da diz boyu kar birikti.
The snow has accumulated knee-deep in Boston.
Tom büyük bir servet biriktirdi.
Tom accumulated a large fortune.